Zavallı İnsanoğlu!

Zavallı İnsanoğlu!
islamcokguzel-reyhaniyayinlari-hz-muhammed-kitap-kampanyasi

İnsanın dünyada kaybolup gitmesi

Dünya gerçek değil aldatıcıdır. Ebedi değil, geçicidir. Mevlana Hazretleri bunu şöyle ifade eder: “Dünya bir uyku ve rüyadır… Rüyada bir el kesilse bile bu korkulacak bir şey değildir… Rüyada kendini iki parça olmuş görsen, hasta değil, sağlam olarak kalkarsın.”
Dünyadaki makam, servet gibi şeyler geçicidir. Allah yolunda değerlendirilmeyince bir kıymeti olmaz ve bunun rüyadaki makam ve servetten de bir farkı yoktur.
Dünya bir yönüyle de ahiretin tarlasıdır. Dünyanın geçiciliğine rağmen, dünyada yapılan her şey kalıcıdır. Bu yüzden, insan imtihan süresini iyi değerlendirmelidir.

 

İnsan, en değerli ve seçkin varlık iken pek çok insan, bu mahiyetini fark etmeden bu dünyadan geçip gitmiştir. Mevlana Hazretleri bu hususta şöyle der: “Zavallı insan, kendisini layıkıyla tanıyamadı. Fazilet âleminden geldi, lakin bu noksanlık âlemine düştü. İnsan kendini ucuza sattı. Atlastı; nefsini bir hırkaya yamadı gitti.”

 

Mevlana Hazretleri insanın tabiatındaki dünyaya bağlılığı, ham meyvelerin ağacın dallarına sıkı sıkıya tutunmasına benzetir. Meyveler olgunlaştığında ise bu bağ gevşer ve o meyveye ağaçtan kopmak ağır gelmez. Nitekim kâmil insanlar, dünyadan ayrılmaktan korkmamışlardır.

 

Gerçek akıl sahipleri

 

Bediüzzaman Hazretleri, ibadet ve duayla meşgul olurken, saatlerce diz üstüne oturur, saygısından ayaklarını uzatmazdı. Bu şekilde oturmaktan ayak parmakları yara olmuş, nasır bağlamıştı.

 

Talebesi Molla Resul’e parmağını göstererek bir merhem sürmek istediğini söyledi. Molla Resul, kendisinden yaşça büyük, âlim ve faziletli bir zattı. Bu sırada ateş yakmaya çalışıyordu. Bediüzzaman’a:
– Üstadım biz de Allah’tan korkuyoruz, ama senin ödün patlıyor. Bizim gibi rahat otursan ayağın yara olmayacaktı, dedi. Bunu üzerine Bediüzzaman:
– Molla Resul! Kısa ömürde, kısa dünyada ebedi hayatı kazanmaya gelmişiz. Hem burada rahat oturayım hem cennet dava edeyim, olmaz böyle şey! Onun için cesaret edemiyorum rahat oturmaya…

 

Ne yapmalı?

 

Günümüz Rabbani Âlimlerinden Seyda Muhammed Konyevî Hazretleri demektedirler ki: “… Şunu daima söylüyorum; bilhassa nefsin istek ve arzularına uymamak lazım. Çünkü Hz. Peygamber sallallahu aleyhi vesellem bu konuda şöyle buyuruyor: ‘Sizin en büyük düşmanınız koltuğunuzun altında saklamış olduğunuz nefsinizdir.’

 

“Dikkat edersek, kimin başına ne gelirse nefsinden geliyor.  Nefsi isteklere uymak, kişiyi fitne ve karanlıklara sürüklüyor. O, sabredilmesi ve tahammül edilmesi güç bir yaratıktır. İnsanı devamlı zorluklara ve yanlışlıklara iter. Kim hayata nefsinin isteklerinin gözü ile bakarsa cehennemde yanmayı hak eder.

 

“Bunun için elimizden geldiği kadar, nefsimizi ibadet üzere hapsedelim. İstemediği zaman da ona zorla yaptıralım…”

 

Reklam
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ