“Başkasının Aşkıyla Âşık Olunmaz” Kardeşim!

“Başkasının Aşkıyla Âşık Olunmaz” Kardeşim!
islamcokguzel-reyhaniyayinlari-hz-muhammed-kitap-kampanyasi

Beylik laflar etme…

“Başkasının aşkı ile âşık olunmaz” demiş eskiler. Frenlemeyi öğretmek niyetindelermiş büyük işlere yeltenen kimseleri.

Belki de haddini aşacak boyutta, büyüklerden apardığı sözlerle büyüklük taslamak niyetinde olan kimselere, ‘Deme oğul’ demekmiş niyetleri…

Şimdilerde ortalık pek bir dolu, bu sahte âşıklarla. Necip Fazıl Kısakürek Üstadın bir tespiti ile büyük tehlike arzediyor sahte kahramanlar: ‘En tehlikeli şey sahte benzerliklerdir.’ diyor Üstad…

Büyüklerin, kendi makamlarından bakınca çokta üst perdeden görülmeyecek olan bir takım sözlerini, o makama erişmemiş kimselerin o makamın adamıymış gibi konuşmaları, büyüklerin büyük sözleri ile caka satmaları, büyük problemlere sebep olabilir. Meselâ diyelim ki bizim Yunus, veli, mutasavvıf, şair;

‘Hoştur bana senden gelen,
Ya gonca gül, yahut diken,
Ya hayattır, yahut kefen.
Kahrın da hoş, lütfun da hoş…‘
demiş.

Şiir dedik, dillere pelesenk ettik geziyoruz avare yüreklerle. Peki, ama elimize diken batsa, ‘Hay Allah kahretsin’ deyiveriyoruz, düşünmeksizin; ezayı da yaratanın Allah olduğunu.

Ne oldu şimdi, her şeyin hoş geldiğinden dem vurduğumuz beylik sözlere?

Öylesine seviyorsak deyiverelim, kocaman yüreklerimizle hiç durmadan. Yoksa ‘Başkasının aşkıyla âşık olunmaz’ kardeşim. Susu verelim; dua edelim öyle olabilmek temennisiyle.

Hani hikâye edilir bir yiğitten, bir cezaya çarptırılmış suçlu ya da suçsuz. Ardı ardına kırbaçları yermiş sırtına da bir ‘ah’ dahi demez imiş. Garip bir hâl! Sual edilince kendisinden, ‘Sevdiğinin orada olduğunu, onun yanında ‘ah’ etmenin yakışmayacağını’ dillendirmiş yiğit. Âşık olmuş da aşkı hatırına susmuş susanlar, aşkı ile coşup konuşanlar gibi…

Âşık değilsen de konuşmak serbest kardeşim, yeter ki âşıkların makamından laflar dolama ağzına!

Gariptir, beylik laflarımız hep olmayacak işler için saçılır etrafa; “Abi vericen bana otomatiği, yanıma da benim gibi iki adam, gider temizlerim o zalimleri o topraklardan. Biz Anadolu çocuğuyuz be. Bizim bileğimiz bedeldir bilmem kaç tanesine.”

Ya bırak kardeşim bu helyum gazı doldurulmuş balon gibi uçmayı. Çok iyi biliyoruz ikimizde kimsenin seni oraya öyle göndermeyeceğini, atıyorsun durmadan. Sonra seni gaza getiren Rambo, yenildikleri savaşın filmini yapan adamların sahte kahramanı. Yok öyle, tek başına savaş kazanmak falan. İki kişiyle gidip memleket kurtaran Polat Alemdar da gerçek değil vallahi! Bak o gazetecilerin sorusuyla sıkışıp, “el-Fatiha” diyerek aradan sıvışmış bir adamdır. İnanma her silah sesiyle öyle bir kalbinden, bir anlından vura vura adamları devirdiğine.

Bırak sahte kahramanları

Gel bir reel kahramanlık örneği vereyim sana da görelim hele beylik lafları. Hz. Osman radıyallahu anh, yaşamış bir kahraman. Memleketin kıtlıkta olduğu bir zamanda develer yükü malzemeyi, yüksek kârlar teklif edilmiş olmasına karşılık dahi satmıyor şehrin tüccarlarına. Halk da sıkıntıda, tüccar da… Bire elli veriyorlar kabul etmiyor Hz. Osman. “Ne istiyor bu Osman” (radıyallahu anh) diyorlar. “Daha ne kadar kâr istiyor?” Allah’ın bire yedi yüz verdiğini biliyor Hz. Osman: “Bire yedi yüz vereni buldum, onundur mallar” diyerek, hibe ediyor bütün kervanı, bir kuruş almadan, ücretsiz. Allah yolunda tasadduk. Halk kahramanı. Gerçek…

Asırlar geçmiş anlatıyoruz bak. DVD kaybolsa unutacaksın sen, senin sahteleri…

‘Kelamın büyüğü büyüklerin kelamıdır’ der bir kelam-ı kibar. Öylesine büyük bir kelam zannederim ‘başkasının aşkıyla âşık olunmaz’ kelamını. Neler barındırır içinde düşünen kalpler için.

İlim sahibi olmadan âlim gibi yazıp çizme, konuşma. Yanlış yaparsın. Vebali büyük olur. Beylik laflara ne lüzum var ahiretini yakacaksın, ahirette yanacaksın! Herkes bildiğinden sual olunacak kardeşim, sen neden bilmediğin şeylere dalarsın.

Dur yapma ne olur: ‘Başkasının ilmiyle âlim olunmaz!’

Ulemanın isminden habersiz kimseler onların kelamını tenkid eder durur olmuş. Meydan boş oluverince sallamak kolay oluyor yüce ruhların ardından.

Atış serbest dedik ya, her gün bir başka ülkenin analisti olarak uyanıveriyoruz, öğlene doğru memleketi kurtarmışlığın verdiği yorgunluğa aldırmadan diğer ülkeleri kurtarmak adına yapılacak siyasi adımlara dair çalışmalar başlıyor eş dost ile.

Ticari hayatımız, sosyal meseleler, asırlık problemler her gün çözülüyor bizim çay sohbetlerinde; ertesi gün sil baştan yeni tezler, yeni kitlelere benzer hitabeleri yeniden icra ediyoruz.

Akşamlar mühim; tüm problemlerin çözümünde yegâne dayanağımız, fikir babamız, günün yorgunluğunu da onunla attığımız TV dizileri(!) Sanki her şey oradan, her şey oradaymış da yokmuş, başka sermayemiz!

Nasıl anlatacağız bilmiyorum yorgun zihinlere; başkasının kamerası ile gerçekler görülmez, başkasının rolüyle adam olunmaz, başkasının senaryosu ile büyük düşünülmez diye.

Reklam
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ