Musa Topbaş Hazretleri

Musa Topbaş Hazretleri
islamcokguzel-reyhaniyayinlari-hz-muhammed-kitap-kampanyasi

Sami Efendiyle
karşılaşınca…

Musa Topbaş Hocaefendi, 1916 yılında Konya Kadınhanı’nda dünyaya gelmiştir. Hoca Efendi’nin babası Hacı Ahmet Hamdi Efendi de Yüce Allah’a gönülden bağlı değerli bir insandı.

 

İlk eğitimi babasından alan Hocaefendi, babasının vefatından sonra, 16 yıl kadar ağabeyi ile beraber kalmıştır.

 

Ağabeyi de tıpkı babası gibi manevi zenginliklerle doluydu. Daha sonra,  Elmalı Muhammed Hamdi Yazır’dan ve Mustafa Asım Yörük’ten dersler almıştır. Bekir Haki, Ali Yekta, Ömer Nasuhi’nin zengin ilminden faydalanmıştır.

 

Musa Efendi’nin hayatında en büyük değişiklik, Ramazanoğlu M. Sami Efendi’yi tanıdıktan sonra gerçekleşmiştir. Kendisi ile ilk defa 1950 yılında Bursa’da tanıştı. Bu tanışmadan sonra, zaman zaman Sami Efendi’nin ziyaretine gitse de esas intisabı 1956 yılındadır.

 

Manevi tecrübesini ve intisabını şöyle anlatır: “Muhterem Üstadımızın huzur-i âlilerine girdiğimizde, tasavvufa dair hiçbir malumatım yoktu. Bize evrad (zikir dersi) verecekler yapacağız, o kadar sanıyordum. Manevi terakki gibi şeyleri bilmiyordum. Maneviyatı zâhirî ders gibi telakki ediyordum… Oysa kalbe kuvvetli bir aşk aşısı yapılıyor. Salik, zeki ve anlayışlı ise onun farkına varıyor, kıymetini biliyor ve o hali muhafaza ile terakkî ediyormuş.”

Sami Efendi’yi tanıdıktan sonra, hizmete ve insanlığa bakışı daha derin bir anlam kazanan Musa Efendi, 1980 yılında Erkam Yayınları’nın kurulmasına öncülük etti. 1986 yılında da Altınoluk Dergisi’nin çıkarılmasına ön ayak olduğu gibi aynı yıl Üsküdar’da Aziz Mahmûd Hüdâyî Vakfının kuruluşuna maddî ve mânevî katkılar sağladı.
Cömertliği ve merhameti
Kendisi başlı başına bir müessese ve vakıf gibiydi. Hayır hizmetlerinin her türü için ayrılmış fonu vardı. Kitap, yetimler, hastalar, cami ve okul yapımı için ayrılmış tahsisatı bulunurdu. Bu fonlardan her birini bir seveni vasıtasıyla yürütür ve kendisi de kontrol ederdi.

 

Kitap fonunu, kitap almaya mali gücü olmayan, okumaya meraklı kişilerle, pek çok insanın istifade edebileceği kütüphaneler için kullandırırdı.

 

Yetimler fonunu, ebeveyninden birini kaybetmiş okumaya istidatlı, bilhassa hafız gençler için tahsis ederdi. Nitekim Bosna-Hersek zulmünün devam ettiği günlerde, bu savaşta ebeveynlerini kaybeden Boşnak çocukları için bir yetimler yurdu tesisine öncülük etmiş, ancak bürokratik engeller sebebiyle maalesef bu yetimler Türkiye’ye getirilememişti.

Hasta ve ilaç fonunu ise hastanelerde parası olmayan hastalara ilaç, ameliyat ve tedavi masraflarına katkıda bulunmak üzere sarf ettirirdi.

 

Cami ve okul inşaatı için de özel bir fonu bulunur, bunu da camisi ve okulu bulunmayan yer ve yöreler için ayırırdı.

 

Yakın talebelerinden olan ülkemizin seçkin ve sevilen gönül insanı, yazar Ahmet Taşgetiren, Üstadı Merhum Musa Efendi hakkında kaleme aldığı bir yazısında Hazretin Mürşidi Mahmud Sami Hazretlerine olan muhabbetini şu şekilde ifade eder:

 

“Musa Efendi Hazretlerinin, Sami Efendi Hazretlerine karşı aşk derecesindeki vefasını, sevgisini gözledim zaman zaman… İki şey vardı bu aşkta: Bir, kendisini irşad etmişti, gönül mimarı idi, derin vefa hissiyle yüklüydü o sebeple, iki, bir görevi emanet etmişti kendisine… O emaneti ifa ederken, sanki hep üstadına yaslanıyordu, ruhu bir yandan onun hatıralarından emiyordu Allah dostluğunun kıvam ölçüsünü…”
Hoca Efendinin cömertliği ve merhameti, Afganistan’dan Filistin’e, Azerbaycan’dan Rusya’ya kadar bütün İslam dünyasına yayılmış, Allah’ın kendisine vermiş olduğu maddi zenginliği İslam ümmeti için dağıtmış, bütün Müslümanların dertleriyle ilgilenmiş çare bulmaya çalışmıştır.

 

Peygamberimiz sallallahu aleyhi vesellemin güzel ahlakını yaşayarak halkla iç içe olmayı tercih etmiş, “Bugün Allah için bir yetim başı okşadınız mı, bir hasta ziyaretine gittiniz mi, bir cenazede bulundunuz mu?” (Maneviyat Dünyamızda İz Bırakanlar, Vehbi Vakkasoğlu, s. 241-242) düsturuyla (prensibiyle) bütün toplumla ilgilenmiş ve yardım elini uzatmıştır.

İhtiyaç içinde olan, yaşlı-çocuk demeden maddi konuda yardımcı olmuştur. Müslümanlara merhamet ve şefkat kanatlarını gererek hasta ve fakirler için “Hüdayi Kliniği” huzur evini açarak, kimsesizler ve ihtiyaç sahiplerine hizmet etmiş ve Allah rızası için infak (maddi yardım) hizmetini en iyi şekilde yerine getirmeye çalışmıştır.

 

Onu sevenlerden birisi şu vakıayı anlatmıştır: “Bir sohbet meclisinden sonra Bosna-Hersek’teki yaraların sarılması için yardım toplanmıştı. Herkes kendi adına belli bir yardımda bulunduğu mecliste, O, büyük bir meblağ uzatmış ve (kendisini gizleyerek) ‘Bir dostun buraya verilmek üzere fakire emâneti’ diyerek takdim etmişti”

 

Allah’ın ikramına mazhar
olan kullardan biriydi

Onu hasretle yâd eden sevenlerinden Zahide Topcu Hanımefendi, Şebnem Dergisi’nde yayınlanan bir yazısında, Musa Efendi’den şöyle bahseder: “Musa Topbaş Efendi, Allah’ın kendisine vermiş olduğu nimetlerden insanları da istifade ettirmeyi çok sever, her yaştan ve her seviyedeki insana hizmet ve ikramda bulunmaktan zevk alırdı. Tahdîs-i nimet, yani Allah’ın kendi üzerindeki nimet ve bereketini itiraf sadedinde, yakınlarına: ‘Elhamdülillah, Allah bize, bire yediyüzü gösterdi.’ buyurmuşlardır. Bu sözleriyle, infak ettikçe, Allah’ın hazinelerinin de kendilerine açıldığını ve Allah’ın Kur’ân-ı Kerîm’de vâd ettiği ikrama nâil olduklarını îmâ etmişlerdi. Kendileri cömert ve hayır sahibi olduğu kadar, akraba ve çocuklarının da bu ruhu kazanmasını temine çalışırlardı. Çocukların ellerine vermiş olduğu harçlıktan, fakirlere ve muhtaçlara da infak etmelerini teşvik eder, ‘veren el’ olmanın yolunu öğretirdi.”
Musa Topbaş Hoca Efendi, Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellemin sünnetine ve güzel ahlakına çok bağlıydı. Bu şekilde ona bağlılığını ve Allah korkusunu her hali ile gösterirdi.

 

Her yaptığı işte Allah korkusu ve O’na vereceği hesabı düşünür, “…Her nerede iseniz, O sizinle beraberdir…” (Hadid; 4) ayetinin gerektirdiği üstün ahlakla hareket ederdi.

 

İbadetlerinde çok titiz olan Hoca Efendi, Kuran’ı adabına uygun tefekkürle (derin derin düşünerek) okurdu. Etrafındaki ilim erbabına (bilgi sahiplerine) saygı gösterir, kendisine faydası dokunmuş kişilere de vefa borcunu ödemeye çok dikkat ederdi. Bütün her şeyi Allah için sever ve sevenlerine de bunu telkin ederlerdi…

 

Gönül hastalıklarının tabibiydi

Musâ Topbaş Hazretleri, büyük bir mürşid, Allah dostu ve kalplere şifa reçeteleri sunan bir gönül tabibiydi. İnsanların mânevî hâllerine uygun reçeteler yazdığı gibi umûmî hastalıklara karşı da herkesin rahatça tatbik edebileceği, basit ama isâbetli tespitler yaparlardı.

 

Allah Resulü’nün izinde, Ümmete rehberlik yapan büyük Mürşid Musa Efendi, Resulullah Efendimizin hayatları ebedileştiren şifa eczanesinden aldıklarını hasta gönüllere sunardı. O’nu dinleyen ve nasihatlerine uyanlar, cümle dertlerinden halas oldular…

 

Allah-u Zülcelâl onların hayrından bizleri mahrum eylemesin. (Âmin)

Reklam
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ