TEVBE EDEREK NEFSİNİ TERBİYE VE TEZKİYE ETME VAZİFESİNİ ÖTELEYEN ADAMIN MİSALİ

TEVBE EDEREK NEFSİNİ TERBİYE VE TEZKİYE  ETME VAZİFESİNİ ÖTELEYEN ADAMIN MİSALİ
islamcokguzel-reyhaniyayinlari-hz-muhammed-kitap-kampanyasi

Mevlânâ Hazretleri, tevbe ederek, Allah’ın rızasını kazanmaya vesile olan kötü hasletlerden kurtulma vazifesini sürekli aksatan kimselerin hallerini hikaye tarzında nefis bir tarzda şöyle tasvir eder:
“Tatlı sözlü, fakat sert huylu adamın biri yol üstüne dikenli çalı dikmişti. Yoldan geçenler onu ayıpladılar;

– Bunları sök at, dediler. Fakat o ihmal etti ve onu sökmedi. O dikenli çalı, her an biraz daha büyüyor, çoğalıyordu. Halkın ayağı, diken yarası ile kanlara bulanıyordu. Geçenlerin elbisesi dikenlerden yırtılıyor, yalın ayak gezen yoksulların ayakları paramparça oluyordu. Bir Hak dostu o adama;

– Bunları sökmelisin! Diye emir verince, o:

– Evet, sökerim, dedi. Fakat “Yarın, öbür gün sökerim!” diye ihmal etti… Bu müddet içinde de diktiği dikenler kökleşti, kuvvetlendi. Yine Hak dostu olan kişi ona:

– Ey vaadini yerine getirmeyen, sözünde durmayan kişi!.. Beri gel, söz verdin, sürüncemede bırakma! Vazifeni yerine getir, artık daha fazla ihmal etme!.. (Helâke yaklaşıyorsun!..) dedi

 

Çalıyı diken adam:

– Merak etmeyin, sökerim, dedi. O Hak dostu:

– Çabuk ol, işi savsaklama, vaadini yerine getir! Diye nasihat etti. Sen yarın bu işi görürüm diyorsun ama, şunu iyi bil ki, gün geçip git­tikçe o dikenler daha çok artıyor, kuvvetleniyor. Onu sökecek olan sen de ihtiyarlıyorsun, güçten kuvvetten düşüyorsun. Şunu bil ki, diken güçlenmede, boy atmada; diken sökecek kişi olan sen ise ihtiyarlamaktasın; gücün kuvvetin de devamlı eksilmede… Çabuk ol, vaktini boşa geçirme… Kendi helâkini hazırlama!…

 

Hikâyede mecâzî olarak ifade edilen dikenler, insandaki benlik, bütün nimetleri kendinde toplama hırsı, israf çılgınlığı ve her çeşit günah ve kötü alışkanlıklardır. Bu günahlar, farkında olmadan insanın rûhânî hayatını zedeleyerek onda merhametsizlik, duygusuzluk, Allah’ın mahlûkâtına hizmetten uzak kalmak ve kendini beğenme (ucub) gibi menfî hâllere sevk eder. Bu ise, insanın kalbinin mânen ölüm hastalığına yakalanması demektir.

 

Kalbin günah dikenlerinden kurtuluş yolunun ancak takvâ ile olduğunu şu misal ne güzel ifade eder: “Hazret-i Ömer, bir gün Übey bin Kâ’b radıyallâhu anha takvânın ne olduğunu sormuştu. Übey radıyallâhu anh ona:

– Sen hiç dikenli bir yolda yürüdün mü ey Ömer? dedi. Hazret-i Ömer:

– Evet, yürüdüm, karşılığını verince bu sefer:

– Peki, ne yaptın? diye sordu. Hazret-i Ömer de:

– Elbisemi topladım ve dikenlerin bana zarar vermemesi için bütün gücümü sarf ettim, cevâbını verdi. Bunun üzerine Übey bin Kâ’b şöyle dedi:

– İşte takvâ budur.” (İbn-i Kesîr, Tefsîr, I, 42)

Reklam
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ