Ümmetin Yüreği Yaralı

Ümmetin Yüreği Yaralı
islamcokguzel-reyhaniyayinlari-hz-muhammed-kitap-kampanyasi

Oruç ile nefislerimizi ıslah etme yolunu gösteren Rabbimize hamd;

Allah’ın dinini bize eksiksiz tebliğ eden Resûlullah’a, Ehl-i Beyti’ne ve Ashab-ı Kiram’a salât ve selâmlar…

 

Merhaba Dostlar;

Yeni bir Ramazan-ı Şerif, yeni bir kulluk fırsatı…

Bir sene boyunca paslanan sinelerimizi, yeniden temizleme ve cilalama mevsimi.

 

Biz, bunca nimet içinde yüzerken, çile ve ızdırap içindeki milyonlarca müslüman kardeşimizi unutmamak da ayrı bir vazife…

 

Suriye’de, Irak’ta, Filistin’de, Burma’da, Doğu Türkistan’da, Afrika’nın birçok yerinde, Özbekistan’da, Çeçenistan’da, Mısır’da ve daha adını sayamadığımız nice coğrafyada, kardeşlerimiz kan ağlıyorken, baskı görüyorken ve dahası ölüyorken… Bizim de yüreğimizin bir yanı hep kanamalı…

 

Bu bir şuur meselesi…

 

Farklı boyutlarda yaşamak mümkün ve caiz. Fakat tümden unutmak, madden ve manen destek olmamak caiz de değil; insani olarak mümkün de değil…

 

Kimimiz, gönderdiği üç-beş kuruş yardımla yetinirken; kimimiz, gözyaşlarıyla dualar eder sabahlara dek…

 

Dedik ya şuur meselesi…

 

Elbette herkes niyeti ve ameline göre karşılık görecek Hak katında ve hatta öyle de muamele görüyor… Yani, şu anda, yani bugün, kim mü’min kardeşlerinin derdiyle dertleniyorsa öyle karşılık görüyor Hak katında. Rahmet nazarına mazhar oluyor bazımız; bazılarımızın da derecesi artıyor. Yani, bir üst sınıf müslüman oluyor, tabiri caizse…

 

Ümmet şuuruna sahip olanlarımız, Ramazan vesilesiyle kapıldığı ibadet coşkusu da olmasa belki hayatından bir tat alamayacak. İnsanların, hele de müslümanların eziyet ve kıyıma uğradığı bir dünyada yaşamayı bile istemez olacaklar.

 

Peki, ya sizin sevgili dostlar, sizin de kalbinizin bir yanı daima sızlıyor mu?

 

Şöyle iftar sonrası çayınızı yudumlarken, aldığınız keyiften utanasınız geliyor mu?

 

“Acaba ben bunca nimetle orucumu açarken, mahallemde veya akrabalarımın içinde, farkında olamadığım bir kırık gönül ne hallerde?” diye düşünüyor musunuz?”

 

“Acaba, ben daha yüksek bir şuurla dinime sarılsaydım. İslami hizmetlere daha büyük bir destek verseydim. Daha iyi bir kul olup duası makbul bir kul olsaydım… Ümmet-i Muhammed’in muhtaç ve gariplerine daha güçlü bir destek verebilir miydim?” Diyor musunuz? …

 

Demelisiniz. Çünkü bunların hepsi doğru ve yerinde olurdu. Demelisiniz, çünkü madden ve şuur olarak daha güçlü müminler olsaydık, Allah bilir, müslümanlara eziyet etmeye kimsenin belki gücü yetmeyecekti. Belki göze bile alamayacaklardı bu yaptıklarını…

 

İşte ben, sevgili dostlar, böyle batıl karşısında pısırık olmasaydım, hakça, dürüstçe ve erkekçe tavır alabilseydim Hak’tan yana, içinde bulunduğum toplum da böyle vurdumduymaz isyanlar ve günahlar içerisinde debelenmeyecekti…

 

Ben, yeri gelince insani ve İslami değerlerimden taviz vermeseydim, zillet içerisinde, olan biteni kabullenmeseydim, dünyanın bir köşesinde, hiç tanımadığım bir müslümana, kimse elini kaldıramayacaktı…

 

Ben bunca dizi rezaletine, gazete haberlerine, internetteki hayâsızlıklara tavır koyabilseydim… Maneviyatıma ve değerlerime uzanan saygısız dillere, tabii ve insani tepkimi gösterebilseydim, birileri çıkıp milletin gözünün içine baka baka mukaddesatımla alay edemeyecekti…

 

Evet, sevgili dostlarım, görüyorsunuz ya, her şey birbiriyle iç içe… Ve her birimizin de böyle düşünmesi, böyle kendisini muhasebe etmesi gerekiyor.

 

Müslüman -Allah’ın izni ile- şuurlu ve kararlı olduğunda her türlü zorluğun üstesinden gelebilirken; gafil ve aciz bir müslüman, her şeyi batırabiliyor. Tabi en başta da izzet ve şerefini kaybediyor, ardından da maddi manevi bütün değerlerini…

 

Demek ki müslümanlar olarak, bu dünya hayatında ve ahirette, rahat etmek ve gerçek saadete ulaşmak istiyorsak Allah-u Teâla’nın bize çizmiş olduğu Sırat-ı Müstakim’de, ciddiyetle ve kararlılıkla yürümeyi başarmalıyız.

 

Öyle sadece, göstermelik bir “kimlik müslümanlığı” ile veya pısırık bir “ibadet müslümanlığı” ile bir yere varmamız mümkün değil. Kimden gelirse gelsin; batıl olana, günah olana, gayri insani olana karşı tavrımızı, ilim ve şuurla belirleyip harekete geçmemiz gerekiyor…

 

Hepinizi, İzzet ve Kudret sahibi Rabbimize emanet ediyor, idrak edeceğimiz Ramazan Bayramı’nızı şimdiden tebrik ediyorum.

Reklam
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ