Neden Sünnete Saldırıyorlar, Biliyor musunuz?

Neden Sünnete Saldırıyorlar, Biliyor musunuz?
islamcokguzel-reyhaniyayinlari-hz-muhammed-kitap-kampanyasi

Esselamu aleykum

Allaha hamd, Hazreti Resulullah sallallahu aleyhi veselleme salat ve selam olsun.

Allah Resulünü sevmek ve tabi olmak…

Her şeyden önce şunun iyi bilinmesi gerekir ki Resulullah sallallahu aleyhi vesellemi sevmek, herhangi bir lider veya bir mefkurenin kurucusunu sevmek gibi değildir.

Hz. Peygamber sallallahu aleyhi vesellemin makamı gibi davası da büyüktür. Onun davası, öyle bazılarının zannettiği gibi belirli bir tarihi dönemi kapsayan ve geriye bazı ahlâkî/fikri prensip kırıntıları bırakan Hint, Yunan ve Mısır öğretileri gibi değildir. O Allah’ın Rasulüdür, Allah onu desteklemektedir.

Onun hayatı, bazı tarihi şahsiyetlerin, liderlerin yaşattığı, -hayır ya da şer- sadece bir parlak döneme işaret etmez.

Onun hayatı; sadece şahsî, ailevî, kavmi boyutlara tekabül etmez. O, aynı zamanda dünya çapında içtimaî, idarî, hukukî koordinatlara kaynaklık eder.

Ve dahi Onun davası, bütün bir insanlığı; cehalet, gaflet ve zilletle düşeceği Şeytan’ın tassalutundan kurtarıp Allah’ın nuruyla bilen, ‘Halifetullah’ olmanın ağır emanetinin şuurunda ve Allah’a kulluğun şeref ve izzet zirvesine ulaştırmaktır.

Bu açıdan Resulullah’a tabiiyet sağlam bir iman, arınmış bir gönül ve duygusal bir bağlılık ile mümkündür. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi veselleme gereği gibi mutabaat ancak manen kamalata ermekle gerçekleşebilir. Nefsi terbiye etmeden, kalbi dünya kirlerinden arındırmadan tam bir mutabaattan söz edilemez. Başka bir deyişle Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi veselleme uymak sadece hadis okumak ve fıkıh bilmek ile mümkün değildir, ittiba da şarttır. Bu da ancak nefislerini tezkiye eden güçlü irade sahibi kimselere nasip olur.

Bugün İslam âleminin içinde bulunduğu sıkıntıların asıl sebebi, İslam için yapıldığı söylenilen hizmet, söz ve amellerimizin, Hz. Rasulullah’ın sünnetine mutabık olmamasıdır. Maalesef nefsimizin peşine düşmüş ve günümüz şartlarının izin verdiği kadar Rasullullah’a uyar olmuşuz.

Resulullah’ın sünneti seniyyesini terk ve bıraktığı mirastan gafil olduğumuzdan Müslümanlar olarak heybetimizi kaybettiğimiz için, bu günlerde dünyanın değişik coğrafyalarında bulunan mülhidler bize parmak sallayabiliyorlar.

Oysa Hazreti peygamberin sünnetini başımıza taç ettiğimizde yeryüzünün en güçlü medeniyetlerini kuranlar bizler olmuşuz. Fakat nebevi sünnetten uzaklaştıkça acze düşmüşüz.işte manzara bu.

Durum o kadar vahim ki kimimiz İslam için cihat ediyoruz diye teröre, kimilerimiz de hayır ve infak ediyoruz diye riyaya düşmektedir. Peki neden? Çünkü biz Hz. Peygamberi tanımıyoruz. Tanımadığımız için de yeterince sevmiyoruz. Ve bunlar eksik olduğu içinde mutabaat edemiyoruz.

Müslümanlar olarak tekrar eski gücümüze ulaşabilmemiz için bir an önce kendimize gelmeli ve Hazreti Peygamberin sünnetini kuşanarak yaşamaya başlamalıyız.

Bugün birilerinin sünnetini inkar ederek toplumumuzun peygamberimize olan bağlılığını sarsmaya çalışması boşuna değil! Batılı müsteşriklerin, oryantalistlerin sünnet karşıtı fikirlerinin tekrar tekrar hortlatılmasıyla bizi Allah’ın kitabından uzaklaştırmaya çalışıyorlar. Samimi ama cahil olanlarımızı, önce sünnetten uzaklaştırıp peygamberimizle olan bağlarını zayıflatmaya ardından da tamamen Allah’ın kitabından koparmayı hedefliyorlar. İçimizdeki gerçeği göremeyen bazı nadanlarda farkında olmadan buna çanak tutuyorlar. Allah feraset versin.

Peki neden böyle sinsi bir yol izliyorlar, biliyor musunuz? Ayağa kalkmamızı istemiyorlar. Zira ümmet olarak bizler ayağa kalkarsak, yeryüzünde istedikleri gibi at koşturamayacaklar. Düzenleri yıkılacak!

Son olarak şunu söyleyebiliriz ki; Biz fikrimizle, zikrimizle, zihnimizle ve tüm duygularımızla yeniden Rasulullah efendimize beyat etmeli ve bugün tekrar söz vererek her şeyimizle Efendimiz aleyhisselama uymaya karar vermeliyiz

O halde İslam’ı yaşamanın ve İslam’a hizmet etmenin zorlaştığı şu ahirzamanda bütün gücümüzle Efendimizi ve onun davasını anlatmaya; mesajını tüm gönüllere ulaştırarak, yeryüzünün islahı ve bütün bir insanlığın kurtuluşu için çalışmalıyız. Kadın erkek, çocuk genç ihtiyar demeden herkese Efendimizi tanıtmalıyız.

Çünkü belki de biz, “Ümmetim mübarek bir ümmettir, evveli mi yoksa sonu mu daha iyidir bilinmez.”  diye müjdelediği ahirzaman sahabileri olabiliriz.

Allahu Zülcelal bizi tam bir kemalatla insanlığın efendisi ve kurtuluşun müjdesi olan Efendimiz aleyhissalatu vesselama uyan kamil müminlerden eylesin.

Reklam
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ