Gönenli Mehmet Efendi

Gönenli Mehmet Efendi
islamcokguzel-reyhaniyayinlari-hz-muhammed-kitap-kampanyasi

Talebe hizmeti

Okumak için Anadolu’dan gelen fakir ve kimsesiz öğrencilerin, İstanbul’da yerleştikleri ve destek buldukları ilk kapı, Reis’ül Kurra Gönenli Mehmet Efendi’nin yanıydı. Gönenli Mehmet Efendi, İstanbul’un hemen hemen her semtindeki cami ve kurslarda okuyan öğrencilerin yiyecek, içecek ve giysilerini temin eder, talebelerin ceplerine harçlıklarını koyarak öğrenim masraflarını karşılardı. O, öyle bir terbiye anlayışına sahipti ki talebelerinin kirlenmiş giysilerinin yıkanması için evine getirir, cennet mekân eşi o dönemki şartlar yüzünden tüm elbiseleri elinde yıkamak zorunda kalmasına rağmen dert yanmazdı. Yıllarca bu şekilde yaşanan fedakâr bir yaşam, resmi görev sonrasında da devam edecekti.

 

Mehmet Öğütçü (Gönenli Mehmet Efendi rahmetullahi aleyh) Sultan Ahmet Camii imam hatipliğinden ayrıldıktan sonra bile tamamen fahrî olan hizmetlerine aynı heyecanla devam ediyor, sadece manevî isteğe dayanan güzel davranışıyla da kendinden sonra gelecek nesillere örnek oluyordu.

 

Yaşadığı dönemin siyasi bulanıklığına rağmen hizmetlerini kesintisiz sürdüren Gönenli Mehmet Efendiyi Cenab-ı Hakk,kendi ifadesi ile; hayatının son anına kadar, Hizmet-i Kur’aniye sancağını taşımaya muktedir kılmıştır. O, talebelerinin ifadesi ile de ömrünü Kur’an hizmetine adamış Hadimu’l Kur’an yani Kur’an’ın hizmetçisi bir zat idi.

 

Gönenli Mehmet Efendi, devrinin önemli hizmet merkezlerinden biri olan İlim Yayma Cemiyeti’nin kuruluşuna katkı sağlamış, devamında civardaki imam-hatip okullarının açılmasından, yatılı yurtların imarına kadar birçok vakıf eseri kazandırmıştı. Yapmış olduğu vaaz ve irşat hizmetleri ise, hem belagat hem de ilmî yönden yüksek seviyede olması hasebiyle, sair zamanlarda birçok âlimin de yetişmesine katkı sağlamıştı.

 

Vaazları kendine mahsus özelliklerle süslüydü.Her şeyden önce iddialı olmayıp, çevreden gelen alkış veya tahriklere de aldırış etmezdi. Vaazları hep halka yönelik, günlük hayatı konu alan ve cemaatine bol bol ilahi müjdeleri hatırlatan, ruhaniyet ve maneviyat yüklüydü.

 

Cemaatiyle ruhen bütünleşir, olumsuz bazı durumları da cami dışına aksettirmezdi. Binlerce cemaatin, kendisini cami cami izlemesi de bundan olsa gerekti. Tabiri caizse İstanbul kazan, Mehmet Efendi kepçe idi.  Vaaz ve irşat yerleri ise camilerle mescitlerdi. Namaz vakitlerine bağlı kalmaksızın İstanbul’un çeşitli yerlerinde vaazına ne olursa olsun mutlaka devam eder hiç taviz vermezdi. Vaaz saati cemaati tarafından bilindiği için, belirlenen yerde mutlaka bulunurlardı. Süresi kesinlikle yarım saati geçmez, onları asla bekletmezdi. Sabah namazında evinden çıkar, yatsı namazından sonra evine döner, bu zaman zarfında hep halk için ve Müslümanlar için çalışırdı. Bu sebeple kendisine ve ailesine ayırdığı zaman ise çok kısıtlı kalıyordu.

 

Gönenli Mehmet Efendi’nin cemaatinin büyük bir kısmını kadınlar oluşturuyordu. Onların irşat olmasının İslamî açıdan son derece önemli olduğunun farkında oluşu belki de manevi açıdan onu yüksek derecelere taşıyordu.

 

Gariplerin şefkatli hocası

Hakk’ın Rızasının halka hizmet etmekle kazanılacağına inanan Gönenli Mehmet Efendi rahmetullahi aleyh, insanları ferahlatan üslubuyla büyük kitleleri camilere çekmeyi başarıyordu. İnsanların kendisine gelmesini beklemeden, onların ayaklarına gitmeyi de bir ibadet saymıştı. O talebelerin, dulların, yetimlerin, köprü altında kalmış gariplerin, yolcuların, hatta turistlerin şefkatli hocasıydı. Düşünceleri ve kişiliğiyle bir ekol olan Gönenli Mehmet Efendi, sayısı haftada altmışı geçen vaazlarında az olmasına rağmen tesirli konuşurdu. Kur’an’ı okumak, okutmak, yaşamak ve yaşatmak için her yere koşar, Kur’an meclislerinin en önemli siması olurdu.

 

Fakir ve muhtaçlara yönelik hizmetlerini Kızılay, Yeşilay gibi hayır kurumlarında da sürdürmüş olan bu muhteşem insan, kimseden bir şey talep etmeyip, kendisine verileni de halka ve öğrencilere dağıtırdı.

 

Benim Sırrım!

Gönenli Mehmet Efendi, Sultan Ahmet Camii’ne tayin edilince çevreyi incelip, fakir ve düşkün kimseleri bulup ilgilenmek ister. O civarda oturan âmâ bir kimseyi tespit edip ziyaretine gider ve selam verdikten sonra:

– Efendim ben Sultan Ahmet Camii’ne imam olarak geldim. Hem sizi ziyaret etmek hem de üzerime düşen bir görev varsa onu ifa etmek isterim, der. Âmâ adam:

– Allah razı olsun, hoş geldiniz der. Hoca efendi:

– Maaşınız falan var mı? diye sorar.

– Hayır, yok cevabını verince Hoca efendi:

– Peki, başka yerden geliriniz falan? Diye sorar. Âmâ adam:

– Hayır, herhangi bir gelirim yok, der.

– Peki, neyle geçiniyorsunuz, diye sorunca âmâ öfkelenir ve:

– Bundan size ne efendi bir de imamsınız rızık haa! Rızık kimden hoca? Gidebilirsiniz!

 

Gönenli Mehmet Efendi çıkmak zorunda kalır, lâkin o gece gözüne uyku girmez. Ertesi gün sabah yine gider ve kapıyı çalar. Âmâ adam içeriden:

– Kimsiniz? diye seslenir. Hoca efendi:

– Dün kovduğun yüzsüz imam cevabını verir. Âmâ adam kapıyı açar:

– Yine niye geldin? diye sorar. Hoca efendi:

– Hiç efendim, ziyaretinize geldim. Beni bin defa kovsanız da yine geleceğim. Âmâ adam:

–  Adın ne senin, ne derler sana? Hocaefendi:

– Adım Mehmet Öğütçü efendim. ‘Gönenli Hoca’ diye tanırlar beni, diye karşılık verir. Âmâ adam bunu duyunca:

– Buyur gir içeri konuşalım, diyerek içeriye buyur, eder. İçeri girince âmâ adam:

– Kusura bakma Hoca efendi dün kalbini kırdım, hakkını helâl et der. Hoca efendi:

– Estağfirullah efendim. Sizi dinliyorum, der. Âmâ adam şunları anlatır:

– Hoca efendi benim sırrım şu ki, her gün kuşluk namazını kıldıktan sonra, “Ya Rabbi! Kuşluk senindir, güzellik senindir, nimet ve her şey senindir. Eğer rızkım gökte ise yere indir. Yerde ise çıkar. Uzakta ise yaklaştır. Haram ise helâl et. Dar ise,genişlet ve elime ilet.” diye dua ederim. Sonra ellerimi yüzüme sürer sürmez, biri gelir sağ dizime vurur. “Aç elini!” der. O günkü ihtiyacımı verir ve gider. Bu her gün böyle devam eder.

 

Hoca efendi onu hayretle dinlerken âmâ adam, sözlerine devam edip:

– Aynı zat bugün de geldi ve sağ dizime vurarak benim kısmetimi verdikten sonra sol dizime vurarak, “Bunu da Gönenli Mehmet Efendiye ver.” Dedi. Al kısmetini!

 

Büyük âlim, fakirlerin ve talebelerin manevî babası Gönenli Mehmet Efendi, içli içli ağlamaya başlar ve “İlâhî ya Rabbi! Hikmetinden sual olunmaz” der.

 

Hocaefendi bu olaydan sonra, “O âmâ adamdan bu mübarek kısmeti aldıktan sonra ömrü hayatımda hiç darlık çekmedim” diyecektir.

 

Gönenli Mehmet Efendi hakkında onu tanıyan herkesin yaptığı ortak yorum şudur: “Gönenli Hoca mı? Onun gibisi bir daha zor gelir!” Kısacası insanların kalbinde, klasik bir din adamından çok daha büyük, çok daha anlamlı bir yer edinmiştir. Gönenli Mehmet Efendi, “Kolaylaştırın güçleştirmeyin, müjdeleyin nefret ettirmeyin.” Hadis-i şerifini hayatında en güzel bir şekilde uygulamıştır. O, “Yükte hafif, sevapta ağır olanları götürmeye çalışacağız” diyerek insanları, dinin emirlerini yerine getirmeye teşvik ederdi. Kendisi çok zeki bir insan olup, bir kez gördüğü bir insanı kırk yıl sonra görse tanırdı. Doksan yaşında ayakta zor duracak halde iken bile eşi kendisine kıyamayıp,“Artık sohbet vermek için cami cami dolaşıp yorulmasanız” tavsiyesinde bulunduğunda o, şu cevabı veriyordu: “Belki cemaatime söylemeyip, unuttuğum bir şey kalmıştır!”

 

Bu paralar nereden geliyor?

Çağırıldığı Aksaray Karakolu’nda bir polis şu soruyu sorar: “Bunca parayı nereden alıyorsun? Senin gizli kapaklı bir şeylerin olsa gerek” diye çıkışır. Tam o sırada içeriye giren bir başka polis ise “Hocam senin ne işin var burada?” diyerek hayretini ifade ettikten sonra elini cebine sokar ve ben de sizi arıyordum, seni Allah gönderdi diyerek çıkardığı yüksek miktarda parayı Hoca efendiye uzatır. “Lütfen kabul buyurun, sizin yükünüz ağır! Bunca öğrenciye bakmak kolay değil!” der.

 

Hoca efendi diğer polise tekrar döner ve tek cümle eder. “Şimdi anladın mı evladım bu paraları nereden aldığımı? Bu değirmenin suyunun nereden geldiğini?”

 

Gönenli Mehmet Efendi kişisel görünümüyle de çok farklı bir portre çizmekteydi. Tertemiz, düzgün ve zevkli giyinir, sempatik ve insanları kendine çekmesiyle de meşhur bir âlimdi. Elinde çantası, bütün insanlara tebessüm dağıtan yüzüyle, yakın dostu zamanın âlimlerinden merhum Said Nursi Hazretleri’nin deyişiyle “Kahraman Mehmetçik” idi.

 

Gönenli Mehmet Efendi, çok bereketli ve verimli bir ömür sürmüştü. Yüzyılın en büyük cenazelerinden biri olan Fatih Camii’nde, yurdun her yanından ve yurtdışından on binlerce kişinin ve büyük âlimlerin katıldığı cenaze namazının ardından, hayatı sade bir yaşamla dolu olmasına karşın, muhteşem bir topluluk ve törenle ahirete uğurlanmıştır.

 

Hazret, 3 Ocak 1991 Perşembe günü vefat etmiştir. Allah rahmet eylesin ve bereketlerinden bizleri istifade ettirsin. (Âmin, el-Fatiha)

Reklam
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ