KURTULUNCA ANLAYAN ADAM

KURTULUNCA ANLAYAN ADAM
islamcokguzel-reyhaniyayinlari-hz-muhammed-kitap-kampanyasi

Mevlânâ kuddise sirruh, aşağıdaki hikâyesinde mürşid nezaretinde nefsin hile ve tuzaklarından kurtuluşu temsili bir şekilde şöyle anlatır:

 

“Ata binmiş bir emir, ağaç altında uyurken ağzına kara bir yılanın girdiği bir kişi gördü. Emir, uyuyan adamı feci ve hazin akıbetten kurtarmak için, bütün sanat ve maharetini kullanmağa başladı. Adama bir kaç kamçı vurdu. Adam dayak yediği emirden korku ve endişe içinde kaçmağa başladı. Emir, adamı bir elma ağacının altında yakaladı. Ağaçtan düşen çürümüş, kokuşmuş elmaları adamın boğazına sokarak ona zorla yedirmeye başladı. Bir taraftan da:

– Ey dertli biçâre, hepsini yiyeceksin! Bu çileye katlanacaksın! Diye emirler yağdırıyordu. Adamcağız, hayret ve şaşkınlık içinde emire hitaben:

– Ey emir! Ben sana ne yaptım ki? Bana kastın ve bu zulmün sebebi ne? Eğer benim hayatımda senin asli bir düşmanlığın varsa, bir kılıç vur da kanımı dök! Seni gördüğüm an, ne uğursuz bir zamanmış! Senin yüzünü görmeyenler ne bahtiyar insanlarmış! Cinayetsiz, günahsız bir insana, bu zulmü, en büyük zalimler bile yapmaz. Görüyorsun, bu sözleri söylerken bile ağzımdan kan fışkırıyor! “Rabbim, bu zalimin cezasını sen ver!..” diyerek lanetler yağdırıyordu. Emir ise;
– Koş! diye seslenirken bir taraftan da onu kamçılıyordu.

 

Adamcağızın midesi çürük elmalarla dolmuş, kamçılardan, yüzü gözü yara-bere içinde kalmıştı. Tâ ki, adamcağızın safrası kabardı. Kusmağa başladı. Yediği çürük elmalarla beraber, karayılan da dışarı fırladı. Adamcağız, midesinden çıkan yılanın korkunçluğunu görünce, dehşete kapıldı. O salih emirin önünde yerlere kapandı. Dedi ki:

– Hakikaten sen, benim velinimetimmişsin! Seni gördüğüm saat, ne mübarek zamanmış! Eğer sen olmasaydın ben çoktan hazin bir şekilde ölmüş gitmiştim. Senin yüzünü görene, yahud ansızın senin mahallene gelene ne mutlu! Ey övülmeğe lâyık temiz ruh! Cehaletim ve gafletim, sana ne kadar saçma-sapan sözler söyletti. Onlardan dolayı beni afvet!

 

Emir dedi ki:

– Eğer ben o vakit, senin iç âlemindekilerden bir parça söyleseydim, ödün kopardı. Korku, seni helâk ederdi. Kedi önündeki fare gibi mahvolur, kurda karşı kuzu gibi fani olurdun…”

 

***

Hikâyede zikri geçen uyuyan insan, insan-ı gâfildir. Ağzına giren karayılan, nefs-i emmaredir. Emir ise, mürşid-i kâmildir. Onu uykuda iken kamçılayarak döve döve uyandırıp kırda bayırda koşturması, riyazat ve mücahededir. Yılanın çıkışı da, nefs-i emmareden kurtuluştur.

 

Reklam
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 1 YORUM
  1. Hasan Göstaş diyor ki:

    Arkadaşlar ihtiyar deri tabakçısı ile padişah diye bir kıssa vardı Gülistan dergisinde yıllar önce okumuştum çok hoşuma giymişti,şimdilerde tekrar okumak ve paylaşmak istiyorum yardımcı olabilecek kimse varmı acaba nasıl ulaşırım bu kıssaya.

BİR YORUM YAZ