Nefsini Allah’a Teslim Et!

Nefsini Allah’a Teslim Et!
islamcokguzel-reyhaniyayinlari-hz-muhammed-kitap-kampanyasi

Kötü hâllerini ıslah et, iyi olmaya bak. Özünden ve sözünden dedikoduyu at! Bunu Peygamberimiz emreder ve şöyle der: “Gücünüzün yettiği kadar, sıkıntı veren dünya işlerini bırakınız.”

 

Ey dünyayı bilmez! Dünyanın içini bilseydin onun kötü şeylerini almaya bakmazdın. Onun bütünü bir derttir; gelse insanı yorar, gelmeyecek olsa üzer. Hakk’a karşı irfan sahibi olsaydın, her şeye O’nun emri ile bakardın. Lâkin O’na karşı cahilsin. Ne Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem Efendimizi ne de diğer nebileri iyi tanıyorsun. Hele Allah’ın veli kullarını hiç bildiğin yok.

 

Yazık sana! Senden önce gelenlere dünya neler etti, çoğunu bilmektesin; ama hiç birinden öğüt aldığın yok. Dünyanın içinden çıkılmaz sıkıntılı işlerinden kurtulmaya bak. Allah’tan bunu iste. Dünyanın verdiği kisveyi çıkar ve hemen kaç. Nefse ait libası da çıkar. Hakk’ın kapısına yürü.

 

En güç iş, nefsin elinden kurtulmaktır. Ondan kurtulunca, siva; Hakk’ın zâtından gayrısı da kendiliğinden silinir. Bu hâl, sivayı nefsin özü olarak anlarsan olur. Böyle ise nefsi bırakınca Rabbini bulursun. Orada, hemen nefsini Allah’a teslim et. O’na teslim olunca selâmeti bulursun.

 

Halka avuç açma…

 

Bütün işlerini Hak uğruna yap, hidayeti bulursun. Şükür yolunu tut, nimetin artar. Halkı ve bütün varlığını O’na bırak. Hakk’a, sana yapılan işlerde itirazcı olma.

 

Allah yolcuları, Aziz ve Celil olana karşı herhangi bir talepte bulunmazlar. O’nun arzusuna karşı herhangi bir arzu izhar etmezler. Onlar dünyadan nasip almak için hırsa kapılmazlar. Başkalarının kısmetine de bakmazlar. O yolculara katılmayı dilersen, dünya ve ahirette onlarla olmayı arzularsan, sözde ve işte onlarla ol. Onların arzusuna ve dileğine uy!

 

Her şeyi aksine yapar oldun, işleri ters ettin. Hakk’a muhalefet ve O’na karşı çekişme sana âdet oldu. Gece ve gündüz hâlin böyle… Sana emir veriyor ve “Şu işi yap!” diyor. Fakat yapmıyorsun. Bir acayip hâl aldın. Bu ne hâldir! Böyle bir cesareti nereden alıyorsun?

 

Kurtuluş istiyorsan O’nun önünde eğil; içini ve dışını huzura boğ. Emri yap, yasaktan kaç, kadere uy. Hakk’ın huzurunda olduğunu bil, hiç konuşma, içini de sakla, dışını da… Bunları yaparsan dünya ve ahiretin iyiliğini bulursun.

 

Halka avuç açma; onlar aciz ve ihtiyaç içinde kıvranan kimselerdir. Kendileri için bir şey yapmaya güçlü olmadıkları gibi başkaları için de yapamazlar.

 

Her şeye Hak’la sabret. O’ndan bir şey istediğinde, acelece olmasını dileme. O bir şeyi geç verince, cimrilikle ithama kalkma. Ve töhmet etme. O sizi sizden daha iyi düşünür. Sen kendini O’nun düşündüğü kadar düşünmezsin. Bazı büyükler, Hak Teâlâ’nın kuvvetini, kudretini kendi özlerinde sezip anladıktan sonra: “Bana ne iş kaldı?” derler.

 

Yani; “Bütün tasarruf O’nun; beni benden iyi düşünüyor. Bana ne güç kalıyor, ne kuvvet” demek isterler.

 

Size düşen, Hakk’a uyar olmaktır. O size yarayanı sizden daha iyi bilir. O, içinde iyilik bulunanı size bildirmez ama kendisi bilir. Hak Teâlâ bu hâli anlatmak için şöyle buyurur: “Olur ki, bir şey sizin için hayırlı iken, siz onu hoş görmezsiniz. Yine olur ki, bir şey sizin için kötü iken, siz onu seversiniz. Allah bilir, siz bilmezsiniz.” (Bakara; 216)

 

Bela gelince…

Nefse açlık kamçısını vur, kötü isteklerinden alıkoy. Hakkı olanı da ver. Onun sırtına bin, kılıcından ve bıçağından korkma. Onun kılıcı kuru ottur, çelikten değildir. Nefisten korkma, o kuru gürültü ile lâf atar. Yalan söyler, doğruluk etmez. Ahdi vardır, vefası bulunmaz. Onda sadakatle sevgi eseri olmaz. Nefsin bütün hâli akar gider. Devleti, saltanatı olmaz.

 

Nefsin şahı İblis’tir. Doğru olan hiç bir iman sahibine, İblis’in dişi batmaz. Ne muhalefet edebilir ne de düşmanlık… İblis’in hâli böyle olunca emrinde gezen nefis, nasıl iman sahiplerine dokunabilir? İblis kendi kuvvetiyle cennete girdi ve Âdem Peygamber’i oradan çıkardı sanma! Aziz ve Celil olan Hak, ona kuvvet verdi ve bu çıkarma işine sebep kıldı. Esasta onun geçerli kuvveti yoktur, hepsi Hakk’ındır.

 

Ey akıldan az nasip alan, Aziz ve Celil olan Hakk’ın kapısından kaçma. Sana verdiği bela, O’na karşı gönlüne soğukluk düşürmesin. Sana yarayanı O daha iyi bilir. O’nun sana gönderdiği belâ, bir hikmet ve kaideye bağlıdır.

 

Belâ gelince olduğun yerde kal ve hatalarını ara; bulunca, tevbeyi, istiğfarı artır. Sabır iste, tevbeyi tutmak için sebat dile. O’nun kudret eli önünde dur, rahmet eteklerine yapış; o dar hâlin gitmesini dile ve o hâlde bulunan iyiyi ara.

Seyyid Abdulkadir-i Geylani

-kuddise sirruhu-

Reklam
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ