Esma El-Bilteci: ‘Düğünüm Öğlen Olacak’

Esma El-Bilteci: ‘Düğünüm Öğlen Olacak’
islamcokguzel-reyhaniyayinlari-hz-muhammed-kitap-kampanyasi

Mısır’da darbecilerin yaptığı katliamlarda “İhvan-ı Müslimin” (Müslüman Kardeşler) yöneticilerinin aile fertleri özellikle hedef alındı.

Darbeyle görevinden alınan Muhammed Mursi’nin Basın Danışmanı Ahmed Abdulaziz’in kızı Habibe, güvenlik güçlerinin açtığı ateş sonucu hayatını kaybetti, 2 çocuğu da yaralandı. İhvan Rehberlik Konseyi Başkanı Muhammed Bedii’nin oğlu 38 yaşındaki oğlu Ammar, 16 Ağustos’ta Ramses Meydanı’nda aldığı kurşunlarla hayatını kaybetti. İhvan liderlerinden Hayrat Şatır’ın kızı ve damadı da Adeviyye’de katledilenler arasında…

Müslüman Kardeşler Teşkilatı’nın (İhvan) yöneticilerinden Muhammed el-Bilteci’nin 17 yaşındaki kızı Esma da Rabiatul Adeviyye Meydanı’nda, göğsünden ve sırtından aldığı kurşunlarla şehadet şerbetini içti… Esma el-Bilteci’nin, vefatından kısa süre önce cep telefonu üzerinden sosyal medyada bir şiir paylaştığı ortaya çıktı.

İşte o şiir ve hikâyesi…

Onlar bizi Vetir’de namaz kılarken buldular,

Kimimizi rükuda, kimimizi secdede vurdular.

Onlar hem güçsüzdü hem az sayıca…

Allah’ın kullarını çağır da gelsinler yardıma,

Köpüklü deniz dalgalarını andıran ordularla…

 

Şiirin kaynağı ve anlamı

Peygamberimizin müttefiki olan Beni Huzaa kabilesi, Kureyş ve Beni Bekir kabilelerinin kalleşlik ve gaddarlıklarına maruz kalır ve bunun üzerine, Kabilenin Şefi Amr Bin Salim, Medine’ye gelerek Peygamberimizden yardım ister. Peygamberimiz ‘Lebbeyk’ diyerek ortağının imdadına koşar ve bu olay, Mekke fethinin başlangıcı olur ve nedenleri arasına girer.  Kureyş ve Beni Bekirler, maksatlarının aksiyle tokat yemiş olurlar. Esma da Amr Bin Salim’in yardım şiirini (Darbeci) Sisi’ye uyarlamıştır. İnşaallah, Esma’nın bu uyarlaması da Kahire fethinin başlangıcını teşkil eder.

Amr Bin Salim’in şiirinin son beyti şöyledir: Hum beyyetuna bi’l-vetiri hucceden ve kateluna rukkean ve succeden… Hazreti peygambere rüku ve secdede katledilmelerini şikâyet ediyor.

Gerçekten de Kureyşliler, Huza’a kabilesinden Müslümanlara pusu kurmuşlar ve onları namazda öldürmüşlerdir. Sisi’nin, Cumhuriyet Muhafızları Binası önünde, sabah namazı kılan eylemcilere yaptığı gibi… El Halil Camii’nde de Yahudiler, Filistinli Müslümanları sabah namazında kıyımdan geçirmişlerdir. Muhammed el-Bilteci’nin de yolcuları arasında olduğu Mavi Marmara’ya da Yahudi askerleri, sabah namazında baskın düzenlemişlerdir.

Kanlı Çarşamba katliamında, en az 3 bin can ve fidan toprağa düştü. Bu İsrail’i bile özendirmiştir. Esasen belki İsrail bile bunu yapmaktan çekinir. Kaldı ki Müslümanlar, Sisi’nin Müslümanlara reva gördüğü bu vahşeti, din düşmanlarına bile reva göremezler. …

Not: Mustafa Özcan’ın, Milli Gazete’de yayınlanan, 16 Ağustos 2013 tarihli yazısından iktibas edilmiştir.

 

‘Düğünüm öğlen olacak’

İhvan-ı Müslimin lideri Muhammed el-Bilteci’nin, kızı şehide Esma’ya hitabı

Sevgili kızım ve değerli öğretmenim…

Sana elveda demiyorum, bilakis yarın görüşmek üzere. Başı dik, tuğyana isyan ederek yaşadın. Tüm engelleri redderek hürriyete sınırsızca aşık oldun. Bu ümmet, medeniyette hak ettiği yeri alabilsin diye, onu yeniden diriltmek ve inşa etmek için sessizce yeni ufuklar arıyordun. Akranlarının uğraştığı işlerle meşgul olmadın. Her zaman derslerinde birinci olmana rağmen, öğrenmeye olan açlığın dinmedi.

Bu kısa hayatta sohbetine doyamadım. Vaktim, mutlu olacak ve eğlenecek kadar geniş değildi. Rabiatul Adeviyye’de son kez bir araya geldiğimizde, “Sen bizimle olduğunda bile bizden ayrısın.” diyerek, bana olan sitemini dile getirmiştin. Ben de sana, “Bu hayat birbirimize doyacak kadar geniş değil. Birbirimize doyalım diye Allah’tan, cennetinde bize bu sohbet imkânını vermesini temenni ediyorum.” demiştim.

Sen şehit olmadan iki gün önce seni rüyamda, gelinlikler içinde gördüm. Bu dünyada eşi benzeri olmayan bir güzellikteydin. Yanıma sessizce oturduğunda sana, “Bu gece senin düğün gecen mi?” diye sordum. Sen de “Düğünüm akşam vakitlerinde değil, öğlen olacak…” demiştin. Çarşamba günü, öğlen vakti, şehit olduğun haberi bana ulaştığında, senin rüyamda bana ne demek istediğini anlamış oldum. Allah’tan seni, şehit olarak kabul etmesini niyaz ettim. Ve şehadetin, bizim haklı olduğumuzu ve düşmanımızın da batılın ta kendisi olduğu inancımızı pekiştirdi.

Son vedanda yanında olamamam, son bir kez seni görememem, alnına son bir öpücük konduramamam ve senin cenaze namazını kıldırma şerefine nail olamamam, beni derinden üzdü. Beni bunları yapmaktan alıkoyan, ölümden veya karanlık hücrelerden korku değil, uğruna canını verdiğin davayı (devrimin hedeflerine ulaşması) sürdürebilmekti.

Zalimlere karşı başın dik (göğsünü gere gere) direnirken, gaddar kurşunlar  göğsüne saplandı ve ruhun yüceldi. Ne kadar güzel bir azmin ve terbiye edilmiş bir nefsin vardı. İnanıyorum ki, sen Allah’a verdiğin söze sadakat gösterdin, Allah da sana verdiği söze… Öyle ki, şehadet şerefini bize değil de sana bahşetti.

Son olarak, sevgili kızım ve değerli öğretmenim…

Sana elveda demiyorum bilakis görüşmek üzere. Buluşmamız, yakında Hz. Peygamber ve Ashabıyla birlikte, Havz-ı Kevser’de olacak. Sonsuz kudret ve hükümranlık sahibi Allah’a yakın, O’nun nezdinde değerli ve şerefli bir konumda. Ayrılmamak üzere, birbirimize doyma temennilerimizin gerçekleşeceği bir buluşma…

 

Reklam
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ