Giyim Ve Kıyafet Kültürümüz Nasıl Olmalı?

Giyim  Ve Kıyafet Kültürümüz Nasıl Olmalı?
islamcokguzel-reyhaniyayinlari-hz-muhammed-kitap-kampanyasi

Kadınlar nerede
istedikleri gibi giyinebilir?

Malumunuz; giyinmek insan işidir. Hayvana giyinmek yakışmadığı gibi, insana da soyunmak yakışmaz.

 

İnsanın ancak iki yerde soyunması hoş görülür; yatakta ve bir de banyoda yıkanırken… İşte insanı hayvandan ayıran hâllerden biri de giyinmektir.

 

Giyinmek ile soyunmak arasındaki farkları biraz açıklayalım:

Allah’ın emrettiği şekilde giyinen kadın ağırbaşlı görünür ve saygı görür. Kadın açıldıkça basitleşir, görenlerin gözünde küçülür. Erkeklerin süfli ve cinsel duygularını uyarır. Kendilerini tanımayanlar onlara kem gözle bakarlar. Bu yüzden kötü ahlaklı erkekler hep açık saçık gezen kadınlara musallat olur, laf atar, sarkıntılık ederler.

 

Sokakta soyunan ve vücudunun örtülmesi gereken yerlerini yani mahrem yerlerini örtmeyen kadın, kimi erkekleri tahrik eder ve uyarır. Onları kendileri için zararlı hatta tehlikeli kılar. Başka bir deyişle açık saçık sokağa çıkan kadının karşısında kimi erkekler vahşileşir, muhakeme gücünü kaybeder, sonunu düşünemez hâle gelir ve saldırgan olur.

 

Bazen kadını kandırır, istediğini yapar ve onun da yuvasını yıkar. Bununla kalmaz, ailesi için de yüz karası olur. Hâlbuki, layıkıyla giyinen kadının karşısında erkekler uysallaşır, kadına karşı şefkat ve saygıları artar ve onu korumaya çalışırlar. Bu hâl, iki taraf için de tehlikeyi önler ve yarar sağlar.

 

İşte soyunmanın bunca üzücü sonuçlarını göz önüne alarak diyoruz ki, kadın yalnız kocasının yanında istediği gibi açık giyinebilir. İki yerde de tamamen soyunabilir; yatağında ve banyoda yıkanırken. (Banyoda avret yerini örtmek daha iyidir.)

 

Yukarıda da söylediğim gibi kadın bilhassa kocasının yanında giyimine özenmelidir. Böyle yaparsa erkeğini evine ve kendisine bağlar, gözünü başkasına kaydırmaz. Birçok kötü durum da önlenmiş olur.

 

Ailede erkek de kadında
görünüşüne dikkat etmel
i

Her kadın evinde iyi giyinir, sokakta sade ve kapalı giyinirse, her erkek aradığını evinde bulur, gözü dışarıda olmaz, kötü yerlere gitmez. Büyük günahlardan olan zinadan kaçınmış ve Allah’a asi olmamış ve haram yerlere fuzulî para harcamamış olur. Ayrıca toplumun düzeni de bozulmaz. Böylece hem kadın hem de erkek huzur içinde yaşar, bütün aileler mutlu olur. Bu ortamı hazırladıklar için kadınlar Allah’ın rızasını ve toplumun saygısını kazanırlar.

 

Hülâsa ailede huzur için erkekler erkeklik sanatını, kadınlar da kadınlık sanatını iyi öğrenmeli, özellikle giyim ve görünümlerine çok dikkat etmelidirler.

 

Giyimde nelere
dikkat edilmelidir?

İnsanın ruh ve beden sağlığı ile giyinmenin sıkı bir bağlantısı vardır. Onun için giyinmek gelişigüzel olmamalı, bilinçli olmalı, insanın saygınlığını artırmalı.

 

Kimileri kiri göstermesin diye koyu renkli elbiseleri seçerler. Bu, yanlış ve zararlı bir düşüncedir, tembellerin ve bilgisizlerin görüşüdür. Çünkü kiri göstermesin demek, peşinen kirliliği kabul etmektir. Hem de koyu renkler insanın ruhunu karartır. Gençleri yaşlı, yaşlıları daha yaşlı gösterir, yaşlılarda aksine hep koyu renkleri seçerler, açık renk genç işidir, derler. Doğru genç işidir. Çünkü açık renkler yaşlıları genç gösterir, gençleri de daha genç gösterir. Ayrıca açık renk elbiseler insanı temizliğe ve daha dikkatli olmaya zorlar. Açık renkler iç açıcı olur, insana ferahlık verir. Onu genç, dinç ve canlı gösterir.

 

Koyu renkler, özellikle siyah ve lacivert-matem için olmamak şartıyla-özel yerlerde ve kısa devrelerde giyilmelidir. Matemlerde siyah giyinmek Hıristiyanların âdetidir, İslâm’da matem yoktur.

 

Kadınlar mümkün olduğu kadar değişik renkler giymelidirler. Böyle yaparlarsa neşelenirler ve kocalarına da hep taze ve cazibeli görünürler. Fakat, başkaları için değil, kendi zevkleri ve kocaları için giyinmelidirler.

 

Bir kadın ne zaman hangi rengi giyeceğini de bilmelidir. Mesela, kocasıyla beraber olacakları gün kırmızı, pembe, turuncu veya eflatunî renkleri giymesi uygun olur. Çünkü bu renkler eşlerin cinsel duygularını kamçılar, kadının çekiciliğini artırır.

 

Öfkeli zamanlarda beyaz, açık sarı, fıstıkî ve açık yeşil gibi çok açık renkler insanı sakinleştirir ve kalbe ferahlık verir.

 

Üzüntülü zamanlarda yeşil, limon küfü, açık mavi, kavun içi gibi renkler sıkıntıyı dağıtır, insanı neşelendirir. Normal zamanlarda ise her istediğini giyebilir.

 

Eşlerin değişik giyinmesi aralarındaki sevgiyi artırır. Çünkü eşler birbirlerini hep yenilenmiş, taze ve ilginç görürler. Hem de her elbise değiştirme insana ümit, kalbe ferahlık, ruha hayat verir. Çünkü her yenilik insanı dinçleştirir ve tazeler.

 

En güzel hediyelerden
birisi elbisedir…

Aynı elbiseyi uzun süre giyinmek insanı basitleştirir, karşısındakinin gözünde küçültür. Kadında kadınlık cazibesini, erkekte erkeklik cazibesini azaltır. Onun için eşinin kendisine karşı cazibesini yok eder. Birbirlerine değişik görünümleri eşlerin birbirine ilgisini artırır, hayatlarını tazeler. Bunun için de insanın değişik elbiseleri olmalıdır. Elbise alamayan yoksullara da insanlık ve müslümanlık görevi olarak, hâli vakti yerinde olanlar yardım etmeliler.

 

Hz. Peygamber sallallahu aleyhi vesellem: “Hediyeleşin, zira hediye, kalpteki kuşkuları giderir. Komşu kadın, komşusu kadından gelen (hediyeyi) hakir görmesin, bir koyun paçası olsa bile.” (Tirmizî) buyurmuştur.

 

En güzel hediye elbisedir. Hem de kalıcı hatıradır. İnsanların birbirine hediye edeceği güzel şeylerden biri de güzel bir elbise, bir buluz veya kazak, bir eşarp, bir terlik, bir çorap, hatta bir mendildir. Küçük de olsa hediye makbule geçer ve karşısındakini memnun eder.

 

Hediye edilen şeyi her giydikçe, her kullandıkça, onu kendisine hediye eden kişiyi hatırlar, -Peygamberimiz’in de dediği gibi- ona sevgisi artar. Bunu göz önüne alarak eşler birbirine, zenginler yoksullara ve geliri az olanlara elbise hediye etmeyi âdet hâline getirsinler.

 

Çoğu erkekler eve gelince hemen elbisesini çıkarır, pijamasını giyer. Bu, özellikle gençlerde ve yeni evlilerde yanlış bir davranıştır. Çünkü bu hâl evlilik âdetine gölge düşürür. Nedenini açıklayalım; erkek hanımını değişik ve şık elbiselerde kadınca görmek istediği gibi, karısı da kocasını değişik elbiselerde erkekçe ve şık görmek ister. Diliyle istemese bile, böyle olması çok hoşuna gider.

 

Bundan mahrum kalır da karşısında kocasını hep pijamalı görürse, görmek istediğini görememiş olur. O zaman farkında olmadan gözü şık giyinmiş erkeklere kayar, kocası gözünde basitleşir ve ilgisini çekmez. Artık ona sevgili gözüyle değil, sadece kocası gözüyle bakar. Bu da evlilik saadetini gölgeler. Çünkü evlilere mutluluk getiren şeylerden biri de karşılıklı sevgidir. Eşler birbirlerini ilginç gördükçe sevgileri artar.

 

Erkek de böyledir. Evine gelince karşısında rengarenk, şık giyinmiş ilginç bir kadın görmek ister. Kadın tembelliğinden veya bilgisizliğinden giyimine önem vermiyor veya giyinmesini bilmiyorsa, kocasının yanında hep günlük iş elbisesiyle duruyorsa, kocasının gözünün hakkını vermemiş olur. O da görmek istediği kadını başka yerlerde arar, gözü şık giyinmiş yabancı kadınlara kayar.

 

Dolayısıyla ikisi de günaha girerler ve aralarındaki sevgi bağları gevşer. Bu durum devam ederse, karakterleri ve dinî inançları da zayıfsa, daha kötü şeyler de yapabilirler. Sokaklara araştırıcı gözü ile bakarsanız, şık giyinmiş kadınlara bekârlardan çok evli erkeklerin baktığını görürsünüz, işte bu zavallılar evlerinde bulamadıklarını sokakta aramaktadırlar.

 

Güzelliğin yarısı ten,
yarısı kıyafettir

Eşler bu durumları göz önüne alarak, giyimlerine özen göstermeli ve hoşlarına gitmeyen, telafisi mümkün olmayan hâllere meydan vermemelidirler. Özellikle kadınlar, yaşlarına, mâlî durumlarına, toplumdaki yerlerine, kocalarının arzularına, mevkilerine ve dinî kurallara uygun olarak giyim ve makyajlarına özen göstermelidirler.

 

Bu hususta ilk sözümüzü tekrar edeceğiz; güzelliğin yarısı ten, yarısı kıyafettir. Tabii ki, kadınların bunu yapabilmeleri için, erkeklerin bu konuda hanımlarına yardımcı olmaları ve imkanlar nispetinde cömert davranmaları gerekir. Bu da mâlî imkâna dayanır. Niyetlerine göre Allah yardım eder.

 

Bu konuyu Sevgili Peygamberimiz’in şu hadisleri ile tamamlıyorum: “En hayırlınız, ailesine ve ev halkına daha yararlı olanınızdır.”
“Elbiseniz güzel, şık ve size yakışır olsun ki, insanlar arasında saygınlığınız artsın.”

 

Reklam
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ