ATAULLAH İSKENDERİ HAZRETLERİ

ATAULLAH İSKENDERİ HAZRETLERİ
islamcokguzel-reyhaniyayinlari-hz-muhammed-kitap-kampanyasi

Evliyânın büyüklerinden olup, adı Ahmed bin Muhammed’dir. İbn-i Atâullah İskenderî, Tâcüddîn-i İskenderî isimleriyle tanınmış, meşhur olmuştur.

Mâlikî mezhebi âlimlerinin ve Şâzilî tarîkatının büyüklerindendir. İbn-i Atâullah hazretleri, Ebü’l-Abbâs-ı Mürsî ile Yâkût-i Arşî’den ilim öğrenip feyz ve bereketlerinden istifâde etti. Tasavvufta Ebü’l-Abbâs Mürsî hazretlerinin sohbetlerinde kemâle erdi. Tefsîr, hadîs, fıkıh, nahiv, usûl ve benzeri ilimlerde çağının söz sâhibi olan âlimlerinden biriydi.

En meşhûr talebesi Ebü’l-Hasan-ı Sübkî’dir. Hikem-i Atâiyye, Letâif-ül-Minen kitapları ile İbn-i Teymiyye’ye yazdığı reddiye meşhûrdur.

Ataullah İskenderi Hazretleri 1309 (H. 709) senesinde Mısır’da vefât etmiştir. Kabri, Karâfe Kabristanındadır. Allahu Zülcelal bizi onların bereketinden istifade edenlerden eylesin. (Âmin)

Ataullah İskenderi Hazretlerinin
hikem’inden seçmeler

* Faydalı ilim, göğüste şuaları yayılan ve kalbin üzerindeki perdelerin kalkmasına vesile olan ilimdir.

* İhmal ettiğin salih amellerden dolayı üzülmemen ve işlediğin günahlardan dolayı pişmanlık duymaman, kalbinin ölü olduğunun belirtilerindendir.

* Günahlarını yüce Allah’a olan hüsn-ü zannını sarsacak kadar gözünde büyütmemelisin. Zira Rabbinin eşsiz kerem sahibi olduğunu bilen, O’nun keremi yanında günahlarını küçük görür.

* Günah işlemen, istikamet kazanacağından umudunu kesmene sebep olmasın. Zira bu, hakkında takdir edilen en son günah olabilir.

* Varlığını küçümseyip görmezlikten geldiğin amelden kabul edilmesi daha çok umulan bir amel yoktur.

* Yaptığın taat (ibadet)leri kendi güç ve kuvvetinle yaptın diye sevinme bilakis, onları ancak Allah’ın lutfuyla yapabildiğinden dolayı sevin. Ayeti Kerimede mealen buyuruluyor: “De ki: Allah’ın lutuf ve rahmetiyle, sadece bununla sevinsinler. Bu, onların toplayıp yığdıklarından daha hayırlıdır.” (Yunus, 58)

* Riya, halkın gördüğü hallerle sınırlı değildir, kimsenin görmediği durumlarda da meydana gelebilmektedir.

* (Zahırî ve batınî şartlarına riayet edilerek kılınan) namaz, kalpleri günah kirlerinden temizlemekte ve gayb kapılarının açılmasına vesile olmaktadır.

16-) Hiçbir şey uzlete çekilip yüce Allah’ın eşsiz sanatını düşünmek (tefekkür etmek) kadar kalbe fayda vermemektedir.

* Salih amelleri dünya işlerinden sonraya bırakman, nefsin ahmaklığındandır. (Zira dünya işleri tükenmemektedir)

* En büyük talihsizlik, dünyalığa yeterince sahip olduğun halde Allah’a yönelmemen ve engellerin azaldığı halde O’na gitmemendir.

* Zikir esnasında kalbini tam olarak Allah’a bağlayamazsan bile zikri terk etme; çünkü zikri tamamen terk etmen, zikir esnasında gafil olmandan daha kötüdür. Kaldi ki, olabilir ki yüce Allah seni gafletle zikir yapmaktan kurtarıp uyanık (muteyakkız) bir kalple zikir yapacak dereceye, uyanık bir kalple zikir yapmaktan kalbin Allah’la beraber hazır bulunarak zikir yapacak dereceye ondan da bütün fanileri unutarak kalpte Allah’tan başka hiçbir şeyin olmadığı halde zikir yapacak dereceye yükseltir. Ayeti kerimede mealen buyuruluyor; “Bu, Allah’a hiç de güç değildir.” (İbrahim, 20)

* Eğer bitmez bir izzete sahip olmak istiyorsan, yok olacak (geçici) izzete (şan şöhret, ün vs.) kıymet verme.

* Eğer yüce Allah’ın lutfuna mazhar olmak istiyorsan, O’na olan fakr ve ihtiyacını onaylatmalısın; Çünkü “Sadakalar yalnızca fakirler içindir…” (Tevbe, 60)

* Senin için vakitlerin en hayırlısı, Rabbine olan ihtiyacının farkına varıp, zillet içinde O’na yalvarıp yakardığın vakittir.

* Bütün günahların, gaflet ve şehvetin kaynağı: kişinin kendi nefsinden memnun olması (ayıplarını görmemesi)dir. Bütün taatlerin, gafletten kurtulmanın ve iffet sahibi olmanın kaynağı ise kişinin kendi nefsinden memnun olmaması (ayıplarını görmesi)dir. Şüphesiz nefsinden memnun olmayan bir cahille arkadaşlık yapman, nefsinden memnun olan bir âlim ile arkadaşlık yapmandan daha hayırlıdır. Zira nefsinden memnun olan bir âlimin ilmi ne kadar faydalı? Nefsinden memnun olmayan cahilin cehaleti de ne kadar zararlıdır? (sen düşün).

* Yüce Allah’ın kendisini şehvet ve gaflet esaretinden kurtaracağından ümitsiz olan kimse, şüphesiz ki yüce Allah’a acizlik nisbet etmiş olur. Ayeti kerimede mealen buyuruluyor; “Oysa Allah her şeye muktedirdir.” (Kehf, 45)

* Kalbe yerleşen şehveti ancak insanı rahatsız eden bir korku (Allah korkusu) veya insanı tedirgin eden bir özlem (Allah sevgisi) çıkarabilir.

* Çaresizlik (içinde yalvarman) gibi duanı Allah’a yükselten, zillet ve iftikar (muhtaç olma) gibi de Allah’ın ihsanlarını sana ulaştıran bir şey yoktur.

* Senin Allah’ın kefil olduğu rızk için çaba gösterip senden istenen ibadet konusunda ihmalkâr (gevşek) davranman, basiretinin kapalı olduğunun delilidir.

* Bazen Allah, sana taat (ibadet) kapılarını açıp kabul kapılarını kapatır iken (onları riya ucb vb. nedenlerden dolayı kabul etmez iken) bazen işlediğin günahları (onlardan aşırı derecede pişmanlık duyup tövbe ettiğin için) rızasına kavuşmana vesile kılar.

* Allah, (kalben) seni halktan uzaklaştırdığı zaman, bilki kendisiyle üns (yakınlık) halinde olmanı istemektedir.

* Hal (yaşantı) ve kali (sözü)yle seni Allah’a yaklaştırmayan (yöneltmeyen) kimseyle arkadaşlık yapma.

* Tamah (hırs)’tan sakın. Zira zillet ancak tamahla dal budak salar.

* Kişinin kendi hakkında tevazu iddiasında bulunması, gerçekte kibirliliktir. Zira kişinin kendi kendine mütevazılık yakıştırması, haddı zatında kendisini, kendisinde gördüğü ve layık olduğunu düşündüğü yücelikten daha küçük gördüğünün ürünüdür(ki gerçek kibir de budur). O halde ne zaman kendine mütevazılık yakıştırmasında bulunursan, o zaman gerçek mütekebbir (büyüklük taslayan)sın.

* Zül ve iftikara (alçak gönüllülüğe) vesile olan bir günah, kişinin kendini büyük ve saygın görmesine vesile olan bir taattan daha üstündür.

* Allah’a ulaşmak, gerçek anlamda O’nu bilmek demektir. Yoksa (ontolojik anlamda) Rabbimiz, herhangi bir şeyin kendisine veya kendisi herhangi bir şeye ulaşmaktan münezzehtir.

* Yüce Allah’ın (Rububiyet) vasıflarına yapış ve bunu ubudiyet (kulluk) vasıflarını ortaya koyarak gerçekleştir.

* Kulun nafile amellere (hayırlara) koşup, farz ve vacipleri terk etmesi, hevasına uyduğunun belirtilerindendir.

* Kişinin bidayette (başlangıçta) Allah’a yönelmesi, nihayetinin (sonunun) iyi olduğunun göstergelerindendir. Bidayeti parlak olanın nihayeti (sonu) da parlak olur.

* Allah katındaki değerini öğrenmek istiyorsan, seni ne ile meşgul ettirdiğine (uğraştırdığına) bak.

* Kişinin güzel taatlerde bulunmamasından dolayı (sözde) üzüldüğü halde hiçbir çaba göstermemesi, kendi kendini aldattığının (ve dolayısıyla helak da olduğunun) belirtilerindendir.

* Yüce Allah’ın senin dışını takva, içini teslimiyetle süslemesi; sana verdiği en büyük nimettir.

* Yüce Allah’ın sana yetecek rızık verip, seni azdıracak miktardan mahrum etmesi, senin üzerindeki nimetini tamamlamasındandır.

* İçinde bulunduğu nimetlerin kadrini (değerini) bilmeyen, onları kaybettiğinde öğrenir.

Reklam
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ