SAADET ASRINDA RAMAZAN VE İFTAR

SAADET ASRINDA RAMAZAN VE İFTAR
islamcokguzel-reyhaniyayinlari-hz-muhammed-kitap-kampanyasi

Akşam yaklaşınca, Rabbinin emri ile nefsine dur diyerek, gün boyu arzularını dizginleyen mümin, oruçla nefsini terbiye etmekle birçok güzel haslete sahip olma ve ilahi emri yerine getirmenin sevinci ile iftarın gelmesini beklemeye başlar.

Allah Resulü’nün (sallallahu aleyhi vesellem) şu (kudsi) hadisleri onun bu sevincine tercüman olur: “Oruç benim içindir. Onun mükâfatını ben vereceğim. Oruç tutanlar için iki sevinç anı vardır. Biri iftar anında orucunu açma sevinci, diğeri Rabbine ulaştığında oruç tuttuğundan dolayı yaşadığı sevinçtir.”(1)

Oruç tutanın sevinci bu kadarla kalmaz. Allah Resulü sallallahu aleyhi vesellem onlara bir müjde daha verir: “Allah her iftar vakti, cehenneme girmesi kesinleşmiş kullarını cehennemden azat eder. Bu, Ramazan boyunca her akşam tekrarlanır.”(2) Bazı rivayetlerde her gece bir milyon (1.000.000) kişinin cehennemden azat edileceği bildirilmektedir.(3)

İftar vakti acele ederlerdi

Oruçlu, akşam vakti gelince, orucunu açmakta acele eder. Çünkü Allah Resulü sallallahu aleyhi vesellem: “İftarı acele edin, sahuru geciktirin!“ Abdullah b. Mesud der ki; Allah Resulü sallallahu aleyhi vesellem de böyle yapardı.”(4)

“İnsanlar iftarı acele ettikleri sürece hayır (sünnetim) üzere bulunurlar.”(5)

“İnsanlar iftarı acele ettikleri sürece, bu din galip olmaya devam edecektir. Zira Yahudi ve Hıristiyanlar iftarı geciktiriyorlardı” buyurur.(6)

Sonra iftar zamanını açıklayarak: “Karanlık şuradan geldiği, gün şuradan döndüğü, güneş battığı zaman oruçlu iftar eder’ buyurur.”(7)

Sahabe-i Kiram’dan Ebu Evfa radıyallahu anh anlatıyor: “Ramazan ayında Allah Resulü ile bir seferde bulunuyorduk. Güneş batınca Allah Resulü sallallahu aleyhi vesellem:
– Ey Bilal! İnip hurma ezmesini su ile karıştırıp yemek hazırla! Buyurdu.
– Ya Resûlallah! Akşam olmasını beklesek, dedi. O emrini tekrarladı:
– Ey Bilal! İnip hurma ezmesini su (yâda süt) ile karıştırıp yemek hazırla! Buyurdu. Bilal-i Habeşi:
– Ama hala gündüz! Dedi. Allah Resulü sallallahu aleyhi vesellem üçüncü kez:
– Ey Bilal! İnip hurma ezmesini su (yâda süt) ile karıştırıp yemek hazırla! Buyurdu. Bilal-i Habeşi devesinden indi, yemeği hazırlayıp götürdü. Allah Resulü sallallahu aleyhi vesellem çorba gibi olan yemeği içtikten sonra Bilal-i Habeşi’ye eli ile göstererek: “Güneş şuradan battığında gece şuradan geldiğinde oruçlu iftar eder’ buyurdu.”(8)

Efendimizi takip eden sahabeler de onun gibi iftarı acele ederdi. Ancak bazıları namazı iftardan önce kılardı.

Ebu Atiyye anlatıyor: “Bir gün Mesruk ile birlikte Hz. Aişe’nin yanına gittik. İzin alıp içeri girdikten sonra:
– Ey müminlerin annesi! Hz. Peygamberin sahabelerinden hayırdan başka hallerini görmediğimiz iki kişi var. Bunlardan biri iftar ve namazı acele ediyor, diğeri namazı acele ediyor ama iftarı geç açıyor. Onlar hakkında ne dersin? Diye sorduk. Hz. Aişe:
– İftar ve namazı kim acele ediyor?
– Abdullah b. Mesud.
– Allah Resulü sallallahu aleyhi vesellem de öyle yapardı.”(9)

Enes b. Malik üsteki hadise açıklık getirerek şöyle der: “Allah Resulü sallallahu aleyhi vesellem akşam namazı kılmadan önce birkaç tane yaş hurma, o yoksa kuru hurma, o da yoksa su ile orucunu açardı.”(10)

İftarda dualar kabul olur

İftar vakti duaların kabul olduğu anlardan, iftarda yapılan dualar ise kabul olan dualardandır. Bunun için Allah Resûlü sallallahu aleyhi vesellem: “Oruçlunun iftar anında reddedilmeyecek bir duası vardır”(11) buyurdu.

Bir defasında iftar vakti; “Allahumme leke sumtu ve ala rızgike eftartu (Anlamı: Allah’ım senin için oruç tuttum, rızkınla orucumu açtım)” (12) Bir başka zaman ise: “Bismillah! Elhamdu lillah! Allahumme leke sumtu ve ala rızkike eftartu, ve aleyke tevekkeltu, subhaneke ve bihamdike takabbel mini inneke ente’s-semiu’l-alim” (Anlamı: Allah’ın ismi ile başlarım. Hamd ona aittir. Allah’ım senin için oruç tuttum, rızkınla orucumu açtım, sana tevekkül ettim, hamd ile seni tesbih ederim. Orucumu kabul et, sen işiten ve bilensin” diye dua buyurdu.(13)

Âlim sahabelerden Abdullah b. Amr radıyallahu anh, iftar yapacağı zaman: “Allah’ım her şeyi kuşatan rahmetinden beni bağışlamanı istiyorum.” diye dua ederdi.(14)

Orucunu hurma ile açardı

Allah Resulü sallallahu aleyhi vesellem orucunu hurma ile açar, sahabelerine:
“Oruç tuttuğunuz zaman hurma ile açın! Çünkü hurma berekettir. Onu bulamazsanız su ile iftar edin! Su temizdir” buyururdu.(15)

Yazın Allah Resulü sallallahu aleyhi veselleme yaş hurma ve su getirilir, onları yer içer sonra namaz kılardı. Kışın ise kuru hurma yiyip su içtikten sonra namaz kılardı.(16)

İftara gider,
İftara çağırırdı

İnsanları iftara çağırmaya teşvik eden Allah Resulü sallallahu aleyhi vesellem: “Kim bir oruçluyu iftara çağırırsa, onun sevabı kadar sevap kazanır. Bu oruçlunun sevabından hiç bir şey eksiltmez” buyururdu.(17)

Bir başka hadislerinde ise; “Kim Ramazan’da kazandığı helal rızık ile oruç tutan birini iftara çağırırsa, melekler ona Ramazan geceleri boyunca dua ederler. Cebrail (aleyhisselam) Kadir gecesi onunla kucaklaşır.(18)

Cebrail’in (Aleyhisselam) kucaklaştığı kişinin kalbi incelir, gözyaşları fazlalaşır, buyurdu. Sahabelerden biri ayağı kalktı.
– Yâ Resûlallah! İkram edecek bir şeyi olmayanlar ne yapsınlar? Diye sordu. Allah Resulü sallallahu aleyhi vesellem:
– Bir lokma ekmek ikram etmek için bile olsa birini iftara çağırsınlar.
– Yanında o da yoksa?
– Bir avuç herhangi bir yiyecekle.
– O da yoksa?
– Bir parça süt ile.
– O da yoksa?
– Birazcık su ile.”(19)

Efendimiz bir konuşmasında sahabelere:
– Cennette içi dışından, dışı içinden görünen şeffaf bir oda vardır, buyurdu. Sahabeler:
– O kimin için olacak Ya Resûlallah? Diye sordular. Allah Resûlü sallallahu aleyhi vesellem:
– Güzel söz söyleyen, misafire ikramda bulunan, oruca devam eden, insanlar uyurken namaz kılanlar için, buyurdu.(20)

Misafire ikramı çok seven Allah Resulü sallallahu aleyhi vesellem, Ramazan geldiğinde her konuda olduğu gibi bu konuda da daha hassas olurdu. Ashab-ı Suffe’yi gözetmeye özen gösteren Efendimiz, Ramazan’da onlar için adeta teyakkuza geçer, kendisi iftara çağırmakla kalmaz, sahabelerini onları birer ikişer iftara çağırmak için sürekli teşvik ederdi.

Sahabelerinin fakirlerini gözetirdi

Suffe öğrencilerinden Vâsile b. Eska radıyallahu anh anlatıyor: “Ramazan aylarından birinde Suffe’de bulunuyordum. Sahabeler bizi aralarında bölüştürerek misafir ederlerdi. İftara yakın yanımıza gelir, bizi birer ikişer iftara alıp evlerine götürür, yemek ikram ederlerdi. Ramazanın ilerleyen günlerinde bir akşam nasılsa hiç kimse bizi iftara götürmedi. Ertesi gün aç karnına oruç tuttuk. İkinci akşam yine gelen olmadı.

Açlıktan bitap düşünce Allah Resulü’ne (aleyhissalatu vesselam) giderek durumumuzu anlattık. Halimize çok üzülen Allah Resulü sallallahu aleyhi vesellem tek tek bütün eşlerinin evine haber göndererek, evde yiyecek olup olmadığını sordurdu. Eşleri yemin ederek, yiyecek hiçbir şey olmadığını hatta dün kendilerinden hiç birinin evlerinde bir lokma dahi yemediğini söylediler. Allah Resulü sallallahu aleyhi vesellem bize:
– Toplanın! Buyurdu. Bir araya toplanınca: “Allah’ım! Senin fazlın ve rahmetinden istiyoruz. Her şey senin elindedir. Senden başkasının hiçbir şeye gücü yetmez.” buyurarak bizim için dua etti.

Çok geçmeden bir adam Allah Resulü’nün sallallahu aleyhi vesellem huzuruna girmek için izin istedi. İçeri girdiğinde kızarmış bir koyun ve ekmek getirdiğini gördük. Allah Resulü sallallahu aleyhi vesellem koyunu bizim önümüze koymasını istedi. Adam koyunu bize verince, oturup doyana kadar yedik. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi vesellem bize dönerek:
“Allah’ın fazlı ve rahmetinden istedik. Zira o rahmetini katında bizim için saklamıştır’ buyurdu.”(21)

Bir başka gün arkadaşlarım yine iyice acıkmıştı. Bana:
– Ey Vâsile! Allah Resulü’nün yanına git. Bizim için ondan yiyecek iste, dediler. Denileni yapıp eve gittim. İzin isteyip içeri girdim.
– Ya Resûlallah! Suffe ashabı, çok aç! Bunun için beni sana gönderdiler, dedim. Allah Resûlü sallallahu aleyhi vesellem eşi Hz. Âişe’ye:
– Yanında yiyecek bir şey var mı? Diye sordu. Hz. Âişe:
– Yâ Resûlallah! Yanımda sadece birazcık ekmek biraz da süt var, dedi. O:
– Onu bana getir! Buyurdu. Hz. Âişe ekmek parçasını getirip verdi. Allah Resûlü sallallahu aleyhi vesellem bir tane yemek kabı isteyerek, ekmeği kabın içine ufaladı. Sonra sütü ekmeğin üzerine döktü. Onları karıştırarak tirit yemeği yaptı. Yemek bereketlenerek, tencereyi doldurdu. Allah Resûlü sallallahu aleyhi vesellem bana döndü:
– Ey Vâsile! Gidip bana on arkadaşını getir, buyurdu. Hemen oradan ayrılıp hızla arkadaşlarımın yanına gittim. On kişiyi alıp götürdüm. Allah Resulü sallallahu aleyhi vesellem:
– Oturun! Buyurdu. Arkadaşlarımız oturunca, Efendimiz:
– Bismillah, diyerek yemeye başlayın. Yemeğin kenarından alın, üstünden almayın. Çünkü bereket yemeğin üzerine iner. Doyuncaya kadar yiyin! Buyurdu.

Arkadaşlarım doyuncaya kadar yedikten sonra oradan ayrıldılar. Onlar kalktıklarında yemekten hiçbir şey eksilmemiş gibiydi. Allah Resûlü sallallahu aleyhi vesellem yemeği eli ile düzeltti. O dokununca yemek bereketlenerek kabı doldurdu. Bana yine:
– Ey Vâsile! Git on kişi daha alıp gel! Buyurdu. Arkadaşlar gelince:
– Oturun yeyin, buyurdu. Arkadaşlar sofraya oturup, doyuncaya kadar yediler. Kalktıklarında tenceredeki yemek aynen duruyordu. Allah Resûlü sallallahu aleyhi vesellem bana döndü.
– Başka kimse kaldı mı?
– Evet, on kişi daha kaldı.
– Onlar da gelsinler, buyurdu. Onlar da gelip yedi ve doydular. Son gurup kalkınca, tenceredeki yemek aynen duruyordu. Allah Resulü sallallahu aleyhi vesellem:
– Ey Vâsile! Kalan yemeği Âişe’ye götür, buyurdu.”(22)

Davetlere icabet ederdi
Zaman zaman sahabeler Allah Resulü sallallahu aleyhi vesellemi iftara çağırır, Allah Resulü onları reddetmeyip davetlerine icabet ederdi.

Abdullah b. Zübeyr radıyallahu anh anlatıyor: “Sad b. Muaz, Allah Resûlü’nü iftara davet etti. İftarını Sad’ın yanında yapan Allah Resûlü yemekten sonra:
“Eftara indeküm es-saimune ve ekele taameküm el-ebrar ve sallet aleyküm el-melaiketu” (Oruçlular sofranızda iftar etsin, yemeğinizi iyi insanlar yesin, melekler size salât etsin!) diye dua buyurdu.”(23)

Biri yanınızda oruç yiyebilir mi?
Oruç tutmanın sayılamayacak kadar çok faydası olduğu şüphe götürmeyecek bir gerçektir. Oruç tutuğumuzda samimiyetimiz ve birikimimiz doğrultusunda bu nimetlerden istifa ederiz. Bunun için biri Ramazanda yanımızda oruç yediği zaman onun adına üzülürüz. Yemek arzumuzu harekete geçirdiği için kızar mıyız? Hayır, bilakis seviniriz. Çünkü Allah Resûlü sallallahu aleyhi vesellem: “Oruçlu birinin yanında yemek yendiğinde, melekler oruç tutan kişiye salat ederler.” buyurmaktadır.(24)

Asr-ı Saadette tüm Müslümanlar oruç tuttukları için Ramazan’da bu tür tablolara rastlanmazdı. Ramazan’ın dışında nafile oruçlarda, biri oruçlu iken bir başkasının yemek yediği zamanlar oluyordu.

Ümmü Ammare binti Kab anlatıyor: “Bir gün Allah Resûlü sallallahu aleyhi vesellem bizim ziyaretimize gelmişti. Oturunca yemek hazırlayıp götürdüm. Bana:
– Gel sen de ye! Buyurdu. Ben:
– Orucum, dedim. Allah Resulü sallallahu aleyhi vesellem:
– Oruçlu birinin yanında yemek yenildiğinde, yemek bitinceye kadar melekler ona salat ederler (günahlarının bağışlanması için dua ederler) buyurdu.”(25)

Süleyman b. Büreyde anlatıyor: “Bir gün Hz. Peygamber yemek yerken Bilal-i Habeşî huzura girdi. Allah Resulü sallallahu aleyhi vesellem ona:
– Buyur yemek ye! Buyurdu. O:
– Orucum yâ Resulullah! Dedi. O:
– Biz de rızkımızı yiyoruz. Bilal’in yemediği rızkının karşılığı ona cennette verilecektir. Biliyor musun Ey Bilal! Oruçlunun kemikleri bile zikreder. Biri oruçlunun yanında yemek yediğinde melekler onun affedilmesi için dua ederler.”(26) buyurdular.

Kaynaklar: 1-Buhari, Savm, 9; Müslim, Siyam, 163; Tirmizi, Savm, 55; Nesai, Siyam, 41. 2-İbn Mace, Siyam, 3; Müsned, 5/256. 3-İbn Hacer, Heytemi, İthaf, 52. 4-Nesai, Siyam, 23; Hindi, Kenzü’l-Ummal, 23879. 5- Müslim, Siyam, 48; Tirmizi, Savm, 13; İbn Mace, Siyam, 24; Muvatta, Siyam, 3; Hindi, Kenzü’l-Ummal, 23880. 6-Ebu Davud, Savm, 21. 7-Tirmizi, Savm, 12; Hindi, Kenzü’l-Ummal, 23876. 8-Buhari, Müslim, Siyam, 33, 43; Ebu Davud, Savm, 20; 9-Müslim, Siyam, 49; Ebu Davud, Savm, 21; Nesai, Siyam, 23. 10-Ebu Davud, Savm, 22. 11-İbn Mace, Siyam, 48. 12-Ebu Davud, Savm, 23. 13-İbn Mace, Siyam, 25; Hindi, Kenzü’l-Ummal, 23879. 14-İbn Mace, Siyam, 48. 15-Tirmizi, Savm, 10; Ebu Davud, Savm, 22; Darimi, Savm, 12; 16-İbn Hacer, Heytemi, İthaf, 152. 17-Tirmizi, Savm, 82; İbn Mace, Siyam, 45; Müsned, 5/192; Darimi, Savm, 13. 18-Müsned, 4/335. 19-İbn Hacer, Heytemi, İthaf, 35. 20-İbn Hacer, Heytemi, İthaf, 189. 21-Ebû Nu’aym, Hilyetü’l-Evliyâ, 2/22. 22-İbn Mâce, Et’ime, 12.; İbn Sa’d, Tabakât, 7/408.; Nisâbûrî, Şerefü’l-Mustafâ, 1189. Madde; Müsned, 3/490; Şâmî, Sübülü’l-Hüdâ, 9/486. 23-İbn Mace, Siyam, 45; Darimi, Savm, 51. 24-Tirmizi, Savm, 67. 25-Tirmizi, Savm, 67; İbn Mace, Siyam, 46. 26-İbn Mace, Siyam, 46; İbn-i Manzûr, Muhtasar, 5/261, 23/15.

Reklam
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ