Zor Zamanda Müslüman Olmak

Zor Zamanda Müslüman Olmak
islamcokguzel-reyhaniyayinlari-hz-muhammed-kitap-kampanyasi

Esselamu Aleykum

 

“İslam’ı yaşamanın elde kor taşımak kadar zor olduğu” bir zamanda yaşıyoruz.

 

İslam alemi, tarihin hiçbir döneminde bu kadar bölük pörçük olmadı. Bu kadar şeytani desiselerle karşılaşmadı.

Ve hiçbir zaman bu kadar İslam garip olmadı.

 

Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem taiften dönerken uğradığı kötü muamele karşısında, “Ya Rabbi bu halkın neslini muvahhid yap” diye dua ederken, bize ortamların taif kesildiği zamanlarda takınacağımız tavrın ne olduğunu öğretiyordu.

 

En yalnız hallerindeyken bile kendisine gelen tekliflere, “Vallahi siz sağ elime güneşi sol elime ayı koysanız bile ben bu davadan vazgeçmem” diyerek, bize zor zamanda Müslüman olmanın ne demek olduğunu bizzat Resuli Ekrem sallallahu aleyhi aleyhi vesellem Efendimiz göstermiş oluyordu.

 

Bu gün İslam coğrafyası paramparça olmuş. Yer altı ve yerüstü zenginliklerimiz talan ediliyor. Fakirlik savaş ve zillet adeta karabasan gibi çökmüş üstümüze. Adeta yeryüzünün tüm şeytanları ve şeytanın dostları birleşmiş ve nesillerimizi yok etmek için var güçleriyle saldırıyorlar.

 

Ülkemizde terör her ne kadar sistemin çarpıklığından kaynaklanıyor ise de dış mihraklar tarafından sürekli fitne ve fesat olarak körüklenmektedir. Hemen yanı başımızda İslam uygarlığının sayılı şehirlerinden Halep’te insafsız bir katliam yapılıyor şimdilerde! Zalim Esed, ümmetin fitnesi İran ve onların işbirlikçisi kafir Rusya en akılalmaz işkencelerle bütün ahlaki ölçüleri hiçe sayarak yaşlı genç, kadın çocuk demeden kalleşçe bir savaşla Halep’in masumlarını ve tüm güzellilerini yok ediyorlar.

 

Fakirlik, savaş, işgal ve parçalanmışlığın zilleti altında ümmet inim inim inlerken bizim başka sıkıntılarımız da var elbette. Yaşadığımız toplumlarda günahlar alelade işlenir hale geldi mesela… Öyle ki sıradan bir durum gibi bizi rahatsız etmemekte ve topyekun bir gaflet girdabı içerisine düşmüş çekiliyoruz aşağılara doğru…

Sosyal medyadan tutun, herkesin rahatça girebileceği internet siteleri üzerinden ahlaksızlık empoze ediliyor gençliğimize, yozlaşıyoruz gittikçe…

 

Daha müreffeh bir hayat yaşamak adına mal biriktirmek için çabalarken; Allah ve Resulü’nün koymuş olduğu ölçülere dikkat edemez hale geldik. Cimrilik, korkaklık ve bencillik bizim ruhumuzu öyle bir kaplamış ki,  İslam’ın bahşettiği izzetten yoksun kalmışız ennihayetinde…

 

Halep yanarken bir taraftan; diğer taraftan da onlara kucak açan Türkiye’mizi de tutuşturmaya çalışıyor dünya bozguncuları. Bunu her zaman medya ile yapmıyorlar malumunuz. Daha geçen aralarında sivillerinde olduğu 44 polisimi kaybettik yapılan bombalı saldırı neticesinde. Derken Kayseri’den geldi başka acı bir haber ve 14 askerimiz şehit edildi.

 

Böyle zor bir zamanda Müslüman olmak da bizim payımıza düştü işte.

Zor zaman ama bizden öncekilerin yaşadığı zamanlar kadar zor değil ama kolay da değil! Zira biz zayıf ve eskilerimiz kadar güçlü değiliz. Bizim için gerçekten zor zamanlar yaşadıklarımız…

 

Ve bu zor zamanlarda adı konmamış sorumluluklarımız var bizim. Halep’te katliama uğrayan kardeşlerimize ağlamak, yardım elimizi uzatmak zorundayız. Terörde mağdur ailelerin acısını hissetmeliyiz öte yandan. Var olan bir lokma ekmeğimizi paylaşmanın telaşını taşımalıyız yüreğimizde.

 

Zor zaman da müslüman olmak, herkes gaflet içindeyken selim bir günülle Allah’a yönelmek, bela ve musibetleri göğüslemek demek değil midir bir başka açıdan?

 

Zor zaman da Müslüman olmak, İslam’ın garip olduğu zamanlarda kınayıcıların kınamasından korkmadan islamı yaşamak; ahlakın her türlü ifsadla hedef alındığı zamanlarda İslam ahlakıyla ahlaklanmak, iffeti korumaktır taraftan…

 

Unutmayın ki bizim kalplerimizin diplerinde ıslah olmamış bir sürü tortular var, normal bir hayat sürerken fark edemeyeceğimiz ve ancak İslam’ı yaşarken yolda karşılaşacağımız musibetler ile ortaya çıktığında fark edeceğimiz. Onlardan kurtulmadan ve ıslah etmeden ne tam bir Allah eri olabiliriz ne de takva ehli kamil bir mümin! Bunlardan kurtulmak ve takva makamına erişmek için karşılaşacağımız bela musibetlere göğüs germekte, müslüman olmanın çilesini çekmekteyiz.

 

Ayet-i Kerime’de (mealen) şöyle buyrulur; “(Ey müminler!) Yoksa siz, sizden önce gelip geçenlerin başına gelenler size de gelmeden cennete gireceğinizi mi sandınız? Yoksulluk ve sıkıntı onlara öylesine dokunmuş ve öyle sarsılmışlardı ki, nihayet Peygamber ve beraberindeki müminler: Allah’ın yardımı ne zaman! dediler. Bilesiniz ki Allah’ın yardımı yakındır.” (Surei Bakara; 214)

Reklam
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ