“Yarattım” Demek Caiz mi?

“Yarattım” Demek Caiz mi?
islamcokguzel-reyhaniyayinlari-hz-muhammed-kitap-kampanyasi

“Şu işi veya şeyi yarattım” yada “yaratacağım” demek câiz midir?

Bazı kardeşlerimiz manasını bilmeden “şu işi yarattım” veya “yaratacağım” gibi kelimeler kullanmaktadırlar. Halbuki Ehl-i Sünnet ve’l Cemaate göre, kula yaratıcı (Hâlık) kelimelerini isnad etmek, yakıştırmak câiz değildir. Çünkü ‘Hâlık’ yani yaratan Allah-u Zülcelal’dir. Her şeyin yaratıcısı O’dur. Yaratmak da Allah-u Zülcelal’in bir sıfatıdır. Onun için bunu başkasına isnad etmek câiz değildir.

Allah-u Zülcelal’in “Nur” olduğunu söylemek caiz midir?
Ehl-i Sünnet ve’l Cemaate göre, Allah-u Zülcelal’in ‘Parıldayan nur’ olduğunu söylemek caiz değildir. Allah-u Zülcelal nuru yaratan ve ışık verendir. Çünkü nur bir renktir. Eğer Allah-u Zülcelal’in bir renk olduğunu söylersek bu bizi teşbihe (benzetmeye) götürür, halbuki Allah-u Zülcelal varlıklara benzemekten münezzehtir.
Allah-u Zülcelal bir ayet-i kerimede şöyle buyurmuştur: “Allah göklerin ve yerin nurudur.” (Nur; 35) Bu ayetin tefsirinde ibn-i Abbas (ra): “Allah gökleri ve yeri aydınlatandır.” derken, bazı alimler de; “Allah gök ve yer ehline hidayet edendir.” demişlerdir.
Sonuç olarak; Allah nur değildir, nuru yaratandır. Allah insanların düşündükleri gibi de değildir. Onların dediklerine de benzemez. O halde Allah-u Zülcelal’in nur olduğunu söylemek caiz değildir.

Allah-u Zülcelal’in isminden başka bir isimle, mesela bir evliyanın ismi veya anne babanın ismi ile yemin etmek caiz midir?

Allah-u Zülcelal’in ismi ve sıfatlarından başka bir şeyle yemin etmek caiz değildir. Nitekim İbn-i Ömer (ra) şöyle rivayet etmiştir; Hz. Peygamber (asv) Hz. Ömer’in babasının ismiyle yemin ettiğini duyunca, ona şöyle söylemiştir: “Şüphesiz Allah sizi babanızın adlarıyla yemin etmekten men etmiştir. Her kim ki, yemin etmek isterse, Allah’ın ismiyle yemin etsin ve yahud sükut etsin.” (Buhâri, Müslim)
İbn-i Hazm’in kati olarak anlattığı gibi Allah’ın adından gayri isimlerle yemin etmek haramdır. İmam-ı Gazali’nin de kesin olarak ifade ettiği gibi mekruhtur. Şafiilerin çoğunluğu böyle bir yeminin keraheti tenzihiyye ile mekruh olduğu kanaatindedirler.
Bazı fukaha; “Yemin ettiği şeyde, Allah hakkında itikad ettiği gibi itikad ederse, bu itikadiyle kafir olur.” demişlerdir.
Bu yazılanlardan da anlaşıldığı gibi en doğru olanı böyle yeminlerden uzak durmaktır.

Hz. Muaviye radıyallahu anhum hakkında çeşitli sözler söylenmektedir. Muaviye kimdir?

Hz. Muaviye (ra) sahabedir. Onun sahabe olduğunda şüphe yoktur. Hz. Muaviye, Hz. Peygamber (asv)’den yüz altmış üç hadis rivayet etmiştir. O, bazı hadisleri diğer sahabelerden rivayet ettiği gibi, diğer sahabeler de ondan hadis rivayet etmiştir.

 

İmam-ı Nevevi onun hakkında şöyle demiştir: “Hz. Muaviye, Hudeybiye günü müslüman oldu. Müslümanlığını anne ve babasından gizli tuttu. Hz. Peygamber (asv)’le Huneyn savaşında bulundu. Hz. Peygamber (asv)’e gelen vahyi yazan katiplerden biriydi.”
Sahabe-i Kiramın aralarında meydana gelen olayları değerlendirirken şuna çok dikkat etmelidir; Sahabe-i Kiram dünyevi endişelere kapılarak veya birbirlerine hased ederek ihtilaf etmemiştir.

 

Nitekim Şeyh İbn-i Hacer, Savaik adlı kitapta der ki; “Hz. Muaviye’nin Hz. Ali ile çekişmesi, içtihad yollu yapılan bir çekişmedir. Bilindiği gibi, içtihad yapan bir müçtehid içtihadında isabet ederse iki sevap, isabet edemezse bir sevap alır. Burada Hz. Ali içtihadında isabet ettiği için iki sevap, Muaviye içtihadında hata ettiği için bir sevap almıştır.” (Allah onlardan razı olsun)
İmam-ı Rabbani (ks) 251.Mektub’unda şöyle demiştir; “Bu mesele de en doğru ve sağlam yol, Hz. Peygamber (asv)’in arkadaşları arasında cereyan eden hususlarda susmaktır ve onların çekişmelerinden konuşmamaktır.”
İmam Muhammed, Siyer-i Kebir isimli eserde Hz. Peygamber (asv)’in şu hadis-i şerifini rivayet etmiştir: “Ashabım hakkında Allah-u Teala’dan korkun! Onları hedef edinmeyin. Kim onları severse, muhakkak beni sevmiş olur ve kim onlara eziyet ederse, bana eziyyet etmiştir.” (Tirmizi)
Sonuç olarak Hz. Peygamber (asv)’i seven bir kimse, sahabeleri hayırla anmak mecburiyetindedir. Çünkü Hz. Peygamber (asv) yukarıda geçen hadis-i şerifte buyurduğu gibi “Kim onları severse beni sevmiş olur.” buyurmuştur.

Reklam
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ