SA’DÜ’L HAYR DİYE BİLİNEN SAHABE

SA’DÜ’L HAYR DİYE BİLİNEN SAHABE
islamcokguzel-reyhaniyayinlari-hz-muhammed-kitap-kampanyasi

İman etmiş ama henüz görmemişti

Medine’de doğup yetişen Sa’d radıyallahu anh, Hayseme b. Hâris ile Hind b. Evs’in oğludur. Merkeze beş kilometre uzaklıkta olan Kubâ’da yaşayan aile, davetin ilk günlerinde çevresinde ahlakı ve fazileti ile tanınan ve Sa’dü’l-Hayr diye meşhur olan oğulları Sa’d b. Hayseme vesilesi ile müslüman oldu.(1)

 

Yetmiş beş kişiden oluşan Medineli hacılara katılarak Mekke’ye, Allah’ın Resulü sallallahu aleyhi veselleme biat etmeye gittiler. Henüz Hz. Peygamber sallallahu aleyhi vesellem ile tanışmayan Sa’d b. Hayseme, onu görmeden seviyor, bir an önce ona vasıl olmak istiyordu. Mekke’ye vardıklarında, birkaç arkadaşı ile Uveym b. Saide’nin yanına giderek:

– Ey Uveym! Haydi, Allah Resulü sallallahu aleyhi vesellemin yanına gidip ona selam verelim. Ona iman ettiğimiz halde, henüz tanışıp görüşme fırsatı bulamadık, dedi.

Çarşıya çıkıp sormaya başladılar. Efendimizin, Kâbe’de amcası Hz. Abbas’ın yanında olduğunu öğrenince, büyük bir heyecanla Kâbe’ye yöneldiler. Hz. Peygamberi gördüklerinde, kalpleri heyecandan parçalanacak gibiydi. Selam verip oturdular. Müşrikleri şüphelendirmemek için görüşmeyi kısa tuttular. Efendimize:

– Nerede, ne zaman buluşacağız? Diye sordular. Hz. Abbas söze atılarak:

– Siz buraya, henüz Müslüman olmayan Medineliler ile birlikte geldiniz. Sabredin! Şu hac işi bitinceye kadar, kendinizi ve yapmak istediğiniz şeyi onlardan gizleyin, dedi. Efendimiz:

– Bayramın ikinci gününün gecesi, Akabe’nin alt taraflarında buluşalım. Geleceğiniz gece, o sırada aranızda olmayanı aramayın, uykuda olanı uyandırmayın, buyurdu.(2)

 

Büyük bir heyecanla buluşma gününü bekleyen sahabelerin hiç biri uyumadı. Gece yarısı herkes derin uykuda iken, sessizce yataklarından sıyrılan sahabeler, gecenin karanlığına karışarak, Akabe’ye gittiler. Konuşmalar bittikten sonra Allah Resulü sallallahu aleyhi vesellem:

– Aranızdan on iki nakip (temsilci) seçin, buyurdu. Sahabeler kabilelerin ileri gelenlerini temsilci olarak seçtiler. Sa’d b. Hayseme, Amr b. Avf oğullarının temsilcisi olarak seçildi.(3)

 

Biat yapıldıktan sonra, sessizce Akabe’den ayrılarak sabahleyin Medine’ye geri döndüler. Vakit kaybetmeden büyük bir aşkla, çevrelerindeki insanlara İslam’ı anlatmaya başladılar. Bir süre sonra yetersiz kaldıklarını görünce, bir mektup yazarak aralarından birini Allah Resulü’ne gönderdiler ve:

– Bize dinimizi öğreneceğimiz, Kur’an okutacak birini gönder, diye ricada bulundular.

 

Medine’de ilk Cuma namazı

Hz. Peygamber onlara Mus’ab b. Umeyr’i gönderdi. Medine’ye giden ilk İslam davetçisi, Esad b. Zürâre’ye konuk oldu. Vakit geçirmeden davete başlayan Mus’ab, ev ev, kabile kabile gezerek, Medinelileri İslam’a çağırdı. Onlara Kur’an okudu. Onu dinleyen kişiler, birer ikişer İslam’a koşmaya başladı. Birkaç kabile hariç İslam, şehir içinde ve çevresinde hızla yayıldı.

 

Müslümanlar çoğalınca Hz. Peygamber’e mektup yazan Mus’ab Efendimiz, gelişmeleri anlatarak, sahabelerin bir araya toplanması için izin istedi. Allah Resulü ona izin verince, Sa’d b. Hayseme’nin evinde toplandılar. On iki kişi olan sahabeler, burada “İlk Cuma namazını kıldılar.” Sa’d b. Hayseme, gelenlere bir koyun keserek ikram etti.(4)

 

Müslümanlar iyice güçlenince hicret başladı. Mekke’den hicret edenler, sosyal bir sıkıntıya sebep olmamak için Medine’nin içine değil, Kubâ’ya gidiyorlardı. Medineliler büyük bir samimiyet ve özveri ile gelenleri karşılayıp, bağırlarına basıyordu. Burada onları en fazla konuk eden üç sahabe vardı. Gülsüm b. Hıdm, Sa’d b. Hayseme, Mübeşşir b. Münzir.

 

Abdullah b. Mesud, Bilâl-i Habeşî, Süheyb, Âmir b. Füheyre gibi pek çok büyük sahabeyi konuk eden Sa’d b. Hayseme, Allah Resulü (asm) hicret ettiğinde onu da konuk etme şerefine nail oldu.

 

Baba ve oğulun ‘Şahadet’ yarışı

Evinde hanım olmadığı için daha rahat davranan Sa’d Efendimiz, kapılarını sonuna kadar açmıştı. Hicret eden bekâr sahabeler onun Daru’l-Uzab ya da Beytü’l-Gurrab denilen Bekârlar/Garipler evinde kalıyordu. Resulullah sallallahu aleyhi vesellem, geceleri Gülsüm b. Hıdm’ın evinde kalıyor, gündüz Sa’d’ın evine giderek sahabeler ile sohbet ediyor, onlara İslam’ı anlatıyordu.(5)

 

İbadet ve hizmet insanı olan Sa’d Efendimiz, Leyye isimli bir hanımın yanına giderek, ondan merkeplerini bağladığı arsasına mescit yapmak için izin istedi. Hanım izin verince oraya bir mescit yaptırdı.(6)

 

Allah Resulü sallallahu aleyhi vesellem, Bedir’e gidileceğini duyurunca, kalbi vuslat arzusu ile çarpmaya başladı. Şehit olup, Cennet ve Cemalullah’a ulaşmak istiyordu. Yaşlı babası Hayseme de aynı duygular içerisindeydi. Babası oğluna:

– Birimizin hanımların yanında kalması gerekiyor. Gel bu konuda beni kendine tercih et! Ben gideyim, sen hanımlarla kal! Diye rica etti. Sa’d:

– Ben de cihada gitmek, senin gibi şehit olmak istiyorum, deyip üzülerek babasının bu ricasını reddetti. Ancak babası tutku ile istiyordu şahadeti, tıpkı Sa’d gibi. Biraz çekiştikten sonra, kura çekmeye karar verdiler. Kura Sa’d’a çıktı. Baba oğluna yalvarmaya başladı:

– Ne olur, bu gün beni kendine tercih et! Bırak gidip Bedir’de şehit olayım! Sa’d özür dileyerek babasını reddetti:

– Ey babacığım! Cennetten başka bir şey isteseydin, seve seve seni kendime tercih ederdim ama cennet konusunda bunu yapamam. Bedir’e gidip orada Allah rızası uğrunda şehit olacağımı umuyorum. Ne olur beni anla!(7)

 

Kuraya itiraz etmeyen baba, oğlunu Bedir’e yolcu etti. Bedir’de kahramanca savaşan Sa’d b. Hayseme, şehit olarak özlemine kavuştu.

Pek çok fazileti ve şerefi kendinde toplayan Sa’d, vefatından sonra da büyük bir lütufa nail oldu. Allah Resulü sallallahu aleyhi vesellem Efendimiz ahirete irtihal edince, Kubâ’da ona ait olan Guras kuyusunun suyu ile yıkandı.(8) Allah onlardan razı olsun.

 

Notlar: 1- İbn Abdilberr, İstîab, 2:588. 2- İbn Sa’d, Tabakât, 4:7. 3- İbn Hişam, Sîre, 1-2:456; İbn Sa’d, Tabakât, 3:49; Beyhakî, Delâilu’n-Nübüvve, 2:448. 4- İbn Sa’d, Tabakât, 3:118. 5- İbn Sa’d, Tabakât, 3:607-623; İbn Hişam, Sîre, 1-2:493; İbn Manzûr, Muhtasar, 2:184. 6- Şâmî, Sübülü’l-Hüdâ ve’r-Reşâd, 5:471. 7- İbnü’l-Esîr, Üsdü’l-Gâbe, 1986. Sahabe; İbn Cevzî, Sıfatü’s-Safve, 169; Zehebî, Siyerü Alâmü’n-Nübelâ, 2209. Şahıs; Ebu Nuaym, Marifetü’s-Sahabe, 2:400; Nisâbûrî, Şerefü’l-Mustafâ, 566. Madde. 8- İbn Manzûr, Muhtasar, 2:394; Beyhakî, Delâilu’n-Nübüvve, 7:275.

Reklam
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ