İMAMI CAFER SADIK RADIYALLAHU ANH – KISA HAYATI, NASİHATLERİ VE ÖLÇÜLER-

İMAMI CAFER SADIK RADIYALLAHU ANH – KISA HAYATI, NASİHATLERİ VE ÖLÇÜLER-
islamcokguzel-reyhaniyayinlari-hz-muhammed-kitap-kampanyasi

Hazreti Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem Efendimizin torunlarından, ehlibeytin imamlarındandır. Ashab-ı Kiramı gören ve onlara uyan tabiînin önde gelen âlimlerindendir. Cafer-i Sadık rahmetullahi aleyh, Hz. Ali’nin soyundan, Hz. Hüseyin’in torunu Muhammed Bâkır’ın (radiyallahu teala anhum) oğludur. Annesi ise Hz. Ebu Bekir Sıddık radıyallahu anhum ecmainin torunu Kasım bin Muhammed’in kızıdır.

Hadis ve fıkıh ilminde başta babası Muhammed Bakır Hazretleri ve dedesi Kasım bin Muhammed Hazretleri olmak üzere, Ata bin Ebî Rebâh, Urve b. Zübeyr gibi birçok kimseden ders aldı ve rivâyetlerde bulundu. Başta oğlu Mûsâ Kâzım, Şu’be, Süfyân-ı Sevrî, Süfyan b. Uyeyne, Îmâm-ı Azam Ebû Hanîfe ve daha pek çok kimse İmamı Cafer radıyallahu teala anhumdan îslami ilimler okumuş ve hadîs-i şerifler rivâyet etmiştir. Doğruluğu ve sadâkati sebebiyle kendisine “Sâdık” lakabı verilmiştir.

Abbasi halifelerinden Mansur’un onun manevi nüfuzundan korkup öldürmek istediği ama yanına geldiği zaman heybeti karşısında ürküp ona büyük saygı gösterdiği nakil olarak ulaşmıştır.

Ehlisünnetin Maliki Mezhebi imamlarından İmam Malik rahmetullahi aleyh, Cafer-i Sadık radıyallahu anhı şöyle anlatır; “Cafer-i Sadık’ın yanına gelir ilim alırdım. O çok gülümserdi. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi vesellemin ismi anılınca yüzü sararırdı. Onun yanma gidip gelmeye uzun zaman devam ettim. Her görüşümde onu şu üç şeyden biri ile meşgul bulurdum; ya namaz kılar, ya oruç tutar veya Kur’an okurdu. Abdestli olmadan Hz. Pey gamber sallallahu aleyhi vesellemden hadis rivayet etmezdi (Efendimiz sallallahu aleyhi vesellemin abdestsiz ismini dahi zikretmediği de gelen rivayetler arasındadır). Manasız sözleri hiç ağzına almazdı. O Allah-u Teâlâ’dan korkan zahid ve abid âlimlerden birisi idi.”

İlim irfan ve hikmette imamdır. Müminlerin gönüllerini genişleten halleri, yolları aydınlatan sözleri çoktu. İşte birer kandil hükmündeki nasihatlerinden bazıları…

Rızkı azalan, belaya uğrayan ne yapsın?

Süfyan-ı Sevri rahmetullahi aleyh, İmam Cafer-i Sadık Hazretlerinden -rahmetullahi aleyh- şu nasihatleri nakletmiştir: “Çok sözün faydası yoktur. Ben atalarımdan rivayetle Resulullah’tan bildirilen şu üç şeyi sana anlatayım: Allah-u Teâlâ’nın ni’metine kavuşan ve bu ni’metin devamlı olmasını isteyen kimse, Allah’a hamd ve şükrünü çoğaltsın. Zira Allah-u Teâlâ şöyle buyurmuştur;

“Ni’metlerimin kıymetini bilir, emrettiğim gibi kullanırsanız, onları artırırım. Kıymetini bilmez bunları beğenmezseniz, elinizden alır şiddetli azab ederim.” (İbrahim; 10)

“Bir kimse rızkı azaldığı zaman çok tevbe ve istiğfar etsin. Zira Allah-u Teâlâ Nuh suresinde tevbe ve istiğfar edenlerin, günahlarını bağışlayacağını ve rızıklarını artıracağını va’d ediyor.

Bir kimse herhangi bir şeyden sıkıntı görür veya bir belaya uğrarsa: “Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billahil-aliyyil-azim.” desin.

Ey Süfyan bunları iyi anla! Allah-u Teâlâ’ya yemin ederek söylüyorum ki; bunları yaparsan çok ihsanlara, iyiliklere kavuşursun.”

İnsanlarla iletişimimiz nasıl olmalı?

Cafer-i Sadık rahmetullahi aleyh evladlarından birisine yaptığı nasihatlerde; insanlarla iletişimin nasıl olması gerektiğini her birisi sosyoloji ilmine konu olacak çapta olan şu sözleriyle açıklamıştır;

“Ey oğlum, kendi rızkına razı ol! Kendi rızkına razı olan, kimseye muhtaç olmaz. Gözü başkasının malında olan, fakir olarak ölür. Allah-u Teâlâ’nın taksim ettiği rızka razı olmayan, O’nu kaza ve kaderinde, dilediğini yaratmakta töhmet altında tutmuştur. Kendi kusurlarını küçük gören başkalarının kusurlarını büyütmüş olur.

Her zaman kendi kusurlarını büyük gör. Başkasının gizli bir şeyini açığa vuranın, evindeki gizli şeyler herkesçe bilinir. Kardeşi için kuyu kazan, o kuyuya kendisi düşer. Ahmaklar arasında bulunan horlanır, âlimler arasında bulunan hürmet görür.

Ey oğlum, insanlara kızmaktan çok sakın, yoksa sana da kızarlar. Boş iş ve söze karışmaktan sakın, sonra aşağılanırsın.

Ey oğlum, lehinde veya aleyhinde de olsa hakkı, doğruyu söyle! Böyle yaparsan herkes seninle istişare eder, fikrini alır.

Ey oğlum, arkadaşlık yaptığın ziyaretine gittiğin kimse iyi ahlak sahibi olsun, kötü ahlakı olanlarla arkadaşlık etme, onlarla görüşme! Çünkü onlar, suyu olmayan çöl, dalları yeşermeyen ağaç, ot bitmeyen topraktırlar.

Ey oğlum, Allah-u Teâlâ’nın kitabını okuyucu, iyilikleri emredici, kötülüğü nehyedici, sana gelmeyene sen gidici, seninle konuşmayana konuşucu ol! İsteyene ver. Gıybetten koğuculuktan sakın. Çünkü söz taşımak, insanların kalbinde düşmanlığı artırır. İnsanların ayıplarını görme, insanların ayıplarını gören, onların hedefi olur.”

Cafer-i Sadık rahmetullahi aleyh bir defasında şöyle buyurdu; “Bir kimse günah işlediği zaman utanmıyorsa, yaşlandığı zaman pişmanlık duyup kötü işlerinden vazgeçmezse ve tenha bir yerde olduğu zaman Allah-u Teâlâ’dan korkmazsa, onda hayır yoktur.”

Âziz b. Habîb, İmam-ı Cafer-i Sadık radıyallahu anhtan şöyle nakleder: “Takvadan daha güzel azık, susmaktan daha güzel haslet, cehaletten daha yıkıcı bir düşman, yalancılıktan daha şifasız bir hastalık yoktur.”

Reklam
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ