Haziran 2017 Dünya Gündemi

Soma faciası!

 

Manisa’nın Soma ilçesindeki maden yangınında 301 madencimiz şehit oldu… 13 Mayıs, Salı günü vuku bulan olayın ardından, bütün Türkiye yasa boğuldu, üç gün milli matem ilan edildi. Birçok İslam ülkesi, bazı yabancı ülkeler ve ünlüler, üzüntülerini ve taziyelerini dile getirdiler.

 

Yapılan ön incelemelerde, madendeki yangının en az 2-3 gündür devam etmekte olduğu, ancak yetkililerin önlem almakta ihmalkâr davrandıkları tespit edildi.

 

Madende uzun süre mahzur kalan yüzlerce madencinin kurtarılması için yürütülen çalışmalardaki fedakârlıklar ve kahramanlıklar takdire şayan bir tablo ortaya çıkardı. Madenden sağ olarak çıkmalarına rağmen, ocağa dönüp arkadaşlarını veya kardeşlerini kurtarmaya çalışan bazı kişilerin madenden çıkamaması, bu durumun en ibretamiz örneklerindendi.

 

Günlerce ekranları başında olayı kesintisiz bir şekilde canlı yayında izleyen insanımız, oldukça yoğun bir acı ve hüzne büründü. Sosyal medyada acılarını paylaşan insanlar, samimi duygularla, felaketi en yakından hisseden ailelere destek verdi.

 

İHH başta olmak üzere, aralarında Kevser Vakfı’nın da bulunduğu bir çok STK, hızlı bir şekilde Soma’ya insani ve vicdani yardım ulaştırarak, yaraların sarılmasına destek oldular.

 

Olayın diğer bir yönü de daha önce çeşitli vesilelerle halkı sokağa dökmeye çalışan kimi çevrelerin, bu defa yine faturayı bütünüyle hükumete kesip tahrik ve provokasyonlarına hız vermeleriydi. Ancak halkın sağduyusu, bundan önceki olaylarda olduğu gibi ciddi bir taşkınlığın yaşanmasının önüne geçti.

 

Bosna sular altında…

 

Balkanlar’da günlerce devam eden aşırı yağışlar, 3 ülkede sel felaketine neden oldu. Bosna-Hersek, Sırbistan ve Hırvatistan’da toplam 44 kişi hayatını kaybederken, bölgede yüzyılın en büyük sel felaketinin yaşandığı belirtiliyor. Bosnalı kardeşlerimiz başta olmak üzere, bölgenin yardımına koşmak, elzem görünüyor.

 

Müslümanların ilk kıblesi elden gidiyor!

 

Mescid-i Aksa’nın bölünüp bir kısmının cami diğer kısmının sinagog olarak kullanılıp, Yahudilerin ibadetine açılmasını içeren teklifin yasalaşamamasının önünde barış sürecinin engel teşkil ettiğini düşünen İsrailli parlamenterler, El Fetih ile İsrail yönetimi arasındaki barış görüşmelerinin tıkanmasının ardından yeniden düğmeye bastı.

İktidardaki Likut Milletvekili Miri Regev ile İşçi Partisi milletvekili Hilik Bar’ın yeniden gündeme getirdiği tasarı, Mescid-i Aksa’nın tıpkı El Halil kentindeki Halil İbrahim Cami gibi bölünmesini içeriyor.

El Halil kentindeki Halil İbrahim Camii ikiye bölünmüş durumda. İçinde Hazreti İbrahim ile eşi ve oğullarının makamlarının bulunduğu caminin bir bölümü Müslümanların ibadetine ayrılırken diğer bölümü sinagog olarak kullanılıyor.

 

Önceki yıllarda Yahudi grupların Müslümanların ilk kıblesi olan Mescid-i Aksa ile Kubbetüssahra’nın bulunduğu Haremüşerif’e girmeleri yasaktı. Ancak bu yasak son yıllarda delindi. Şimdi Yahudi gruplar sıklıkla Mescid-i Aksa’ya provakatif ziyaretler gerçekleştiriyorlar.

 

Taha Dağlı, Haber7

 

Yasağa rağmen onbinlerce Tatar alanlara indi

 

Kırım tatar sürgününün 70. yıldönümü münasebetiyle düzenlenen matem mitingi, son 23 yıldan beri ilk kez Akmescit’in merkez meydanında değil de Kırım Tatarlarının toplu şekilde yaşadığı Akmeçet semtinde bulunan caminin önündeki alanda yapıldı.

 

Daha önce dua merasimi olarak anons edilen etkinlik mitinge dönüştü. Kırım Başkan Vekili Sergey Aksyonov’un mitingi yasaklama kararı, insanları durdurmadı. Yolların araçlar için kapatılması nedeniyle binlerce Kırım Tatarı mitingin yapıldığı yere yürüyerek gitti. Mittingin sona ermesinde sonra bile insanlar caminin önüne gelmeye devam ettiler. Yaklaşık 15 bin insanın katılımıyla yapılan mitingin resmi bölümü bildirinin kabul edilmesiyle sona erdi. Bildiride, Kırım’da Kırım Tatar milli ve toprak özerkliğinin oluşturulması talep edildi.

 

Maden ocağına gömülen imaj

 

… Kul hakkı, emeğin kutsallığı, adalet gibi temel ilkeleri menkıbe düzeyinden güncel hayata, toplumsal, siyasal ve insani düzeyde pratiğe ve iktisat anlayışına ‘insana değer vermenin ve saygının’ düsturu olarak gerçekleştirmeden maden ocaklarındaki acılar devam edecek.

 

Ölümler karşısında gayetle derin acı duyanlar, hatta ölümleri istismar etmek hayasızlığından kaçıp acıyı, gözyaşlarını içine gömenler, acıların sistemik temellerini sorgulamadıkları sürece toplumsal ve bireysel olarak yaşanacak felaketler ateşine odun atıyor olacaklardır. Hem sömürü ve adaletsizliğe karşı en âlemşümul ilkeleri savunup hem de küresel kapitalizme eklemlenmeye itiraz etmemek tüm değerleri maden ocağında zehirlemek demektir.

 

Maden ocağındaki ölümlerin somut anlamda teknik hataların sonucu olarak gösterilip geçiştirilemeyeceği gibi ahlaki, dini, vicdani, ilkesel nedenlerini sorgulamadan ne ekonomik başarıyı ne de insanlığımızı maden ocağının karanlık kuyularından çıkarabiliriz.

 

Akif Emre, Yeni Şafak

Reklam
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ