Yardımlaşma Ve Hayır Zamanı

Yardımlaşma Ve Hayır Zamanı
islamcokguzel-reyhaniyayinlari-hz-muhammed-kitap-kampanyasi

Manevi temizlik ve arınma

 

Oruç ayı olan Ramazan Ayı, insanın manevi yönünü daha fazla öne çıkararak, nefsanî duygu ve davranışlardan uzaklaşmasına vesile olmaktadır. Böylece diğer ayların insanın zihninde ve kalbinde bıraktığı kir ve pası temizlemek için bulunmaz bir fırsat yakalanmış olur.

 

Oruç vasıtasıyla kendi nefsani yönlerimizi gözden geçirirken, bir yandan da kalbimizi gözden geçirmemiz gerekiyor.  Şüphe yok ki Ramazan hayır ve bereket ayıdır. Bu sebeple, müslümanların birçoğu mallarının zekâtlarını bu ayda vermekte, bu ayda bağış ve yardımlarını artırmaktadırlar.

Sadaka ve yardımlar

Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem: “İnsanoğlu öldüğü zaman bütün amelleri kesilir. Ancak devam eden sadaka (sadakayı cariye), kendisinden yararlanılan ilim ve kendisine hayır dua eden bir çocuk bırakanın ameli kesilmez.” (1) buyurmaktadır. Bu çerçevede, insanların en hayırlısı insanlara en faydalı olanıdır.

Allah-u Zülcelal buyurmaktadır ki: ‘Onlar gayba inanırlar, namazı dosdoğru kılarlar, kendilerine rızık olarak verdiğimizden de Allah yolunda harcarlar.’ (2)

Bir diğer ayet-i kerimede ise: ‘Ne vardı bunlar Allah’a iman etseler, ahiret gününe inansalar ve Allah’ın kendilerine vermiş olduğu şeylerden infak etselerdi, zarar mı ederlerdi? Allah, kendilerini bilirdi.’ buyrulmaktadır. (3)

Ramazan orucunun anlamlarından biri; aç, yoksul ve ihtiyaç sahiplerinin hatırlanmak suretiyle, onların maruz oldukları sıkıntıların ve zorlukların doğrudan doğruya hissedilmesidir. Şüphesiz, mü’minler arasında Ramazan ayında yardım ve sadakaların arttırılması bu ayın bir bereketi olduğu gibi, aynı zamanda oruç ibadetinin söz konusu hikmetinin de bir tecellisidir.

Fedakârlık ve dayanışma ruhu

 

Her insanın en temel ihtiyacı varlığını sürdürmektir. Açlık, yokluk, yoksunluk, hayatını devam ettirememe, temel ihtiyaçlarını karşılayamama, birçoğumuzun gözleri önünde cereyan eden hadiselerdendir. İnsanı insan yapan üstün karakter özelliklerinden biri de hayırsever olmasıdır. İşte böyle bir ortamda, Ramazan ve oruç; bizleri duyarlı olmaya, hayır faaliyetlerini artırmaya, fedakârlık ve dayanışma ruhunu geliştirmeye sevk etmektedir.

 

Ramazan ayı dolayısıyla, fakirin, kimsesizin, yaşlının, öksüzün, ihtiyaç sahiplerinin, açlık ve barınma ihtiyacında olanların, yanlarında yer alan ve onların elinden tutan hayır sahiplerinin yapmış oldukları fedakârlıkları gördükçe, hassasiyetimiz artmakta ve duygularımız yoğunlaşmaktadır.

 

Dinimizin üzerinde durduğu şu iki hususu yeniden düşünmek zorundayız. Bunlardan biri “Veren el alan elden üstündür.” başka bir ifadeyle “Üreten el tüketen elden üstündür.” gerçeğinden hareketle, üretmek ve zengin olmak; diğeri ise hayırseverlik ruhunu geliştirerek bu konuda çalışmalar yapmak, bu konuda çalışanları desteklemektir. Bu prensiplere bağlı hareket etmek, bizi Ramazan Ayı’nın ruhuna daha da yakınlaştıracaktır.

 

Hayır faaliyetlerini ihlas ve samimiyetle yapma gereği

 

Bu noktada ihlaslı ve samimi olmak son derece önemli bir husustur. Çünkü yapılan yardımlar, sadece Allah (celle celaluhu) rızası için olmalı, esas olarak başkasının beğenisi ve rızası asla gözetilmemelidir. Menfaat sağlama ya da kişi/kurum ve kuruluşların gözüne girme gibi amaçlar, yapılan yardım ve amellerin sıhhatini zedeleyecektir. Unutulmamalıdır ki, Allah’a ancak ihlas ile yapılan ameller ulaşacaktır.

 

Ramazanda yetim ve kimsesizlerin sevindirilmesi

 

Bir diğer husus da yetimlerin sevindirilmesidir. Herkesi sevindirmek sevap olmakla beraber, yetimi sevindirmek daha fazla sevap hükmündedir. “Yetime yakın ol, ona acı, başını okşa, beraber yemek ye! Böyle yapanın, kalbi yumuşar ve ihtiyaçları karşılanır.” (4)

 

“Kalbinin yumuşamasını ve hacetinin görülmesini istersen, yetime acı, onun başını okşa ve ona yediğinden yedir.” (5) “Sırf Allah rızası için yetimin başını şefkatle okşayan, elinin değdiği saçlar sayısınca sevaba kavuşur.” (6) Görüldüğü üzere Ramazan ayında, yetim ve kimsesizleri sevindirmeyi ihmal etmemek gerekiyor.

Mümin kardeşliği ve birliği

Ramazan aynı zamanda Ümmet bilincini ve iman kardeşliğini pekiştirmek için bir fırsattır. Fakat bu bilincin pratik hayata da taşınması gerekir. Ramazan münasebetiyle artan iyiliklerin, hayırların Ümmet bilincine göre olması için çalışılmalı ve iman kardeşliği esası üzere ihtiyaçta önceliğe dikkat edilmelidir.

Artık bize bu konuda öncülük edecek, köprü olacak güvenilir kuruluşlar bulunmaktadır. Bu konularda iyi bir araştırma yaparak, mümkün olduğunca ihtiyaç sahiplerine ulaşmaya çalışmalı ya da tanıdığımız güvendiğimiz yardım derneklerine bağışlarda bulunabilmeliyiz.

Bu ayın manevi coşkusuyla inananlar olarak iyi niyetle birbirimizin eksiğini tamamlamalı, kardeşlik duygularımızı perçinlemeliyiz. Rahmet ve bereketle, bağışlanma ve mağfiretle dolu olan, toplumsal hayatımızda yardımlaşma ve dayanışmayı arttıran; merhamet, şefkat gibi insanî değerlerin yoğun olarak yaşandığı on bir ayın sultanı Ramazan Ayı’na erişmenin sevinç ve huzurunu hep birlikte yaşamayı Allah-u Zülcelal bizlere nasip etsin. (Âmin).

 

Dipnotlar: 1- Tirmizi, Ahkâm, 36. 2- Bakara, 3. 3- Nisa, 39. 4- Haraiti. 5- Taberani. 6- İ. Ahmed.

Reklam
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ