177. Sayı Editör’den

177. Sayı Editör’den
islamcokguzel-reyhaniyayinlari-hz-muhammed-kitap-kampanyasi

Esselamu aleyküm…

Müslümanlar İslam’ın zuhurundan sonra çok farklı dönemler yaşadılar. İslam’ın tam tatbik edildiği ve sosyal adaletin tesis edildiği “Asrı Saadet” yani mutluluk asrı dediğimiz dönemler yaşandığı gibi, iç ihtilaflarla Müslümanların birbirlerine girerek heybet ve gücünü kaybettiği dönemlerde yaşanmıştır.  Bu ihtilaflı dönemlerde Müslümanlar mazlum duruma düşmüş ve Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem Efendimizin Ehl-i Beytinin canına kıyılacak kadar ileri gidilmiştir.

Dünya tarihi zaten hep bu tekelubatlarla devam eden bir hayattır. Ama şunu görüyoruz ki yaşadığımız bu zamanda Müslümanlar, yaşadığı felaketleri hiçbir dönemde yaşamamışlardır. Müslümanlar yeryüzünün hem mazlumları hem de hâkim güçler tarafından yeryüzünün zalimleri olarak gösterilebilmektedir.

Hicri üçüncü asırdan sonra Müslüman âlimler var olan İslam’ın ahlaki ve şefkat ölçülerini bir araya getirerek ‘tasavvuf’ ismi altında tedrisata ve talime başladılar. Bu hizmetler belli bir dönemde İslam’ın yayılışında da etkili oldu. Bugün bile her tarihçinin rahatlıkla gördüğü bir hakikat vardır ki oda bu tasavvufi çalışmalar neticesinde İslam barış ve ince bir söylemle yayıldı yeryüzüne… Fetihle gidilemeyen çok uzak topraklara söz konusu mutasavvuf âlimler ve baba dervişler giderek insanlara İslam’ı tebliğ ettiler.

Hala Himala’ya çevresinde bulunan Müslüman topluluklara “mansuri” denilmesinin sebebi de bu çalışmalardır. Zira zamanında Hallacı Mansur kuddise sirruhu oralara gitmiş ve halkın İslam’la şereflenmesine vesile olmuştur.

Daha sonraki yıllarda imam Bahauddin Nakşibend gibi âlimler, bu tasavvufi akımı bir mektep ve prensipler dairesinde birleştirmiş ve harika nesiller yetiştirmişlerdir. İslam’ın zahiri şeri kaidelerinden ödün vermeden, bidat ve hurafelerle mücadele ederek bu mekteplerde hem değerli âlimler yetişmiş hem de doğal süreci içerisinde İslam toplumunun tecdidini de gerçekleştirmişlerdir.

Asrımızda özellikle Arap havzasında var olan şiddet eğilimli, sözüm ona İslami oluşumların tek sorunu İslam ahlak ve nezaketinden/tasavvufi anlayıştan uzak olmalarıdır. Her ne kadar naslara bağlı bir İslami söylemle ortaya çıkılıyorlarsa da işin esası bu değildir. Aslında, Hariciliğin ortaya çıkmasında en önemli neden, çöl hayatı merkezli bedevi kültüründen kaynaklanan, insanın zapt u rapt altına alınmasına tepki ve buna cahiliye döneminin zihin yapısını karakterize eden “bireysel bağımsızlık/özgürce yaşam eğiliminin” de önemli bir etkisi olduğu eklenebilir.

Diyebiliriz ki bu gün Müslümanların yeniden bir araya gelebilmeleri, eski izzet ve şereflerine kavuşmaları için tasavvufi mekteplerin çoğaltılması lazım. Ve şeriatın naslarına bağlılığı ilke edinmiş Bahauddin Şahı Nakşibend gibi İmamların sedasına gönlümüzü açmamız gerekiyor.

Nakşi yolu İslam’ın sahih yollarından birisi; selamet yolu, şefkat yolu, hikmet ve nebevi bir yoldur.

Allahu Zülcelâl hepimizi o büyüklerden bereketlendirsin. (Âmin)

Reklam
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ