Nasıl bir Bayram?

Nasıl bir Bayram?
islamcokguzel-reyhaniyayinlari-hz-muhammed-kitap-kampanyasi

Bayram günleri…

Bayram, Allah-u Zülcelal’in kullarına itaat ve ibadetlerinin mükâfatlarını verdiği bağış günüdür ve önemlidir. Hele Ramazan Bayramı’nın ayrı bir anlamı vardır. Zira Allah’ın nefse en zor gelen oruç emrini, yazın sıcağına, kışın soğuğuna aldırmadan yerine getirmiş olan müminler, günahları affedilmiş, itaatleri neticesinde fıtratları düzelmiş olarak bayrama ulaşırlar.

Kalpleri Ramazan’da tuttukları orucun feyzi ile aydınlanmış, gönülleri arınmış, merhamet ve fedakârlık gibi duygularla dolmuştur. Aralarında uzun zamanlar küslük olanlar bile, nefislerinin gururunu, şeytanın düşmanlık duygularını kabartan vesvese ve iğvalarını bir kenara bırakarak, Allah rızası için sulh yolunu tutar, barışırlar.

Anne babaların gönüllerinin alındığı, unutulanların hatırlanarak sevindirildiği zamanlardır bayramlar. En ihmal edilmiş, unutulmuş eş-dost ve akrabalar dahi aranarak, mümin kardeşliğinin gereği olan muhabbet köprüleri tekrardan kurulur bayramlarda…

Sevinç, muhabbet, ülfet ve kadirşinaslık duyguları zirvesinde yaşanır. O günlerin neden bayram olduğunu, neden bu kadar sevinildiğini bilmeseler de en çok sevinenler, mutlu olanlar ise çocuklardır. Onlar da ihmal edilmezler. Büyüklere hürmetin bir göstergesi, örfümüzün bir âdeti olan büyüklerin elini öperek tebrikleşmeyi öğrenirlerken, verilen harçlıklarla, şekerlerle sevindirilirler.

Esasında, büyüklerin onlara, neden bayram günlerinde bu kadar seviniyor olduğumuzu anlatmaları gerekir.

Bayram geceleri

Efendimiz sallallahu aleyhi vesellemin, kurban bayramında Abdullah bin Huzafe’yi Mina’da hacılar arasında dolaşarak, “Bu günler yeme içme ve Allah’ı anma günleridir” diye ilan ettirmesinden anlaşılacağı üzere, bayramlar sevinç günleri olduğu gibi zikir, ibadet ve şükür günleridir de…

Bir hadis-i şerifte Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm şöyle buyurmuşlardır: “Kim; her iki bayramın da gecesini, Allah’tan sevap umarak ibadetle geçirirse kalplerin öldüğü günde kalbi ölmez.”

Bir başka rivayette ise, “Kim; fıtır (Ramazan bayramı) gecesini ve kurban gecesini ihya ederse …” şeklinde ifade edilmektedir. (Kenzü’l-Ummal, 1207)

Burada uyanık kalarak, ibadetle ihya edilmesi tavsiye edilen iki geceden biri, Ramazan ayının son gününü bayramın birinci gününe bağlayan gecedir, diğeri de Arefe gününü, Kurban Bayramı’nın birinci gününe bağlayan gecedir.

Allah’ın rızasını kazanmaktan başka gayesi olmayan müminler, bu ve benzeri hadis-i şerifleri dikkate alarak Ramazan bayramından önceki, Arefe gününün akşamını bir fırsat olarak bilmeli, hadis-i şeriflerde geçen müjdeye nail olmaya çalışmalıdırlar. Bu geceyi, namaz kılarak, Kur’an okuyarak, istiğfarla, duayla ve zikrullah ile geçirmelidirler.

Yani, Ramazanın son gecesi, Allah-u Zülcelal’in rızasını kazandıracak salih ameller ve tevbe ile ihya edilmeli ki bayrama günahsız ve kurtulma ümidiyle çıkılabilsin.

Tatil ve eğlence tuzağına dikkat!

Sahabeden Vehb bin Münebbih radıyallahu anhu anlatıyor; “Şeytan, her bayram günü öfkesinden inler. Etrafına toplanan yardakçıları (yarenleri) ‘Seni öfkelendiren nedir, efendimiz?’ diye sorarlar. Şeytan da onlara şu cevabı verir: ‘Bu gün Allah, Muhammed sallallahu aleyhi vesellemin ümmetinin günahlarını affetti. Onları mutlaka nefsi arzulara ve hazlara daldırarak oyalamalısınız.”

Anlıyoruz ki; Müminlerin bayram sebebiyle sevinmeleri, lütuf ve ihsanlara mazhar olmaları, ezeli düşmanları olan İblis ve avanesini kudurtmaktadır. Ramazan’da bağlı iken, bayramla serbest kalan azgın yardımcılarını, müminlerin üzerine göndermekte, onları günaha sürüklemeleri ve Ramazan süresince kazandıklarını, müminlere kaybettirmeleri için emir vermektedir.

Ülkemizde de bayrama bir hafta kala TV kanalları, Ramazan eğlencesi adıyla pazarlamaya çalıştıkları çalgılı dansözlü programlarla, bilerek ya da bilmeyerek, maalesef bu amaca hizmet etmektedirler. Oysa âlimlerimiz, bayramlarda günah işlemenin, mahşer gününde günah işlemek gibi olduğuna dikkat çekerek müminleri uyarmaktadırlar.

Bayram tatillerini sahil kenarlarında geçirmekten de sakınılmalıdır. Zira son dönemlerde moda haline gelmiştir: Müminler, cazip “Bayram tatili teklifleri” ile kandırılmaya çalışılmakta, bu mübarek günleri gaflet ve eğlence içerisinde, içkili otellerde geçirmeleri için teşvik edilmektedirler. Hatta bazı bankaların aymazlığına bakın ki müslümanlara, Ramazan Bayramı tatilinde harcayacakları parayı (faizli!) “taksitli kredi” adı altında, süslü cümlelerle sunmaktadırlar. Vay olsun aldananlara!

Müminin bu gibi hallere düşmesi, şeytan ve dostlarını sevindirecekken; sıla-i rahim yaparak, akraba ve dost ziyaretleri ile mümin kardeşliğini pekiştirmekte ise Allah’ın rızası vardır.

Ramazanlarda ekranlara çıkartılarak İslam adına konuşturulan bazı kişilerden ve söylediklerinden de kaçınılmalıdır. Zira yarım âlimlerin insana zararı, yarım doktordan daha fazladır. Yarım doktorun, kişinin en fazla ölümüne ya da sakat kalmasına sebep olması muhtemelken, yarım âlim ve ehliyetsiz kimseler, kişinin ebedi hayatını mahvederler.

Bayramınız mübarek olsun…

Reklam
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ