Yeni Sayımız Çıktı: Diliyle insan ya cennete gider ya da…

Yeni Sayımız Çıktı: Diliyle insan ya cennete gider ya da…
islamcokguzel-reyhaniyayinlari-hz-muhammed-kitap-kampanyasi

Esselamu Aleyküm;

Allahu Zülcelal, yarattığı canlılar içinde konuşmayı sadece insanoğluna bahşetmiştir. Dil, Allah’ın en büyük nimetidir. Belki fiziki olarak küçük bir azamız olabilir ama insanoğlu, imanını veya küfrünü dilinin şahitliğiyle açığa vurarak, izhar eder. Dil, mevcut olan-olmayan, hayal edilen, zan edilen ve vehmedilen her şey hakkında konuşur. Hak ya da batıl bildiği her ne varsa dil onu anlatır.

 

Bu marifet diğer azaların aksine sadece dilde vardır. Göz, ancak şekil ve renkleri görür. Kulak, sesleri işitebilir. El ise sadece dokunulan şeyleri hisseder. Yani neticede her uzvun sınırlı bir alanı vardır ve her şeye ulaşamazlar. Dil ise öyle değildir sahası alabildiğine geniştir. Dilin dizginini bırakan ve onu ihmal eden kimseyi, neuzûbillah şeytan istediği yere götürür.

 

İnsanın dilinden ya hayır zuhur eder yada şer! İnsan, dilinden ya fayda görür ya da zarar…

Dil ile hamd eder, Allahu Zülcelal’i zikreder ve diğer insanlara marufu emreder, kötülükten sankındırırsa onu hayırda kullanmış olur. Aksine, onu gıybet etmek, yalan söylemek, iftira atmak gibi şerler için kullanırsa da dil ile uçurumdan aşağıya yuvarlanır.

 

İnsanları yüzleri üstü cehenneme sürükleyen sebeplerden birisi de dilleriyle kazandıkları günahlardır. Resulullah sallallahu aleyhi vesellem, bir hadisi şeriflerinde “Kişiye, yalan olarak, her duyduğunu anlatması yeter!” (Müslim, Mukaddime, 5.) buyurmuşlardır.

 

Dergimizin bu sayısında kapak konumuzu bu konunun incelemesine ayırdık. Oysa dilin bir dergi dosyasına sığmayacak kadar çok zararı vardır.

 

Dilin şerrinden, ancak İslam’ın edebi ile müeddeb olanlar kurtulur. Edepli olabilmek için de çevremize ve beraber olduğumuz insanlara, dikkat etmemiz lazımdır. Günümüzde insanların pek çoğu maalesef dillerine dikkat etmemektedirler. Sosyal medya, basın ve TV’lerde herkes hassasiyet gözetmeden istediği gibi konuşmaktadır. Baktığınız zaman, konuşulanların bir kısmının yalan iftira ve dedikodu olduğunu görürsünüz. Durum vahimdir; insanların büyük bir kısmı, konuştuklarının doğru-yanlış, hak veya haksızlık olduğuna dikkat etmez bir hale gelmiştir. Maalesef geniş kitleler bir “Sözü, ağza geldiği gibi tartıp, ölçmeden konuşma!” furyasının peşinden sürüklenip gider olmuşlardır.

 

Özellikle dünyayı ellerinde tutan egemen güç odakları, “Bir yalanı on defa tekrar ederseniz, doğru belletirsiniz” derler. Yalan üzerinde o kadar çok durulur ki doğru sanılır. Bu sizinde dikkatinizi çekmiyor mu? Kendi uhdelerinde tuttukları medya unsurları, gazeteler hep bu fasit anlayışla hareket ediyorlar.

 

Oysa Müslüman, asla savrulan ve başkalarının peşinden sürüklenen değildir. Mehmet Akif Ersoy rahmetullahi aleyh dil belası gerçeğine, bir şiiriyle şöyle dikkat çeker;
Kör çıban neşterin altında nasıl patlarsa,

Hep ağızlar deşilip, kimde ne cevher varsa,

 

Saçıyor ortaya, ister temiz, ister kirli;

Kalmıyor kimseciğin muzmeri artık gizli.

 

Dalkavuk devri değil, eski kasaid yerine

Üdebanız ana-avrat sövüyor birbirine.

 

Türlü adlarla çıkan namütenahi gazete,

Ayrılık tohumunu bol bol atıyor memlekete.

 

İt yetiştirmek için toprağı gayet münbit

Bularak fuhş ekiyor salma gezen bir sürü it

 

Allahu Zülcelal, bizi dilimizin belasından korusun. Ve dilimizi ve diğer tüm hassalarımızı İslam’a muti ve itaatkar eylesin, âmin…

Reklam
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ