Efendi Hazretlerinden Nasihatler

Efendi Hazretlerinden Nasihatler
islamcokguzel-reyhaniyayinlari-hz-muhammed-kitap-kampanyasi

Bir kişi uyandırmaya
gayret edelim
Ecdadımızı Viyana kapılarına kadar ulaştıran, Kuran-ı Kerim bizim elimizdedir. Ancak tatbikine iş kalmıştır.Bunu tatbik ettiğimiz takdirde bütün milleti karanlıklardan nura kavuşturmuş oluruz. Himmetimizi âli tutalım. Dünyaya meyletmeyelim. Bizim işimiz büyüktür. Boş şeylerle uğraşmaya vaktimiz yoktur. Bir kişi dahi olsa uyandırmaya gayret edelim.

 

Nerede olursanız
olun; zikredin!

Kardeşlerim!

Her nerede olursanız olsun boş anlarınızda; bu yolda olabilir, oturduğunuz yerde olabilir, hangi bir yerde olursanız olsun, boş ve fuzuli şeylerle meşgul olmayın. Başka söz ve lakırdı edeceğiniz yerde, “Lâilaheillâllâh” veyahut “Allah, Allah” diyerek zikredin.“Subhanellah” veyahut “Elhamdulillah” veyahut Allah-u Ekber” deyin.

 

Her kim günde yüz defa ‘Subhanellah’ dese ondan büyük sevapla ahirete giden yok. Ancak onun kadar diyen, onun kadar sevapla ahirete gider. Bak bu kadar sevap kazanıyor insan bir “Subhanellâhi velhamdulillahi” demekle. Bu kadar büyük nimetle karşı karşıyayız, anlayan kim? Hala boş lakırdılar, sözler…

 

Efendi Babamız (Ahıskalı Ali Haydar Efendi) kuddise sirruhu çok tembih ederdi bize: “Güneş batmadan evvel yüz defa “Subhanellahi ve hamdihi” demeyi unutmayın.”

Manasını da düşünsek daha iyi olur.

 

Nimetleri veren
Rabbimizi bilelim

İnsan kendinin Allah’a muhtaç olmadığını zanneder. Aslında her nimet Allah’ın elindedir. Kulağının işitmesi O’nun elinde, gözünün görmesi O’nun elinde, dilinin söylemesi, aklının çalışması, rızkının devam etmesi hep O’nun elindedir. Fen ilerledi diye insanlar birçok şeyi kendilerinden zannediyorlar.

 

Hâlbuki insanlar yağmur mu yağdırıyor, yerden ot mu bittiriyor, bir üzüm tanesi yapabiliyor muyuz, bir ufak hamsi yavrusu yapabiliyor muyuz? İnsan haddini bilmezse ne kadar azgın olur. Bir lokmalık şeyi yaratmak elimizden gelmediği gibi, onu yutmakta elimizden gelmez. Eğer insanın çenesi, yemek borusu felç olsa lokmayı nasıl yutacak? Midemize inen yemekler sindirime uğramasa öylece kalsa ne yapabiliriz? Eğer düşünebilirsek her nimet O’nun elindedir.

 

Teheccüdünüz yoksa kalbiniz ölü!

Kardeşlerim!

Efendi Babam (Ahıskalı Ali Haydar Efendiden) duymuştum. Derdi ki, “Gece kalkamayanın kalbi ölüdür.”

Gece kalkamadın mı? Kalbin öldü demektir. Bu ne kadar büyük bir zarar değil mi arkadaşlar! Vaktinde yatmadığından vaktinde kalkamıyor. Kalksa bile kafası uykulu, uyku karıştırıyor kafasını, bir şey anlamıyor okuduğundan, şaşırıp kalıyor.

 

Lüzumsuz işlerle uğraşmayın!
Kardeşlerim!

Dünyanın peşine takılmış gidiyoruz. Öylesine ki sanki ebedi olarak bu dünyada kalacağız. Bilmiyoruz ki dünyada belki bir nefeslik ömrümüz kalmıştır. Dünya işlerine ayırdığı zamanın yanında birazda ahiret işleri ile ilgilense insanlar.

 

Tefsir, Hadis, Akaid, Fıkıh ile meşgul olun. Bir sürü lüzumsuz işler var, uğraşmayın onlarla. Kur’an-ı, Hadis’i kendimize iş edinelim. Kur’an dünyanın evvelinden sonuna kadar, olmuş ve olacaklardan bize haber veriyor. Kur’an, kâinatı ve bizi yaratan Allah’ın kelâmıdır.

 

Bütün kâinatı ve canlıları yaratan Allah olduğu için, kâinatta nasıl güzel yaşanır, nasıl doğru iş görülür, O bilir. Zararlı ve kârlı şeyleri O bilir. Kârlı olanları yapalım, zararlı olan şeylerden kaçalım. İnsan ham doğmuştur, olgunlaşması lâzımdır. Allah sevgisi, ibadet sevgisi, Resulullah sevgisi, Kur’an sevgisi ve zikrullah sevgisi ile pişelim, inşaallah…

 

Rızkımız Mevla’mızın
garantisi altındadır!

Kardeşlerim!

Duyuyorum ki; gecesini gündüzünü ticaret işlerine ayıranlar varmış, o kadar ki (farz) ibadetlerini bile ihmal ediyorlar. Bu kaygı, bu endişe neden? Yiyeceğin, içeceğin hesaplanmış senin hanene yazılmış, çırpınmalarınız boşuna… Rızkımız Mevla’mızın garantisi altındadır.

 

Şimdi biz ne yapalım. Cenab-ı Hak, bizi yaratmadan rızkımızı yarattı. (İbadetlerde gevşeklik yapınca yada günaha düşünce) “Allah Kerim’dir, bir şey yapmaz bize” deniyor. (Bu kadar merhametine karşılık) Peki, şu halde niçin onun kitabını öğrenip okumuyor, ona hizmette bulunmuyoruz, onunla amel etmiyoruz? Biraz gevşekliğimiz var. Okudukça daha incelmemiz gerekirken daha da kabalaşıyoruz.

 

İnsan nasıl
kemal kazanır?
Kardeşlerim!

Dünyanın süsüne, eşyasına değer vermeyin. Hacı Dursun Efendi Hocamız: “Medreseleri gezdiğimizde, hangi medreseyi çok süslü, fiyakalı bulursak, ‘Bu medreseden hoca çıkmaz, zira buranın talebeleri dünyalık işlerle aşırı meşgul olmaktan, ahirete hazırlanmaya vakit bulamazlar’ diye düşünürdük” derdi.

 

Bizden önceki talebeler, kendilerini ilme, ibadete öyle verirlerdi ki, yemek pişirmeğe vakit bulamazlardı. Mevlâ Teâlâ, bizlere de o âli himmet sahibi olan büyüklerin yolundan gitmeyi nasip eylesin. (Âmin)
Kardeşlerim!

Bir insan ne kadar zengin olursa olsun, ne kadar yaşarsa yaşasın, servetle ve ömürle ulu olamaz. Bir insan, ancak Allah’ı bilmekle kemal kazanır. Veliler, Allah’ı bilmekle büyük oldular. Cahil insanlar da Allah’ı terk etmekle küçük oldular.
Dünya zehirlidir,
öldürür!

Kardeşlerim!

İmam-ı Rabbani kuddisesirruhu Hazretleri: “Dünya sevgisi, öldürücü zehirdir. Ve iyi olmaz bir hastalıktır, büyük bir belâdır” buyurmuştur.Yüce Allah’a itaat ve ahirete hazırlık yapılmayan dünya hayatını,İslam büyükleri kınamıştır. Dünya sevgisinden kurtulmanın çaresi zikrullahtır.”

 

Bir insan Ahkâm-ı Şeriye’ye(dini hükümleri uygulamaya) ne kadar çok dikkat gösterirse Allah celle celaluhu, zikri ona kolay eder. Zikre dikkat gösterdiği kadar da Ahkâm-ı Şeriye’yi ona kolay eder. İkisi birbirinin yardımcısıdır.

 

İmam-ı Rabbani kuddisesirruhu buyurmuştur ki: “Şeriat’ın emirlerini yapmak ve yasaklarından kaçmak hep zikirdir. Şeriat’ın emirlerini gözeterek yapılan alışveriş zikirdir. Şeriat’a uygun olarak yapılan nikâh, talak (boşanma bile) zikir olur. Çünkü bunları yaparken emirlerin, yasakların sahibi hep hatırlanmaktadır, gaflet gitmektedir.”

 

Sofinin cahilinden kaç!

Kardeşlerim!

Büyüklerimizden Abdulhalıkel-Gücduvanîkuddisesirruhu vasiyetnamesinde manevi oğlu, Hace Evliya-yı Kebir Hazretlerine: “Cahil sofulardan perhiz et, kaç!” buyurmuştur.Zira cahil sofi, bir söz söyler, onu dinleyen tarikat ehli mürid, zanneder ki bir şey söylüyor ve inanır ona, böylece tarikatından olur.

 

Haramî âlim ve
cahil abid
Kardeşlerim!

Perdeyi yırtmış bir âlim büyük bir fesattır. (Çok) İbadet eden cahilin durumu ise bundan daha kötüdür. Dini konularda kendilerine uyanlar için her ikisi de bu âlemlerde büyük bir fitnedir.Haram işleyen âlim ile cahil abid, şer’i şerife muhalif yaşarken bir kısım millet de onlara uyar. Bunlara uyma, dinî vazifelerde olduğu için âlemde büyük fitnedirler. Allah bunlara uymaktan bizi muhafaza eylesin.

 

Reklam
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ