Sinek Deyip Geçemezsiniz!

Sinek Deyip Geçemezsiniz!
islamcokguzel-reyhaniyayinlari-hz-muhammed-kitap-kampanyasi

Sinek dediğimiz küçücük canlı, hakikatte insanı tefekkür ufkuna kanatlandıracak bir sanat harikasıdır. Haklarında ciltler dolusu kitap yazılabilecek böcekgiller familyasından olan bu hayvanların bazı özelliklerinden bahsedelim.

Sinek saniyede 200 defa kanat çırpar. Kanatları 12.000 devirli motor halinde çalışır. Bu, bir arabanın boyuna nispet edildiğinde saatte 5.000 km. demektir! Eğer sineğin kuvvetinde bir araba olsaydı, İstanbul Ankara arasını 6 dakikada alabilirdi.

Sineğin acelesi yoksa saatte 7,5 km. hızla uçar. Uçmak için sıçramaya gerek bile duymaz. Bir uçağın ona yetişebilmesi için ilk önce ayaklarını kafasına değdirmesi gerekir. Minik kafasında ise 400.000 petek vardır.

Sakın sinekten rahatsız olarak vaveyla etmeyin! Eğer yaratan, sineğe karıncanın keskin çenesini ya da arının iğnesini verseydi belki şikâyete hakkınız olurdu.

Sineklerin dengeli çoğalması da Allah’ın adaletini gösterir. Eğer bütün sinekleri öldürsek ve sadece 7 kıtada 7 tane dişi sinek kalsa, normal bir üreme hızıyla 7 ay sonra dünyayı 7 metre yorgan şekilde kaplayacak kadar çok sinek olurdu.

Herhalde saydığımız ve sayamadığımız birçok özelliğinden dolayıdır ki Kur’an kâfirleri şöyle ilzam etmiştir; “Ey insanlar size bir mesel verildi, onu dinleyin! Sizin Allah’tan başka bütün taptıklarınız bir sineği bile yaratamaz. Velev ki onu yaratmak için bir araya bile gelseler ve sinek onlardan bir şey alsa onu asla geriye alamazlar.” (Hacc; 73)

Komandolar mı yoksa örümcek mi?

Bir apartmanın en üst katından aşağıya ipler ile inen komandoları gördüğümüzde hayret eder ve alkışlarla onları tebrik ederiz. Acaba bir örümcek, komandonun yaptığı işten daha mükemmelini yapmıyor mu? Ördüğü ipek iplik ile bir çırpıda aşağıya iner, bir çırpıda yukarıya çıkar. Bir komando asla örümceğin hızına yetişemez, belki de örümceğe ancak bir çırak olabilir.

Örümcek, avını avlamak için kendini iplikle ağaca bağlar ve avının üstüne atlar. İpliği hem kendini hem de avını taşıyacak kuvvettedir. Avları ağına yapışırken o, ayağına sürdüğü bir sıvı ile ağına yapışmaktan kurtulur.

Acaba komandoları eğiten askerler var da örümceği eğiten bir Sultan yok mu? Kim, örümceğe ağ örme sanatını öğretti de o küçücük vücuduna bir ağ fabrikası kurdu? O ağ ile avını yakalamayı nereden öğrendi?

Avları ağına yapışırken, kendisinin yapışmasını önleyen enzimi hangi fabrikada imal etti?

Acaba bunları tek başına yapabilecek kadar akıllı bir örümcek var mıdır? Eğer yoksa; ki yoktur, o halde örümcek her şeyi terbiye eden Rabbü-l Âlemin’in bir memurudur.

Reklam
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ