Şefaat Vardır, Haktır!

Şefaat Vardır, Haktır!
islamcokguzel-reyhaniyayinlari-hz-muhammed-kitap-kampanyasi

Bazı sahabilerin, Peygamber Efendimizden şefaat talep ettikleri de bir hakikattir. Nitekim Enes bin Malik radıyallahu anh şöyle nakletmektedir: “Nebiyy-i Ekrem sallallahu aleyhi vesellem Efendimizden kıyamet günü bana şefaat etmesini istedim:

– Ederim! buyurdular. Ben:

– Ey Allah’ın Rasûlü! Siz’i nerede arayayım? dedim. Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem:

– Beni ilk olarak Sırat üzerinde ara! buyurdular.

– Sırat üzerinde Siz’i bulamazsam? dedim.

– Mizan’ın yanında ara! buyurdular.

– Sizi Mizan’ın yanında bulamazsam! dedim.

– O zaman beni Havz’ın yanında ara! Mutlaka bu üç yerden birinde olurum, buyurdular.” (Tirmizi, Kıyamet, 9/2433; Ahmed, III, 178)

 

Yine Rabia bin Kaʻb radıyallahu anh şöyle anlatır:

“Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem bir gün bana:

– Benden iste, vereyim, buyurdu. Ben de:

– Ya Rasûlallah! Müsaade buyurun, bir düşüneyim, durumuma bir bakayım, dedim. Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem:

– Peki, düşün, durumuna bak! buyurdu.

 

Düşündüm ve kendi kendime:

“Dünyaya ait menfaatler çabuk bitip tükenir. Ben, kendim için, ahiretle alakalı bir faydayı tercih etmekten daha hayırlı bir şey görmüyorum” dedim.

 

Efendimiz sallallahu aleyhi vesellemin huzûr-i âlilerine çıktım. Bana:

– İhtiyacın nedir? buyurdu.

– Ya Rasulallah! Benim için Rabbin Azze ve Celle’ye şefaatçi ol da beni Cehennem’den azad eylesin! dedim. Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem:

– Böyle demeni sana kim söyledi? buyurdu.

– Hayır vallahi ya Rasûlallah, kimse söylemedi. Lakin durumuma baktım ve gördüm ki dünya, ehlinin elinde durmuyor, hemen zeval buluyor. Bu sebeple ahiretim için bir şey almak bana daha sevimli geldi, dedim. Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem:

– O halde çok secde ederek kendin için bana yardımcı ol! buyurdu. (Ahmed b. Hanbel, IV, 59)

 

Şimdi de şefaat
istemek caizdir!

Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem- hayatta iken O’ndan şefaat talep etmek caiz olduğuna göre, vefatından sonra talep etmenin de caiz olduğu kendiliğinden ortaya çıkar. Zira Ehl-i Sünnet ve’l-Cemaat alimleri, peygamberlerin berzah hayatında da yaşadıklarını kabul etmektedirler.

 

Eğer Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz’den şimdi şefaat talep edersek, hayatında yaptığı gibi vefatından sonra da Allah’a dua etmeye ve O’ndan istemeye güç yetirebilir. Sonra da vakti geldiği zaman o kimse Allah’ın izniyle şefaate nail olur.

 

Cenab-ı Hak, dilediği kuluna, dilediğini verme kudretine sahiptir. Mesela ayette bildirildiği üzere izzeti, Rasûl’üne ve mü’minlere bahşetmiştir.(el-Münâfikûn; 8.) Aynen bunun gibi şefaat de tamamen kendisine ait olmasına rağmen, Allah Teala şefaat yetkisini diğer peygamberlere, meleklere, alimlere, şehidlere, salih mü’minlere, çocuklara ve Cennet ehlinden uygun gördüğü bazı kimselere de verecek, onlar da şefaat edeceklerdir.

 

Mesela “Her peygamber kendi ümmetine şefaat edecektir.” (Buhari, Tefsir, 18) hadis-i şerifi, bütün peygamberlere şefaat yetkisi verileceğinin bir delilidir.

 

Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimizin:

“Ümmetimden bir kişinin şefaatiyle Temim Oğulları Kabilesi’nden daha çok kişi Cennet’e girecektir” beyanı üzerine:

“Ey Allah’ın Rasûlü! Siz’den başka bir kişinin şefaatiyle mi? diye hayretle soran ashab-ı kirama cevaben, Efendimizin:

“Evet, benden başka birinin (şefaatiyle)” (Tirmizî, Kıyâmet, 12/2438; İbn Mâce, Zühd, 37; Dârimî, Rikâk, 86; Ahmed, III, 469.) buyurması, hayatını takva üzere yaşayan salih kulların da -Allah’ın izni ve dilemesiyle- şefaat edebileceklerini, bunun mümkün olduğunu göstermektedir.

 

Reklam
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ