Bonzai Belası

Derviş Enes Kır

Yazarın şu ana kadar yazılmış 40 makalesi bulunuyor.

Uyuşturucudan çok öte bir şey

Türkiye, bir süreden beri bonzai adlı sentetik bir uyuşturucunun pençesinde kıvranan gençlerin ölümlerine şahit oluyor. Dünya’da en zararlı maddeler arasında zikredilen bonzai, 3-4 senedir ülke gündemimize girdi. Kolay bulunması ve ucuz olması sebebiyle son zamanlarda kullanım oranında akıllara ziyan bir artış yaşanıyor. Gençlerin daha çok kullandığı, son zamanlarda sosyal medyada, kullananların ölümcül ibretlik videolarının izlendiği, gencecik hayatları tirtir titreten bu tehlikeli maddenin uzmanları Eroin’den 100 kat daha tehlikeli olduğunu söylüyorlar.

Bonzainin bitkisel kökenli olduğu söyleniliyor, ama aslında laboratuvar ortamında üretiliyor ve içinde fare zehrinden tutunda tarım ilacına kadar, hemen hemen pek çok öldürücüyü içinde taşıyan onlarca farklı türevi var…

Bonzai, eğer kullanım sonrası bizzat krize şahitlik edilmemişse, kullanıldığı öyle kolay kolay anlaşılan bir uyuşturucu türü de değil üstelik; sigaranın içine karıştırılarak ya da sprey halinde de içilebildiği için kullanılması durumunda anlaşılmasının zor olduğunun altı çiziliyor.

Bonzai, kullanıcısının şizofreni akıl hastası olmasına sebep oluyor, daha ilk kullanımdan sonra bile organlarda ciddi hasar ve tahriplere neden olarak kişiler için, çok kısa sürede ölüme götürücü bir silaha dönüşüyor. Silaha dönüşüyor dememiz boşuna değil elbette! Çünkü bilim dünyasında bonzainin, biyolojik silah olarak üretildiğini düşünen akademisyenler var.

Bonzai biyolojik bir silah olabilir

Üsküdar Üniversitesi Nöropsikofarmakoloji Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Tayfun Uzbay, bonzai adı verilen sentetik uyuşturucu kullanımı sebebiyle meydana gelen ölümlerin, “salgın” olarak adlandırılabileceğini belirterek, “Bunu basit bir uyuşturucu meselesi olarak değerlendirilmemesi gerekir” diyerek biyolojik silah kapsamında değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekiyor.

Anlayacağınız mesele basit değil ciddi, çok çok ciddi bir mesele!

‘Bilimsel çalışmalarını şizofreni ve bağımlılık konusunda yoğunlaştıran ve bilim dünyasının henüz çare bulamadığı şizofreni hastalığında yeni bir beyin kimyasalı olan ‘agmantin’in etkili olduğunu’ belirten Prof. Dr. Uzbay, bonzai ölümlerinin kuşkuyla karşılanması gerektiğine vurgu yapıyor. Bonzai sebebiyle hayatını kaybeden gençlerin aileleri ile işbirliğine gidilerek otopsi yapılması gerektiğini söyleyen Dr. Uzbay, “Bonzainin sentetik bir madde olduğu ve sürekli olarak formülü değiştirildiği için tespit edilemediği söyleniyor. Bu, bana bilimsel anlamda çok inandırıcı gelmiyor. İçeriğini ve ölen çocukların başka ne tür alışkanlıklarının olduğunun araştırılması gerekir. Bonzai içip, ölmeyen de bir sürü insan var. Hayatını kaybedenler, bu kimyasalı başka bir ilaçla birlikte mi alıyorlar? Vücut geliştirici mi kullanıyorlardı? Yoksa genetik yatkınlıklarından dolayı aldıkları bu kimyasalla karşılaştıkları için mi ölüyorlar? Yoksa bu maddeye başka bir zehir mi katılıyor? Bunları bilemiyoruz. Bunları çok dikkatli araştırmamız lazım. Bonzai problemi ile sadece belli yerlere baskın yaparak başa çıkmak mümkün değil. Çok yönlü laboratuvar çalışmaları ile ölümlere yol açan asıl maddenin ne olduğunun belirlenmesi gerekir. Bonzai basit bir uyuşturucu olayı değil; bir biyolojik saldırı da olabilir. Ülkemizin güneyinde bir savaş var ve oradan çok fazla bir şeyler girip, çıkıyor. 20. Yüzyılın ikinci yarısında Amerika’da bir grup ‘genç Parkinsonlular’ bulundu. Bir yaşlılık hastalığı olan Parkinson’un 20’li yaşlardaki bu gençlerde görülmesi bilim dünyasında şaşkınlık uyandırmıştı. Hatta bu gençler bir süre sonra ölmeye başladı. Konu araştırıldığında, hepsinin uyuşturucu madde bağımlısı olduğu ve bazılarının kullandığı maddeye, daha etkin olması için ‘MTPT’ adlı bir zehir katıldığı ortaya çıktı. Bizdeki bonzai olayında da benzer bir durum yaşanıyor olabilir. Mutlaka ölen gençlerin otopsisi yapılmalıdır” diyerek, bonzainin bir uyuşturucudan çok daha öte bir şey olduğunun altını çiziyor.

Etkileri neler, neden yaygın?

Bonzai’nin etkileri ve gençler arasında yaygın oluşunun sebepleri hakkında konuşan Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan ise, Bonzainin eroinden daha fazla yan etkiye sahip olduğunu belirterek, “Bonzai, özellikle genetik yatkınlığı olan veya yüksek dozda madde kullanan kişilerde, şizofreni benzeri durumlar ortaya çıkmasına sebep olabiliyor” diyor.

Bonzai’nin gençler arasında yaygın olmasının sebebi olarak ise Tarhan şunları söylüyor: “Gençler arasında bonzainin fazla yaygınlaşmasının bir sebebi de hazların çok yüceltilmesi. Keyif ve haz odaklı yaşam felsefesine sahip gençler, bu bağımlılık için çok daha fazla uygun oluyor. Arkadaş grupları da çok önemli! Bonzai, arkadaşlar arasında, ‘Bir kere deneyelim bir şey olmaz’ yaklaşımı ve merak duygusuyla gittikçe yayılıyor. Bizim en çok rastladığımız kullanım sebebi de aileyle ilgili. Evinde sıcak ve iyi bir aile ortamı olan gençler, kolay kolay bonzaiye yönelmiyor. Deneseler bile pişman olup, vazgeçiyor. Depresyonda olan gençler ise buna daha kolay yöneliyor.

Özlem Doğan’ın, Milat gazetesi için yaptığı mülakatta, kendisine yöneltilen “İlk uyuşturucu kullanımından sonra kişide ne gibi değişimler meydana geliyor?” sorusuna ise Nevzat Tarhan şöyle cevap veriyor: “Bir müddet sonra kişi, maddeyle haz almaya başlayınca artık normal ilgi alanlarıyla hayattan haz almaktan vazgeçiyor ve uyuşturucuyla beyin kısa yol oluşturuyor. Beyinde ödül sistemi harekete geçiyor ve ödüle doymayıp hep daha fazlasını istiyor. Emek vermeden, yorulmadan daha fazla haz elde etmenin peşine düşüyor. İnsanların beklenti çıtası yükseldi. Hazza doymuyorlar. Bunun sonucunda da zevk tuzaklarına kolay düşebiliyorlar. Uyuşturucularda bunun gibi bir zevk tuzağı.

Bonzai sadece maddi variyeti olanların bulup kullandığı bir şey değil, ucuz olmasından dolayı maddi seviyesi düşük bireyler tarafından da yaygın olarak kullanılıyor. Türkiye Yeşilay Cemiyeti Başkanı Prof. Dr. İhsan Karaman bunu şu sözlerle açıklıyor: “Özellikle yoksul semtlerdeki ergen ve genç yetişkinlerde giderek artan bir kullanım var. Çok tehlikeli olan bu uyuşturucu, saklanması kolay ve esrardan daha da etkili. Tek seferde dahi ölüm riski oluşmasına sebep olarak, ölümlere neden olabiliyor. Örneklerini son dönemde çok sık görmeye başladık.”

“………. Mavisi” olarak bilinen bonzainin kredi kartına sahip olan herkes tarafından internet üzerinden kolaylıkla elde edilebildiğini söyleyen Prof. Dr. Karaman; “Kokusuz olan bu madde, topluluk arasında farkına bile varılmadan tüketilebiliyor. Beyin, kalp ve akciğerlerde kalıcı hasarlar bırakan bonzainin etkileri arasında unutkanlık ve aşırı sivilce yer alırken, satış yapan internet siteleri ise ABD, Çin ve Belçika kaynaklı. Türkiye’ye de çoğunlukla Avrupa, Çin ve KKTC’den gelmekte” açıklamalarına yer veriyor.

Bonzai, beyin hücrelerinin patlatarak önce kişinin akıl sağlığının bozulmasına, sonrasında da ölümüne sebep oluyor.

Bonzai, sentetik olduğu ve içindeki dozaj ayarlanamadığı için bazen tek dozla bile ölünebiliyor ya da bağımlı hale geliniyor. AMATEM gibi bağımlılık tedavi merkezleri son bir yılda kendilerine başvuran madde bağımlılarının yüzde 80’inin bonzaiden geldiğini açıklıyor. Ucuz ve ulaşımı kolay olduğu için artarak ilerliyor.

Bonzai tek dozla bile öldürebiliyor

Tüm bilinen uyuşturucular arasında son dönemlerde en popüleri bonzai. Dünyada 2009’da, Türkiye’de ise 2011’de illegal ilan edildi. Genellikle Uzakdoğu ülkelerinden Türkiye’ye giriyor ve bir kilo hammaddeden bin ton üretildiği için çok ucuz. Bonzai doğal bir ürün değil, laboratuvar ortamında üretiliyor. Gençleri tuzağa düşürmek için esrara benzetilerek satılıyor. Ürün pazara çıkıp illegal ilan edildiği anda ertesi gün laboratuvarda o uyuşturucuyu üretenler, ürünün formülündeki tek bir halkayı değiştiriyor ve yeniden pazara sürüyor. Hukuk, yasağı kimyasal formülüne göre tanımladığı için illegal olmaktan çıkıyor ve aynı madde tekrar pazara giriyor. Bu açıktan faydalanarak 150’den fazla çeşit Türkiye’de pazarlanmış.

Bonzai, kullanıldığı zaman tek seferde dahi öldürebiliyor. Ciddi bir şekilde terlemeyle birlikte, nabız aniden yükseliyor. Kişi, bazı uyuşturucu maddelerde de görülen ‘bad trip’, yani ölüm tribi denilen insanları gerçekten de ölüme götürebilecek bir hale giriyor.

“Ölümü Tribi” etkisi

Sosyal medya ve haber sitelerinde yayınlanan bonzai videolarında gördüğünüz o kendini kaybetmişçesine yerde sarsıntı yaşayan, dış dünya ile alakası kesilmiş, boğuluyormuş gibi çırpınan çaresiz kişilerin yaşadığı durumdur diye ‘ölüm tribini’ dıştan gözlemleyenler olarak tarif edebiliriz. Fakat bizzat yaşayanlar ölüm tribini şu şekilde anlatıyorlar: “O an, içinize şeytan girdiğini düşünüp ölmek istersiniz. Şeytan çıksın diye kendinizi yakmak isteyebilirsiniz. Ya da ölmek istemezsiniz, ama kendinizi yüksekçe bir yerden aşağıya atmamak için zor tutarsınız. ‘Elimi kolumu bağlasalar da yerimden kımıldayamasam’ dersiniz. Kendinizi donmuş gibi hissedip ellerinizi kaynar suya sokmak istersiniz. Ellerinizin portakal olduğunu sanarak ellerinizi kesmek isteyebilirsiniz. Bu zevk versin, kafa yapıp rahatlayayım diye aldığınız uyuşturucu maddelerin size ihanet etmesi durumudur.”

Bonzai kullandıktan sonra ölüm tribine girip çıkmış bir başkasının ibretlik anlatımı ise şu şekilde: “Ölüme yaklaşılan en yakın an bu andır (ölüm tiribinin yaşandığı zamandır) sanırım. Tribe girdiğimde bir arkadaşım beni gördü ve iyi olmadığımı fark ederek yanıma geldi, sarıldı bana. İşte o an tamamen kontrolü kaybettim, onunla boğuşup suratına bir tane yumruk atmışım. Beni yere yatırdığında, yavaş yavaş kanımın çekildiğini hissettim, öldüğümü görüyordum ve kendime çok kızıyordum. “Ne yaptın sen kendine? Niye kendini öldürdün?” gibisinden bağırıyordum. Arkadaşlar anlatıyor, kalp atışlarım çok hızlanmış, kafamı yana falan çevirmişler, tabi bu arada bütün herkes etrafıma toplanıyor. Ben yavaş yavaş bir girdaba kapıldığımı, vücudumun tamamen yok olduğunu, girdap içerisinde kaybolurken öldüğümü ve bebeklik halime kadarki pek çok şeyi gördüm. Tabi bu girdap esnasında da ne varsa kusmuşum. Beni orada çok fazla tutmadılar, hemen doktora götürdüler. Doktora götürürken 2 kişiyi yine yumruklamışım. Ben öldüğümü hissederken, kelime-i şahadet getirdiğimi bile söylediler. Hastaneye geldikten sonra beni sedyeden yatağa alacaklarında 10 dakika kadar onlara mani olmuşum, beni yatağa değil de tabuta koyacaklarını düşündüğüm için doktora ve görevlilere de eziyet etmişim. İğne vurmak isteyen sağlık görevlisine, “Beni sen öldürüyorsun, katilim sensin, eğer ben uyursam bir daha uyanamam” diyerek, iğne vurdurmamak için elimden geleni yapmışım, ama tabi sonunda ikna etmişler. İğne ve serum derken 1-2 saat sonra kendime geldim. Hayatımın en kötü, en acı anı olarak yorumlayabileceğim tek olaydır bu!”

Bu iki örnek bonzai neticesinde yaşanılan ölüm tribi durumunun dayanılması ne kadar zor, ağır ve ızdırab verici olduğunu gösteriyor. ‘Bir defadan bir şey olmaz’ modern hurafesine kaptırıp kullanacak olanlar bu örnekleri hatırlasınlar…

Ailelere büyük görev düşüyor

‘Gençleri bonzaiden korumak için neler yapılabilir?’ sorusuna psikiyatrist Prof. Dr. Sefa Saygılı şu cevabı veriyor: “Bonzai gerçekten günümüz gençlerini tehdit eden büyük bir tehlike ve bundan onları korumak için aileye büyük görevler düşüyor. Muhakkak çocuklarına vakit ayırmak, onlarla ilgilenmek zorundalar. Ailede sıcak bir gün, sevgi dolu bir ortam olması en büyük koruyucu etken.

Sevgisizliğin ve kıymet görmemezliğin bonzai ile tanışmada etkin rol oynadığına dikkat çeken Prof. Dr. Nevzat Tarhan ise, sevgisiz aile ortamında yetişenlerin uyuşturucu maddelere daha yatkın olduğunu söyleyerek şu tespitte bulunuyor: “Vücut yapımız için nasıl proteine,  karbonhidrata ihtiyaç varsa ruh yapımız içinde sevgi veren ortama ihtiyacımız var. Sevginin olduğu yerde güven olur. Bazı anne babalar, çocuğum sınıfta en birinci olsun, en iyisi olsun diye korkuyla, baskıyla, tehditle sevgisiz bir ortamda çocuğu büyütüyorlar.  Çocuk iyi bir mühendis oluyor ama iyi bir insan olmuyor. İyi bir insan nasıl yetiştirilir bunu iyi bilmemiz gerekiyor. Bu öğretilmediği zamanda sorun büyüyecek.”

Bonzai kullanıldığı nasıl anlaşılır?

Bonzai davranış bozukluklarına yol açıyor. Eğer çocuğumuzda, son zamanlarda ruhsal ve davranışsal anlamda bir saldırganlık, hırçınlık, agresiflik varsa; zayıflama, gözlerinde kanlanma, uyku saatlerinde kayma bulunuyorsa, fazla miktarda para harcamaya başlamışsa, çalıştığı işyerinde veya öğrenciyse okulda problemler yaşıyorsa, adli sorunlar ortaya çıkıyorsa bonzaiden şüphelenmemiz gerekir.

Bonzai öyle bir madde ki, kullanan kişiyi sinirli ve gergin hale getiriyor, kişi zorlukla ve birkaç günde sakinleşebiliyor. Önce sahte bir enerji ve mutluluk hissi, gereksiz gülmeler, kendini rüyada gibi zannetme, cinsel istekte artış gibi belirtiler ortaya çıkıyorsa da sonra yorgunluk ve bitkinlik, bulantı, kusma, sersemlik hissi, hatırlama zorluğu, konuşmada güçlük, çarpıntı, durgunluk, sakarlık, halüsinasyonlar, ağız kuruluğu, iştah azalması görülüyor. Bu sefer tekrar madde almaya ihtiyaç duyuluyor.

Bonzai’den kurtulmak mümkün mü?

Evet mümkündür. En başta zorlu bonzai kullanıcıların tedaviye istekli olmaları gerekiyor. Az miktarda alınması durumunda bile ölme riski olan bonzaiden kurtulmayı istemek gerekiyor. Uyuşturucu Madde Bağımlılığı ve Alkolizmle Mücadele Federasyonu Genel Başkanı Dila Tezemir, “Biz ilaç kullanmadan tamamen sosyal rehabilite, bir takım mineral, vitamin takviyeleriyle, sauna yönetimi ve sporla bağımlılıktan kurtarıyoruz. Bugüne kadar, 6-9 aylık program uygulayarak, 150’nin üzerinde kardeşimizin kurtulmalarına vesile olduk” diyor.

İşin tıbbi yönüyle uğraşan ve uyuşturucu ile mücadele eden devlet destekli yâda özel klinikler ve bölümler var. Oralara müracaat edilerek destek alınabilir. Ama işin bir de manevi yönü var. Yüzlerce şahidi olan bir bilgi olarak kısada olsa birde işin o kısmından bahsedelim.

Tasavvuf ehli insanlarız. Allah dostlarının duasını alarak ve tevbe ederek hayatında devrim yaşayan onlarca insan gördük. Bunlardan pek çoğu uyuşturucu ve alkol bağımlısıydı. Önceleri klinik vakıa denilen bu kimseler, günlerce tedavi görmüş ama bırakmayı başaramamışlar, yakalarını uyuşturucudan kurtulamamışlardı. Fakat ziyaretine gittikleri kâmil bir mürşidin, Allah dostunun duasını alarak ve beraber tevbe ederek bu tür alışkanlıklarından kurtulmuşlardı.

İmam-ı Rabbani Hazretleri insanların düzelmesine vesile olan o Kamil Mürşidi tarif ederken, “Onun nazarı, (Biiznillah-i teâlâ) manevi kalp hastalıklarına şifadır. Onun bir kalbe teveccühü (yönelişi), ondaki düşük ve rezil huyları temizleyip atar.” Der.

Allah-u Zülcelal, velilerini, insanların hidayetine vesile kılmıştır. Onlar sadık kimselerdir. Onlarla olan kimselerde onlar gibi sadık olurlar. Böyle bir zât-ı bulup duasını almakla da uyuşturucu denilen bu beladan kurtulabilirsiniz. Hem insan, samimi bir şekilde tevbe ederse Allah onun tüm hayatını da değiştirir.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ