Salihlerin namaz anlayışı

Salihlerin namaz anlayışı
islamcokguzel-reyhaniyayinlari-hz-muhammed-kitap-kampanyasi

“Komşumuzun damındaki direğe ne oldu?”

Tebe-i tabiinin büyüklerinden (Allah hepsinden razı olsun) Mansur b. Mu’temir’in hanım bir komşusu kızıyla beraber kalıyordu. Gece hava kararınca sıcak olduğu için anne-kız birlikte uyumak için dama çıkar, sabaha yakın da aşağı inerlerdi. Dolayısıyla kız, karanlıkta tam seçemediği için, komşunun damında bir direk görürdü. Mansur ölünce kız, “Anneciğim, komşumuzun damındaki direğe ne oldu!” diye sordu. Anne, “Kızım o direk değildi, evin reisi olan İbn Mu’temir idi vefat etti!” cevabını verdi.

Her gece sabahlara kadar ayakta durup, ibadet ettiği için kızcağız, onu direk sanmıştı.” Benzeri hadiselerin münferid vak’alar olmadığına işaret etmek için Esved b. Yezid en-Nehaî gibi başka zatlar için de anlatıldığını söylemekte herhalde fayda vardır.

 

Abdullah bin Abbas radıyallahu anhuma, her gün bin kere secde ederdi. Kendisine çok secde ettiği için, “Seccâd” diyorlardı.

 

Namazdayken sizi duymam

“İbn-i Mesud radıyallahu anh, namaza kalktığı zaman (huzurun heybetinden) dürülmüş elbise gibi olurmuş. Namazda iken evdekilerin konuştuklarını duymaz olurmuş. Bazen o namaza kalktığı zaman, evdekiler: “Susun, ses çıkarmayın Abdullah namaz kılacak” derlermiş. O ise “İstediğinizi konuşun, ben namazda iken konuştuklarınızı duymuyorum” derdi.

 

Akşam ile yatsı arası
100 rekat kılan zat

Ebû Davud’un Kûfe tabiîlerinin en hayırlısı dediği, muhadramûn (Allah Resûlü’nün çağına yetişip de göremeyenler)den Ebû Osman en-Nehdî rahmetullahi aleyh için Süleyman et-Teymî, onun hakkında “Küçük ya da büyük bir günaha girebileceğine ihtimal vermiyorum; zira o gündüzleri hep oruçlu, geceleri de sürekli kıyam halinde Rabbinin huzurundadır. O kadar çok namaz kılar ki, namazı yorgunluktan mecali kalmayıncaya kadar devam eder” der. Asım el-Ahvel de onun hakkında şunu söyler: “Ebû Osman en-Nehdî akşam ile yatsı arasında yüz rekat namaz kılan bir insandır.” (Kayseranî, 1/66)

 

Alnında adeta iki

delik açılmıştı…

Bir diğer namaz sevdalısı da tabiîn neslinin medar-ı iftiharlarından Safvan b. Süleym ez-Zührî’dir. Onun hakkında, “40 sene bir defa bile sırtını yatağa koymamıştır; gecelerini hep namazla geçirirdi; hatta o kadar çok secde ederdi ki alnında adeta bir delik açılmıştı” derler. İbnü’l-Medînî onun hakkında şunu söylüyor: “Safvan soğuk gecelerde bile uykusu gelmesin diye namazını toprak üzerinde kılar ve alnını yere koyardı.” (Mizzî, 13/187)

 

Mescit yıkılmış ama haberi olmamış

Müslim bin Yesâr’da böylesi bir namaz sevdalısıydı işte. O, Basra’da bir mescidde namaz kılıyordu. Bu sırada mâbed büyük bir gürültüyle yıkıldı. Ancak Müslim bin Yesâr, bu yıkılıştan habersiz bir hâlde namazına devam etmekteydi. Selâm verince:

– Mescid çöktü gitti, kılını kıpırdatmadın? Nedir bu hâl? dediler. O ise hayretle:

– Mescid mi çöktü? diyerek namaz esnasında hiçbir şey hissetmediğini söyledi.
Huşu nedir?

Veysel Karani Hazretleri kendini bildi bileli ömrü içinde bir gece yatıp uyumamıştır. Bir geceye, “bu gece leyle-i sücud” der, sabaha kadar secde ile geceyi ihya ederdi. Diğer bir geceye de “bu gece leyle-i kıyam” der, sabaha kadar ayakta ibadetle geceyi ihya ederdi. Bir gün:

– Namazda hûşu nedir? diye soran bir zâta:

– Namaza durduğunda, biri keskin bir kılıçla sırtına vursa, kılıcın ucu göğsünden çıksa, yine hiçbir acı duymamandır” diye cevap vermişti.

Reklam
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ