Şeytan Hangi Sözlerle Aldatıyor?

Hasan Çalışkan

Yazarın şu ana kadar yazılmış 9 makalesi bulunuyor.

Şeytan niçin yaratıldı?

İnsan, imtihan için yaratılmıştır. Ya hayır işleyerek Allah’ın razı olduğu kulları arasına katılacak; ya da şer işleyip cezayı hak edecektir.

 

Şeytanın ve nefsin faaliyetleri imtihan olmanın bir gereğidir. Sıkıntı, meşakkat olmadan imtihan olmaz. İşte bu noktada Allah’ın hikmeti ortaya çıkmaktadır. Allah (cc) dileseydi ne şeytan olurdu, ne de kullar günah işleyebilirlerdi. Ancak, dünya hayatı imtihan içindir. İnsan, birtakım denemelerden geçecek ve makamını kendisi kazanacaktır.

 

Şeytan ve onun yardımcıları olan cinler ve insanlar, diğerlerini kandırmak için süslü ve yaldızlı sözler söylerler. İddialarını ispatlamak için inandırıcı ve kandırıcı (kendilerine göre) deliller getirirler, her türlü ikna yöntemlerini kullanırlar.

 

Şeytan, yani İblis; insanın içine, göğsüne fısıldar, vesvese verir, insanı hayallere sürükler. Hayırlı işleri yapmamaya, şerli işleri yapmaya davet eder. İnsanın içinde kötülüğe davet eden her çağrı, her duygu (nefis veya) şeytandandır. O ve kabilesi, insanları, onların görmeyecekleri yerden gözetlerler. Ancak o ve kabilesi, inkârcıların dostudurlar. (A’râf; 27)

 

Şeytanın insana yaklaşma tarzı çok çeşitlidir. Bu konuda bir ayet-i kerimede şeytanın Rabbimize karşı şu sözü söylediği haber verilmektedir; “And olsun ki, onları (yarattığın kullarını) saptırmak için senin doğru yolunda oturacağım. Sonra and olsun onların önlerinden, arkalarından, sağlarından, sollarından kendilerine geleceğim.” (Araf; 16–17)

 

Evet; şeytan bize en kolay bulduğu yönden yaklaşır. Bu bazen kendimiz oluruz, nefsimizden vesvese alırız, bazen arkadaş sandığımız birisi olur, ondan telkin duyarız, bazen de bir büyüğümüz olur emir alırız. Eğer bu aldığımız şey Allah tarafından yasaklanmışsa, mutlaka sonucunda bir ceza vardır. Hata yapan cezasını görecektir. O hata mutlaka iyiliklerinden bir şeyler götürecektir. Ya da iyiliği yoksa, cezasının artmasına neden olacaktır.

 

İşte burada, şeytan ve yandaşları, bizi Rabbimizin yolundan, hayır yapmaktan alıkoymaya çalışır. Zekât ve sadaka verenleri ‘fakir olacaksınız’ diye korkutur (Bakara; 268). Şeytan, insanlara her türlü ahlâksızlığı emreder (Bakara; 288). Onlara içkiyi, kumarı, zinayı süslü gösterir, böylece insanları Allah’ı (celle celaluhu) anmaktan uzaklaştırır.

 

Günümüzde, şeytanın insanları tuzağa düşürmek için çok sık kullandığı ve gerçekten de çok etkili olan bazı tuzak sözler vardır. İşte, o sözlerden bazılarına, aşağıda yer vermeye çalışacağız.

 

“Bir şey olmaz,
Allah affeder”

Şeytanın insanı Allah’ın adıyla aldatmasının en belirgin yolu; Allah’ın affediciliğini öne sürerek insanı günah işlemeye teşvik etmesidir.

 

İblis insanları Allah’ın rahmetinin ve affının geniş olması ile aldatır ve onları günah işlemeye teşvik eder. Onlara sanki “Yiyin, için, zevkinize bakın, ibadeti sonra yaparsınız, günah işlemeye devam edin. Allah, nasıl olsa affedicidir, sizi de affeder” der.

 

Allah (cc) elbette büyük bir merhamet sahibidir ve tövbe edip kendisinden bağışlanma dileyen her kulunun günahlarını affedebilir. Ama bir insan, “Nasıl olsa Allah affeder” diyerek, bile bile günah işlemeye başlarsa, çok tehlikeli bir yola girmiş olur. Zamanla kalbi katılaşır, duyarsızlaşır ve Allah (cc) korkusunu tümüyle yitirir. Kur’an, “Yakında bağışlanacağız.” diyerek bile bile günah işleyen insanlardan (Araf; 169) söz ederken, Şeytan’ın insanı Allah adıyla aldatışının bir örneğini gösterir.

 

Şeytanın en sinsi oyunu, insanları Allah’ın adını kullanarak kandırmasıdır. Bu yöntemle, Allah’ın razı olmadığı hareketlerin din adına yapılmasını telkin eder. Konu ile ilgili bir ayet şöyledir: ”Ey insanlar, hiç şüphesiz Allah’ın vadi haktır; öyleyse dünya hayatı sizi aldatmasın ve aldatıcı(lar) da, sizi Allah ile (Allah’ın adını kullanarak, “Allah affeder, Ona güven” gibi sözlerle) aldatmasın. Gerçek şu ki, şeytan sizin düşmanınızdır, öyleyse siz de onu düşman edinin. O, kendi grubunu, ancak çılgınca yanan ateşin halkından olmaya çağırır.” (Fatır; 5-6)

 

“Bir defadan
bir şey olmaz”

Şeytanın insanları kandırmada ve harama alıştırmak için en çok kullandığı yaldızlı, tuzak sözlerden biri de “Bir defadan bir şey olmaz”  sözüdür. Hal bu ki bu söz tamamen yanlış ve vahim bir sözdür. Bilinen bir gerçektir ki haram da olsa, bütün tiryakilikler hep bir ilkle başlar.

 

İstanbul Emniyet Müdürlüğü Narkotik Şube Müdürlüğü’nde uyuşturucu kullanımı ve satışı konusunda sanıklar üzerinde yapılan araştırma, bağımlıların büyük çoğunluğunun ‘bir defadan bir şey olmaz’ diyerek uyuşturucuya başladıkları ve daha sonra bırakamadıklarını ortaya koymuştur.

 

Sadece uyuşturucu değil, sigara, alkol, kumar, hırsızlık, cinsel sapkınlık gibi bütün kötü hususlara hep “Bir defadan bir şey olmaz” diyerek başlanıyor, ama arkası kolay kolay kesilmiyor.

 

Gençler. Aman sakın “Bir defadan bir şey olmaz” diyen insan ve cin şeytanlarının aldatmasına kapılmayın!

 

“Yaşın daha genç, ilerde tövbe eder, ibadete yönelirsin.”

Şeytanın insanı ibadetlerden alıkoyma ve harama yönlendirmede en etkin kullandığı sloganlardan birisi de budur. Hal bu ki insan bir düşünse, ölümün genç-yaşlı dinlemediğini, yarına erişmek için kimsenin garantisi olmadığını kolayca idrak edebilir.

 

İnsan, kendisine, “Acele etme, ileride yaparsın, daha yaşın çok genç!” diyerek, ibadeti ertelemeyi, geriye atmayı emreden şeytana karşı akıllı bir müminin yapacağı iş; Allah’ın yardımını istemesi ve şu düşünceyle hareket etmesidir: “Ecelim benim elimde değil. Eğer bugünün işini, ibadetini yarına ertelersem, yarının işini ne zaman yapacağım? Zira her gün için yapılacak yeterince iş vardır…” Evet, bu şekilde düşünerek, şeytanın ibadet ve hayırları erteletmek telkinine karşı çıkmalıdır.

 

“Benim kalbim
temiz(!)”

İmanla, ibadetle arası iyi olmayanlar, kendini temize çıkarmak için “Sen kalp temizliğine bak, benim kalbim temiz…” gibi bir şeytani sözü kendilerine referans olarak kabul ederler.

 

Bilinmelidir ki dünyada her tür insan bulunmasına ve her tür kötülük işlenmesine rağmen, yine de herkes “kendisinin kalbinin temiz olduğunu” iddia eder. Hırsızlara, katillere, fahişelere bile sorsanız, “Bakma, ben bu işlere bulaştım ama aslında kalbim çok temizdir” diyecek birçok insan çıkar içlerinden. O halde dünyadaki bütün insanların kalpleri temiz mi? Öyleyse bunca kötülük kimler tarafından işleniyor?

 

Bizim inancımıza göre kalbi temiz kişi; Allah’ın emirlerini kalben tasdik edip bu emirlerin gereğini yaşantısına da aksettiren kişidir. İç dışın, dış da için aynası olduğu için kalbini Allah’ın sevgisiyle dolduranlar, bunun tezahürü olarak zahirini de Allah istediğinde şekilde donatır.

 

“Aman elalem
ne der”

“Zaman böyle yapmayı gerektiriyor.”

“Zamana uymak lazım.”

“Çevrem ne derse o olmalı.”

“Herkes yapıyor, ben niye yapmayayım?”…

 

Şeytan, insana bazen çevreyi referans göstererek, bu tür sözlerle insana harama çağırır.

 

Önce bilinmelidir ki bir müslüman, yaşayışını, hayat tarzını, çevreye veya zamana göre değil, Allah’ın nizamına uyduran kişidir. Müslüman, sırtını şartlara değil, Allah’a dayayan kişidir.

 

İnanan bir kişiysek, bizim hayatımıza yön verici olarak çevreyi, zamanı değil de ilahî nizamı ölçü kabul etmeliyiz. İnanan insan için çevre, zaman gibi unsurlar bağlayıcı olamaz. İnançlı bir kişi, zamanın ve çevrenin dışlaması diye bir şeyi kabul etmez. Onun istediği tek şey Allah’ın hoşnut olmasıdır.

 

“Çevrem böyle istiyor” endişesi bir mazeret sayılamaz. “Çevrem ne der”, “Çevremdeki insanlar yapıyor, ben de yaparım” gibi düşüncelerle Allah’ın yasakladığı biçimde haram davranışlara girmek, o kişideki İslâmî inancın yeterince gelişmemiş olduğunu ortaya koyar.

 

Çevre dediğiniz, üç-beş akraba ve tanıdık, daha olmadı üç yüz, beş yüz insan, Yüce Allah’ın gücü ve kudreti karşısında nedir ki O’na karşı gelmemizi sağlasınlar? Onların beğenmesinin, Cenab-ı Allah’ımızın beğenmesi ya da beğenmemesi yanında ne değeri olabilir? Değil üç-beş yüz, üç-beş milyon ya da bütün insanlar dahi bir araya gelse, Allah’ın emrine aykırı davranmamızı sağlayacak bir neden olamazlar.

 

Çünkü, Rabbimiz bize azap etmeyi dilerse, tüm insanlar bir araya gelseler, bizi bu azaptan kurtaramazlar. Yine Rabbimiz bize nimet vermeyi dilese, tüm insanlar bir araya gelseler, buna engel olamazlar O halde, asıl memnun edilmesi gereken, yalnız ve yalnız Allah’tır. O’nun rızasını kazanmak, O’nun emirlerine en güzel şekilde uymaya ve yasaklarından tüm gücümüzle kaçınmaya çalışmakla mümkündür.

 

“Bağımlı olmam; benim
iradem güçlüdür”

Şeytan, kimi zaman insanı harama çekmek, alıştırmak için ve cesaret pompalayarak, insanın iç dünyasına saldığı şöyle düşüncelerle kandırmaya çalışır: “Ben bağımlı olmam, benim iradem güçlüdür.”

 

Şu iyi bilinmelidir ki kimse kendine güvenmemeli, herkes harama ve kötü alışkanlıklara bağımlı olabilir. Bağımlılık kişiliğin değil, maddenin özelliğidir. Bağımlıların çoğunluğu, maddeyi kontrol edebileceği inancıyla kullanmaya başlar, hiçbir zaman bağımlı olabileceğini düşünmez.

 

“Günahı arkadaşımın
boynuna.”

“Ben falan kişinin demesi ile bu işi yaptım, günahı, vebali onun boynuna.” Ya da birisi, kötü bir arkadaş insanı yoldan çıkarmak için “Eğer günahsa, bunun vebali bana ait” türü sözler söylemesi de şeytani sözlerdendir.

 

Günahın vebalini başkalarına yüklemek, ya da işleyeceğimiz günahı başkasına yüklemek gibi bir kolaycılık dinimizde yoktur. Tabi ki günahı küçümseyen ve senin günahını çekerim diyenler, ahiret günü günahı çekmeyi alaya almanın ne denli korkunç olduğunu görecekler.

 

Bu hususta Rabbimiz şöyle buyururlar: “Kıyamet gününde kendi günahlarının tamamını, ayrıca bilgisizce saptırdıkları kimselerin günah yüklerinden de bir payı yüklenirler. Bak, ne kötü yük yükleniyorlar.” (Nahl; 25)

 

Tabii insanın da başkalarının aldatmalarına karşı uyanık olması lazım. Allah (cc) herkese akıl vermiş ve bu yetmez, insanlar akıllarını olur ki doğru kullanmazlar diye, bir de onları uyarıcı peygamber göndermiş, olur ki o peygamber vefat eder de geri kalanlar sapıtabilirler diye, bir de kitap göndermiş, kurallar koymuş, yol çizmiş.

 

Buna rağmen, aklını kullanmayıp hataları başkalarının üzerine yüklemeye çalışmak, yine Allah’ın kuralını göz ardı etmektir. İşte Rabbimiz şöyle buyuruyor; “Hiçbir günahkâr bir başka günahkârın günahını yüklenemez. Eğer yükü ağır olan kimse (bir başkasını) onu taşımaya çağırsa, -bu, yakın akrabası da olsa- kendisine ondan hiçbir şey yükletilmez…” (Fatır; 18)

 

Evet, tam bu kadar açık olay. Herkes kendi yaptığının günahını çekecek. “O bana dedi”, “o beni kandırdı” gibi boş sözler ile sadece kişi kendini kandırır.

 

Şeytanın tuzağı zayıftır!

Biz yukarda şeytanın en çok kullandığı argümanlardan bazı sözleri örnek olarak sunduk. Elbette Şeytanın bu gibi kullandığı daha birçok sözleri ve tuzakları vardır.

 

Şeytanın işi fesat ve fitnedir. O, insanlar içinden de kendine yandaşlar (veliler) bulur ve birçok işini onlara yaptırır. İster şeytan, ister şeytanın dostu insanlar olsun, onların vereceği vesveseler, tamamen insanı kandırmaya yöneliktir. Ve bu konuda onlar insanı zorlayamazlar. Ve şeytanın tuzağının zayıf olduğunu Rabbimiz şöyle haber verir: “Şeytanın dostlarına karşı savaşın; şüphe yok ki şeytanın düzeni ve tuzağı zayıftır.” (Nisâ; 76).

 

Şeytanın tuzaklarına düşmemek için Rabbimizden yardım isteyeceğiz. Allah’a teslim olmuş, sabah akşam O’nu zikreden, yeryüzündeki her olayın Yüce Rabbimiz’in kontrolünde olduğunu bilen ve ihlâsla Rabbimiz’e yönelen müminlerin karşısında, şeytanın bu zayıf hilelerinin bir etkisi olmaz.

 

Bu durum Kuran’da şöyle bildirilir: “Kur’an okuyacağın zaman (ve her zaman), kovulmuş şeytandan Allah’a sığın. Doğrusu şeytanın, iman edenler ve yalnız Rablerine güvenenler üzerinde bir nüfuzu yoktur. Onun nüfuzu sadece, onu dost edinenler ve Allah’a ortak koşanlar üzerindedir.” (Nahl; 98-100)

 

Ayetlerden de anlaşılıyor ki, Allah Azze ve Celleye içtenlikle iman ederek ibadet eden insanlar üzerinde, tabanca kurşununa karşı çelik yelek giyilmiş gibi şeytanın hiçbir etkisi olamamaktadır. Allah’a iman edip emirlerine uyan ve Peygamberimiz sallallahu aleyhi vesellemin gösterdiği yoldan giden kişiler, şeytana galip gelmişler demektir.

 

O halde, şeytana boyun eğmemenin tek yolu, Allah’a samimi olarak inanmak ve ibadetleri tam yapmak, Peygamber’in gösterdiği yoldan ayrılmamaktır. Her işimize başlarken de şeytandan Allah’a sığınıp, Allah’ın ismini anmalı; “Eûzu besmele” ile başlamalıyız. Ve yaptığımız her işin de Allah ve Resülünün razı olacağı işler olmasına dikkat edeceğiz. Allah ve Resülünün yasakladığı her türlü iş, düşünce ve davranışlardan kaçınırsak, şeytana karşı zafer kazanmış olacağız.

 

Rabbimiz bizleri, aile fertlerimizi ve bütün müslüman kardeşlerimizi, nefsimizin, cin ve insan şeytanlarının şerrinden emin ve muhafaza buyursun. (Âmin.)

 

 

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ