BİR GECE TEFEKKÜRÜ

BİR GECE TEFEKKÜRÜ
islamcokguzel-reyhaniyayinlari-hz-muhammed-kitap-kampanyasi

Arı bal yapar, fakat balı izah edemez. Şair, şiiri yazar nasiplenenler olur ama fikre ters ise okunmaz, hayata uygulanırsa alınır. Ayna görevi yapıyorsa sürekli bakılır, satırların arasında kendini bulmak sanatıdır bu. Bunları herkes kolay kolay anlayamaz.

İnsanın masumiyetinin gerçekçiliği satırlarında gizlidir. Bir elmanın yüreğine gizlenen tohum, görünmez bir elma bahçesi olduğu gibi, insan da hakikat-ı muhammedi’ye cihetiyle kainatın çekirdeği olmuştur. Binler âlemi kendisinde barındıran Allah’ın Esma’larının tamamına aynadârlık yapabilecek bir potansiyelde yaratılmıştır.

Geceyse, manzara denizse, çay da varsa insan içleniyor. Dışarıda hiçbir ses yoksa, yıldızlara baktığınızda hayatın gayesini anlıyorsanız ve hayatı acılaştıran ölümü anıyorsanız; O zaman, belki o kapıyı çalma şerefine erersiniz.

Şöyle şehirden uzak bir yerde gece pencereyi açıp Rahmanın geceye koyduğu musikiyi dinlemek lazım kardeşlerim; İnanılmaz bir musiki var cidden, adını bilmediğiniz bir sürü böcek sesi zikirdeler en sevgililerini, ne zaman zikirleri biter, Hay ism-i Celiline aynadârlıkları da son bulur.

Hani Mevlana; “Dinle neyden ayrılıktan şikâyet etmede” diyor ya, bu envai çeşit gece kuşları da “Ayinesi olduğumuz Sultan’ı görmek için hazırlanın” der gibiler.

Gecenin bekçileri, Rahman’ın sesli ayetleri olmalı; geceleri yıldızlara bakıyorum da acizliğimi anlıyarak haykırırcasına itiraf ediyorum; “Biz ne kadar aciziz, Sen ne kadar büyüksün!”

Bu uhrevi hisseler sadece kelime-i şehadet getirenlerde mi oluyor acep? Kainata düşünerek bakınca insan ne muhteşem bir tasarımla karşı karşıya kalıyor. Güzellikler kadar çirkin şeyler dahi tesirli bir uyarıcı…

İnsan; nefis tezkiyesi yapınca, fenafil oluyor; sanırım eşyanın hakikatını seyir hali…

Sonra ne, sukunet mi? Yanıp kül olmak mı? Bilen söylesin…

Bilen konuşacaksa ebediyen suskunluk yakışır bize! Bilenlerden öğrendiklerimiz bunlar bizim.

İmam-ı Rabbani hazretleri salikin yokluğundan bahseder; benim gibi az bilen çok konuşan kardeşinize adres göstermek daha uygun; sırrı ifşa ettik işte böyle…

Sizin sanatınız değil bu zahir. herkesin hakikat yolu farklıdır hem…

Kardeşlerim! Kimi yangına su taşıyan ve o yolda yanmayı göze alan Allah için; Allah’ın verdiği canı Allah yolunda feda eden;
Kimi bir derviş olup mağaralara kapanan, kimi Allah’ın nurunu yayan…

Kardeşlerim; Söz yangını çıktıysa ortamda nemrutun ateşine su taşıyan karınca misali safımızı belirtmek lazımdır! Çünkü sadece kötüye ve kötülüğe yönlendirenlerin tercihiyle, insafımıza terk edilmiş bir gençlik var  bu memlekette; adeta manevi değerlerine karşı yabancı, kabuğunu çıkartmak için zorlanan bir gençlikle karşı karşıyayız.

İslam’ı anlama, kavrama ve yaşama noktasında kökü dinamitlenmiş olan bu toplumda ümit var olmak dileğiyle yazımı bir şiirimle bitiriyorum:

Çok bekleyip çok sevdiğim hep bu geceler,

Gece zuhur eder benden, bazen heceler,

Ne insanlar geldi, geçti hem de niceler,

Beni bana vermiyorlar bazı geceler…

 

Vermeyin lütfen beni bana, bırakmayın artık,

Nefsim bana düşman olmuş, belaya çattık,

Gücümüz yetmiyor, buna ne biçim yaratık,

Hakikatı görmez olmuş bu gözler artık…

 

Gece yarısı olur; bazen korkuyorum,

Yapamıyorum halimden kimseye yorum,

Cilvesi çok bu dünyanın, sonu uçurum,

Bilmiyorum ne olacak bu gece sonum…

Reklam
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ