Af ve ‘Şefaat Gecesi’

Af ve ‘Şefaat Gecesi’
islamcokguzel-reyhaniyayinlari-hz-muhammed-kitap-kampanyasi

TEBRİK:

10 Mayıs 2017 Çarşamba’yı Perşembe’ye bağlayan gece, kutlu ve mübarek Berat Gecesi olup ilahi af için büyük bir fırsattır. Elimizde değerlendirme fırsatı varken, gafillerden olmayalım, Allahu Zülcelal’in razı olacağı salih amellerle değerlendirelim. Kıymetini bilelim!

Bu vesileyle Gülistan Dergisi olarak, tüm mümin kardeşlerimizin Berat Gece’sini tebrik eder, Âlem-i İslam için hayırlara vesile olmasını dileriz.

Allah, isteyene istediğini verir!

Dinimizin mübarek ve mukaddes kabul ettiği zamanlar ve mekânlardan biri de Berat gecesidir. Berat gecesi, kameri aylardan mübarek Şaban ayının on beşinci gecesi olup miladi takvimde, bu sene 10 Mayıs Çarşamba gecesine denk gelmektedir.

 

Allah-u Zülcelâl, bütün gün ve gecelerde insanı affeder ama Berat gecesinin, senenin bütün geceleri içinde, müminlerin af ve mağfiret edilmesi açısından mümtaz bir yeri vardır. İnsanın eline böyle bir fırsat geçtiği zaman bunu değerlendirmelidir.

 

Nitekim Hz. Peygamber sallallahu aleyhi vesellem hadisi şerifte şöyle buyurmuştur: “Şaban ayının yarısı (Berat gecesi) gelince; gecesini namazla, gündüzünü oruçla geçiriniz. Allah o gece güneşin batmasıyla, dünya göğüne tecelli eder ve şöyle der: “Benden af dileyen yok mu? Onu affedeyim. Rızık isteyen yok mu? Ona rızık vereyim. Şifa isteyen yok mu? Ona şifa vereyim.” Başka bir rivayette; “Allah-u Teâlâ, Şaban’ın on beşinci gecesi tecelli eder ve anne babasına asi olanlarla Allah’a ortak koşanlar dışında bütün kullarını bağışlar.” (Tirmizi, İbn Mace)

 

Allah-u Zülcelâl’in dünya göğüne tecelli etmesinden maksat;  rahmetiyle, affıyla ve ihsanıyla kullarına yakın olmasıdır. Demek ki Allah-u Zülcelâl bu gecede bizleri, rahmetine ve affına davet etmektedir. Onun için o gece, Allah’ın bol olan merhametine ve rahmetine sığınmalıyız.

 

Duhan sûresinin 2-3 ve 4. âyetlerinin Berat Gecesi’nden bahsettiği bildirilmektedir. Âyetlerin meali şöyle: “O apaçık kitaba and olsun ki, biz onu gerçekten mübarek bir gecede indirdik. Çünkü biz onunla insanları uyarmaktayız. Bütün hikmetli işler o gecede tefrik olunur.”

 

Bu ayetler hakkında iki görüş vardır. Çoğu tefsir bilginlerinin görüşüne göre, bu mübarek gece Kadir Gecesi’dir. İkrime bin Ebi Cehil’in de dahil olduğu bir grup alim ise; bu gecenin Berat Gecesi olduğunu söylemişlerdir. Her iki tefsiri birleştiren diğer bir görüşe göre de, hikmetli işlerin ayırımının yapılmasına Berat Gecesi’nde başlanmakta ve bu işlem Kadir Gecesi’ne kadar devam etmektedir. Bu hikmetli işler nelerdir ve ayetin manası nedir?

 

İbni Abbas’tan rivayet edildiğine göre, hikmetli işlerin birbirinden ayırd edilmesi şu şekilde cereyan etmektedir: “Bu seneden gelecek seneye kadar meydana gelecek olayların hepsi ayrı ayrı melekler tarafından defterlere yazılır. Rızıklar, eceller, zenginlik, fakirlik, ölümler, doğumlar hep bu esnada kaydedilir. O yılki hacıların sayısı bile bu devrede takdir olunur. Herkesin ve her-şeyin o sene içindeki mukadderatı kaydedilir. Rızıkla alakalı defterler Mikail Aleyhisselâma verilir. Savaşlarla ilgili defterler Cebrail Aleyhissalama verilir. Ameller nüshası dünya semasında görevli melek olan İsrafil’e verilir ki bu büyük bir melektir. Ölüm ve musibetlerle ilgili defter de Azrail Aleyhisselâma teslim edilir.

 

Fahreddin er-Râzî”nin açıklamasına göre bu defterlerin düzenlenmesi Berat Gecesi’nde başlar, Kadir Gecesi’nde tamamlanarak her defter sahibine teslim edilir. (1 Hülâsâtü’l-Beyân, XIII/5251.)

 

Kur’an’ın Berat gecesi indirilmesi ne demektir?

Kur’ân’ın bu gecede indirilmesi meselesine ise şöyle bir açıklama getirilmektedir: Berat Gecesi, Kur’an-ı Kerim’in levh-i mahfuzdan dünya semasına toptan indirildiği gecedir. Buna inzal denir. Kadir Gecesi’nde ise Peygamberimiz sallallahu aleyhi veselleme ilk kez ve parça parça indirilmeye başlanmıştır. Buna da tenzil denir.

 

Bu gecenin beş özelliği vardır:
1) Bu gecede önemli işlerin seçimi ve ayırımı yapılır.
2) Bu geceyi ibadetle geçirenlere yardımcı olması amacıyla Allah tarafından melekler gönderilir.
3) Bu gece bağışlanma ve af gecesidir.
4) Bu gecede yapılan ibadetlerin fazileti çok büyüktür.
5) Bu gecede Peygamberimize şefaat yetkisinin tamamı verilmiştir. Bu yetkinin üçte biri Şaban’ın onüçüncü günü, üçte biri Şaban’ın ondördüncü günü, geri kalan üçte biri de Şaban’ın onbeşinci günü verilmiştir.

Anne ve babasını incitenler, büyücüler, başkalarına kin besleyenler içki düşkünleri bu gecenin faziletinden yararlanamazlar.

Bu konuyla ilgili olarak şu hadisler rivayet edilmektedir: Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem, bu geceyi Hz. Âişe radıyalllahu anhum anamıza anlatırken şöyle buyurmuştur:
“Bu gece Şaban’ın onbeşinci gecesidir. Allah Teâlâ bu gecede Benü Kelb kabilesinin koyunlarının tüyleri sayısınca insanları Cehennem’den kurtarır. Ancak kendisine şirk koşanların, müslümanlara karşı kin ve düşmanlık besleyenlerin, akrabaları ile münasebeti kesenlerin, gururlu ve kibirlilerin, ana-babasına asî olanların ve içki içmeye devam edenlerin yüzüne bakmaz. ” (Münziri, et-Tergîb ve’t-Terhib, II, 118).

İnsanların bir sene içerisindeki rızıkları, zengin veya fakir olacakları ve ecelleri gibi mühim hususlar o gece içerisinde meleklere bildirilir. O geceyi ibâdet ve tâatla geçirmek ve nafile namaz kılmak sevaptır. Fakat o geceye mahsus belirli bir namaz şekli yoktur. Nitekim Peygamber Efendimiz bu geceyi ibadetle geçirmiş ve Allah’a şöyle dua etmiştir: “Azabından affına, gazabından rızana sığınır, senden yine sana iltica ederim. Sana gereği gibi hamdetmekten âcizim. Sen seni senâ ettiğin gibi yticesin. ” (Münziri, Tergib, II, 119, 120).

 

‘Azat’ ve ‘Şefaat Gecesi’

“Hz. Peygamber sallallahu aleyhi vesellemin, Şaban’ın on üçüncü gecesi yaptığı dua üzerine, Allah’ın kendisine, ümmetinin üçte biri üzerine şefaat yetkisi verdiğini; on dördüncü gecesi yaptığı dua üzerine kendisine ümmetinin üçte ikisi üzerine şefaat yetkisi verdiğini ve on beşinci gecesi dua etmesi üzerine, ısrarla Allah’ın emrinden kaçanlar dışında kalan bütün ümmeti üzerine şefaat yetkisi verildiğini bildiren bir rivayete dayanarak, Şaban’ın on beşinci gecesine “Şefaat Gecesi” adı verilmiştir.” (Alusi)

 

Peygamberimiz gibi yapalım

Hz. Peygamber aleyhissalatu vesselam, Berat Gecesi’ne çok önem vermiştir. Hz. Âişe radıyallahu anha validemizin anlatımıyla: “Hz. Peygamber aleyhissalatu vesselam geceleyin kalkıp namaza durdu. Secdeyi o kadar uzattı ki, ruhunu teslim ettiğini zannettim. Onu böyle hareketsiz görünce kalkıp başparmağını hareket ettirdim, hareket edince geri yerime döndüm ve secdesinde şöyle dua ettiğini işittim:

“Azabından affına sığınırım, gazabından rızana sığınırım, senden yine sana sığınırım. Ben Seni, Senin kendini övdüğün gibi övemem.”

Başını secdeden kaldırıp namazdan ayrılınca:

– Ey Âişe! (Bir rivayete göre Humeyra!) Resulullah’ın senin hakkını yerine getirmediğini mi zannettin? Buyurdu. Ben:

– Hayır, vallahi Ya Rasulellah! Secdeyi uzatmandan dolayı ruhunun kabzedildiğini zannettim, dedim. Bunun üzerine Hz. Peygamber aleyhisselam:

– Bu gece hangi gecedir, biliyor musun? Dedi. Ben:

– Allah ve Resulü daha iyi bilir, deyince şöyle buyurdu:

– Bu, Şaban’ın on beşinci gecesidir. Allah, Şaban’ın on beşinci gecesinde kullarının haline muttali olur, bağışlama dileyenleri bağışlar, yardım dileyenlere yardım eder, kin tutanları oldukları gibi mağfiretinden geri bırakır.” (Beyhaki)

 

Bu hadis-i şeriften de anlaşılacağı gibi, Hz. Peygamber sallallahu aleyhi vesellem bu geceyi dua ederek, yalvararak ve ibadet ederek geçirmiştir. Biz de oturarak değil, aynen Hz. Peygamber aleyhissalatü vesselamın yaptıklarını tatbik ederek ona mutabaat yapmalıyız.

 

Ecelimiz, rızkımız, başımıza gelecek her türlü felaket, Berat gecesi tayin olunur ve vazifelilerine bu akşam tebliğ edilir. Mesela, bu sene içinde ölecek kimse, Azrail aleyhisselama bildirilir. Artık, ölüm gününe kadar her gün ölüm meleği onu ziyaret eder. Yağmur, kar, fırtına, zelzele, bereket, saadet, felaket bu gece takdir olunur. Yani, vazifelilerine bildirilir. Alnımızın yazısı, şekavetimiz (bahtsızlığımız) yahut saadetimiz (mutluluğumuz) bu gece takdir olunur.

 

Bu dünya rahatlık yeri değildir. İnsan, dünya rahatı ile sevinmemelidir. İnsanın kalbine, dünya sevinci geldiği zaman düşünmelidir. “Ne seviniyorsun bununla! Çünkü mutlaka ondan bir gün ayrılacaksın” diye, kendi nefsine nasihat etmelidir.

 

Reklam
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ