SENE-İ DEVRİYE / Hizmetin İlk Yılları ve Seyda Hazretlerinin Bir Günü

  • 03 Mart 2026
  • 114 kez görüntülendi.
SENE-İ DEVRİYE / Hizmetin İlk Yılları ve Seyda Hazretlerinin Bir Günü
REKLAM ALANI

SENE-İ DEVRİYE
Hizmetin İlk Yılları ve
Seyda Hazretlerinin Bir Günü
Seyda Feyzullah Konyevî Hazretleri

Bismillahhirrahmanirrahim
Seyda Muhammed Konyevî kuddise sırruh Hazretleri, Konya’ya ilk geldiğimiz zamanlarda imkânlardan ziyade imkânsızlıklarla işe başladı. Ancak biz imkânsız ya da elverişsiz gibi görünen şeylerin nasıl mümkün olduğunu, nasıl elverişli olduğunu gördük Seyda Hazretleriyle.
İlk yıllarımızda hizmet için gerekli olan binaların temeli atılırken, Seyda Hazretleri bir yandan da insan yetiştirme odaklı hizmetleri yürütür, ertelemezdi. Henüz inşaat halindeki dergâhta kartonlar serilir, pencereler naylon ve kartonlarla kapatılır ve Seyda Hazretleri o şekilde bize ders verir, bu faaliyetleri asla terk etmezdi. İlim konusunda hiç kimsenin boş kalmasını doğru bulmuyordu. İlmi hizmetlerden kendisi de geri durmuyor, bize imkânsız gibi görünen şartlarda bile nasıl mümkün olduğunu yaşayarak öğretmiş oluyordu.
Bir taraftan da insanları (ihmal etmeden) irşad ve tebliğ vazifesini aksatmadan sohbetler yapar, gelen insanların her türlü dertleriyle ilgilenirdi. Boş durmaz durmuyordu. Yoruluyordu. Ancak yorgunluğa aldırış etmez, her geçen gün hizmet aşkı devam ederdi. Böylece Elhamdulillah, hizmetler bu noktaya kadar geldi.
Sofilere çorba yapacak bir mutfak, ekmek yapacak bir fırın olmadığı için sofilerin geldiği günlerde özellikle başta annem olmak üzere ve tüm ev halkı seferber olurdu (Rabbim o cennetten bizi mahrum etmesin).
Ziyarete gelen insanları dergâhtan asla aç göndermezdi. Hâlâ özel günlerde veya bayramlarda annem kendi elleriyle kazanlarda yemek yapar. İnsanlara hizmet etmenin Allah’ın rızasına açılan bir kapı olduğu telakki edilir. Hizmetlere her zaman bu idrak ve şuur ile bakılır. Belki bayramlarda rastlamışsınızdır. Bayram günü yediğiniz yemekler, bazı çeşitleri günler öncesi yapılan hazırlıklardan sonra arefe gününün akşamında kazanlarla odun ateşinde pişirilen dolmalar ve türlü gibi yemekler, bayram sabahı mutfakta yapılan diğer yemeklerle beraber sofilere ikram edilir.
Tüm bunlar Hakk’a hizmet etmenin halka hizmet etmekle elde edileceği bilinciyle yapılıyor. Hatta Seyda hazretlerinin Menzil’deki hayatından bir kesitle, halka hizmet etmeyi nasıl önemsediği anlaşılır. Seyda hazretleri hem medresede üstadlık vazifesini yapar hem de Sultan hazretlerinin müezzinliğini yapardı. Bu arada tevbe edenlere zaman zaman talimat anlatırdı.
Kendileri şöyle anlatıyordu: “Ben sofilere fırında ekmek yapılacağı gün, derslerimden kalan boş zamanımı fırında ekmek yaparak değerlendirir, ezan vakti hemen gider ezan okur geri fırına döner Sultan Hazretleri camiye gelene kadar, 5-10 tane ya da daha fazla ekmek yapardım.”
Seyda Hazretleri, (o yıllarda bile) az bir zaman bile olsa boş durmayı sevmez hep ilim, zikir ve hizmetle uğraşırdı.
Günlük Hayatı
Seyda Hazretlerinin günlük hayatı gece imsaktan yaklaşık 1,5-2 saat öncesinden başlardı. O saatte teheccüd namazını 11 rekât olarak kılardı.
Teheccüd namazında Ramazan ayında olduğu gibi Yasin Suresini okurdu. Sonra imsak girinceye kadar (Ayet ve hadis-i şeriflerde geçen dualardan oluşan Seyda Hazretlerinin kendisinin telif ettiği) Evradı Konyevi’yi okurdu.
Camiye gider, sabah namazını kıldıktan sonra eve döner, güneş doğuncaya kadarki vaktin faziletinden dolayı dünya kelamı konuşmamaya özen gösterir ve Haşr Suresinin son beş ayetini okumaya başlar, daha sonra Hızır Aleyhisselam’ın evliyalara öğrettiği rivayet edilen duayı okumaya devam ederdi.
Ayet’el-Kürsi, Fatiha, Sure-i Kafirun, Felak, Nas, Salavat, “Subhanallahi vel hamdu lillahi vela ilahe illallahu vallahu ekber, vela havle vela kuvvete illa billahil aliyyil azim” tesbihatını 7’şer defa okur ve ardından bunlardan sonra okunacak olan,
“Allahummağfirli velivalideyye velil mu’minine vel mu’minât. Allahummefal bî ve bihim âcilen ve êcilen fiddini veddünyâ vel ahirah. Mâ ente lehu ehlun velâ tef’al binâ mâ nahnu ehlun inneke Ğafurun, Halimun, Raûfun, Cevvadun, Kerimun” duasını da 7 defa okuyarak tamamlardı.
Daha sonra Duha (kuşluk) vakti girinceye kadar zikirle meşgul olmaya devam eder.
100 Fatiha, 100 İhlas, Esmau’l-Hüsna ve sabah dualarını okuyarak Duha vakti girmişse 4 rekat Duha namazını kılar ve istirahata çekilirdi. Biraz uyuyup dinlendikten sonra, abdestini alır, abdestten sonra iki rekât namaz kılar, kahvaltısını yapıp öğle namazı için camiye giderdi.
Öğle namazından sonra odasına çekilir, kitap yazımı ya da virdi ile meşgul olurdu. Misafir varsa onlarla ilgilenirdi. İkindi namazını kıldıktan sonra hatme yapar, ardından bir cüz Kur’an-ı Kerim okurdu.
Cuma günleri ikindiden sonra ise anne ve babasının merkadlarını ziyaret eder onlara selam verdikten sonra ruhlarına bir Fatiha, Muavvizeteyn (Felak ve Nas sureleri) ve 11 İhlas suresi okuduktan sonra Cuma günü okunması faziletli olan Kehf, Duhan ve Yasin surelerini okurlardı.
Akşam namazından önce yemeğini yer, abdest hazırlıklarını da tamamladıktan sonra camiye gider namaz ve murakabeden sonra gelen misafirler ilgilenirdi. Sıkıntılarını dinler yardımcı olurdu.
Resulullah sallallahu aleyhi vesellemin sünneti olan bey’at’ı icra ederken tevbe etmek isteyenlerle beraber tevbe eder, yatsıya kadar camide kalırdı.
Yatsı namazını da kıldıktan sonra eve döner, küçük virdi yapar, istirahat vaktine kadar kitap okumakla zamanını değerlendirirdi. Ancak bu zikir ve ibadetlerden herhangi bir vakte has olmayanları, vaktinin müsaitliğine göre farklı zamanlarda da yaptıkları vardı. Bunların dışında ayet ve hadislerde geçen duaları da zaman zaman müsaitliğine göre okurdu.
Bazen çocuklarından veya torunlarından hasta olan varsa yatsıdan sonra bizzat evlerine gider, hal hatırlarını sorar, sıhhat afiyet dileklerinde bulunur ve ilgilenirdi. Onun rahatsız olmasından endişe etmezsek, “Her gün hasta olsak mı acaba?” diye söylendiğimiz olmuştur. Çünkü onun sohbeti hakikaten ülfet ve ünsiyet vericidir; her daim hayrı anlatır, doyumu olmayan huzur verici bir iklime yolculuk ederdiniz.
Hizmete ve İnsana Bakışı
Seyda hazretleri insanları yumuşaklıkla idare ederdi. Hatalarına bakmaksızın tevbe etmişse affeder görmezlikten gelir ve hep şu sözü söyler:
“Allah affetmişse (tevbe ettiklerinde affediyorsa) biz nasıl affetmeyelim?”
İnsanların fakir ve zenginini ayrı tutmazdı. Hatta sokakta kimsesiz, bataklığa dalıp çırpınan insanlarla paraları olmadığı için bazılarının ilgilenmediğini, “Onları bana getirin ben ilgilenirim” sözü hâlâ kulağımda yankı yapar.
_____________________________________
Seyda Muhammed Konyevî Hazretlerinin
Ehl-i Sünnet Hassasiyeti
Hüseyin USTAOĞLU

İnsanlık tarihi incelendiğinde hem gönlümüzü hem de aklımızı inşa eden, iman ve ahlâk kahramanlarının önemini daha bir yakından kavrarız. Öncelikle Peygamberler aleyhisselam bu görevi üstlenmişlerdir. Daha sonra da ümmetlerin alimleri bu ulvi görevi yerine getirmiş, gönüllerde sultan olmuşlardır. Kur’ân-ı Kerim’in ölçülerine ve Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellemin sünnetine sarsılmaz bir sadakatle bağlı olan Seyda Muhammed Konyevi kuddise sirruh de böyle zatlardan birisiydi.
İstikamette ölçüsü Ehl i Sünnet Ve’l Cemaat yoluydu. Zaman, şartlar ve siyasal konjonktür ne kadar değişirse değişsin, şartlar nereye zorlarsa zorlasın Kur’ân ve Sünnet’in sinesine yönelen Seyda Muhammed Konyevî Hazretleri nadir isimlerden biri olarak hayatımıza kazındı. Hem ilmî hem de tasavvufî yönüyle etrafına kandil oldu. Onu, irşad yolculuğunda Ehl-i Sünnet’in dirayetli bir takipçisi olarak gördük. Sadece kendisinin değil etbaının da Ehl i Sünnet’e bağlılığının ve bu bağın ortak Müslüman bilinci içinde nasıl tezahür ettiğinin şahitleriyiz.
Bu kıymetli zatı tanımakla henüz on yedi yaşımdayken şereflendim. Kendisi o vakitler kırk yedi yaşındaydı. Menzil köyünde Seyda Muhammed Raşit Hazretlerinin medresesinde mollaları yetiştirir, müezzinliğini yapardı. Fıkhî ve ilmî meselelerimizi kendisinden sorardık. Cuma hutbelerini onun kadife sesinden dinlerdik. Kişilik olarak tevazu sahibi idi. Gülen yüzünden cesaret alır, etrafında sıralanırdık. Çok heyecanlı, genç, dinamik ve hizmet etme aşkıyla yanıp tutuşan bir duruşun sahibiydi. Şahsen hayatı boyunca da bu şevkinin hiç kaybolmadığını ve yorgunluk işareti görmediğimizi ifade etsek abartmış olmayız. Zira ne ayağı kırıldığında ne ameliyat olduğunda ne de kendisini rahatsız hissettiğinde dahi hizmetten ve misafirleriyle hemhal olmaktan hiç geri kalmadı.
Kur’an’ı Kalbine Nakşetti
Hayat hikayesini incelediğimizde; henüz beş yaşındayken Kur’ân-ı Kerim’i okuduğu, bu okumanın sadece bir öğrenme eylemi değil, onun ömür boyu sürecek vahiy ile kurulan gönül bağının ilk adımı olduğu görülecektir. Kur’ân’ın mânâ çığlıklarıyla olgunluğa evrilirken, sıradan bir hıfz değil, kalplere nakşedilmiş bir sevgi yolculuğunun mimarlarından olacaktır.
İrfan yolculuğunda nefsin terbiye edilmesini önceledi. Konyevî Hazretleri erken yaşından itibaren Kur’an’a, Sünnet’e ve tasavvuf alimlerine sadakatle ittiba ederek İlahî kelâmın kalpteki yankısını bütüne taşıdı. Hayatının hiçbir evresinde ilmini sadece kitap sayfalarında arayan bir zahid olmadı. Bilakis ilim ile amel bütünlüğünü esas alan bir irşad rehberiydi. Onun yüz civarındaki kaynak eseri, zahirî ilmine yönelik diliydi. Ancak hal dili onun gerçek ve tasavvufî kimliğiydi.
Son devirde yaşamış Ehl- i Sünnet hassasiyetinin temel taşlarından biriydi. Konyevî Hazretleri bid’atcilere verdiği cevaplarda da tasavvufî usullerde de marifet yolculuğuna dair de hep Ehl i Sünnet perspektifinden açıklamalar yapmıştır. Sünnete sıkı sıkıya bağlı bir yaklaşım ortaya koyan Seyda’mız, bazı sufî geleneklerdeki gibi yalnızca ritüelleri merkeze alan yaklaşımdan uzak duruyordu. Tasavvufu öncelikle Peygamber Efendimizin sünneti üzerinden okumuştur. Tasavvufun hakikatini kendinden önceki Sadatların çizgisi üzerinden sürdürmüş ve bu yola hiç bid’at katmamıştır. Nitekim o, nefis terbiyesini, ahlâkî yükümlülükleri ve ibadet disiplinini îman ile birlikte ele alan bir mürşitti. Sofilerin hallerini değerlendirirken şeri ölçüye bağlılık ve sünnet üzerinden yaklaşım sergiler, Sadatların çizgisini muhafaza ederdi. Sosyal hayattan kopuk bir uzlet hayatına karşı çıkardı. Halk içinde Hakk’la olmak, işi ve ailesiyle ilgilenmek, sosyal ve iktisadî sorumluluklarını yerine getirmek noktasında sofilerine öğütler verirdi.
Konyevî Hazretleri’nin Ehl-i Sünnet hassasiyeti yalnızca bir doktrin aidiyeti değildir. Onun bağlılığı gönülden gelen bir sadakat ve yaşayışa intikal etmiş bir sahiplenmedir. Kur’ân’a yöneliş ve Efendimiz sallallahu aleyhi vesellemin ahlâkını yaşama arzusundan kaynaklanır. Sahabenin izzetini ve Ümmet’in birliğini kutsama görevini üstlenir. Bid’at ve hurafelerden uzak durma amacı taşır. İtikatta ve fiilde salih ve sahih olanı esas alma gayesi güder. Kur’ân ile sünnet arasında bütünlüğü yaşayıp yaşatarak ehli tasavvufun yolundan ayrılmadan bir irşat faaliyeti yürütme azminin sonucudur. Bu anlayış, sadece itikadi bir duruş değil, aynı zamanda toplumsal barış ve ümmetin birlik hedefi ile de birleşir. Ömrü boyunca Seyda Muhammed Konyevî sultanımız bu çizgi üzerine bir irşad faaliyeti geliştirmiştir.
Kendisine istişare olarak sorduğumuz özel meselelerimizde dahi kılı kırk yarardı. Bir konuyu kendisine ilettiğimizde onu Kur’an’a, Sünnete ve Ehl-i Sünnet alimlerinin görüşlerine göre değerlendirirdi. Sahabe efendilerimizle sorunlu olanlara, sünneti ve hadisi şerifleri hafife alanlara, Kur’ân-ı Kerim’in ayetlerini kendi kafasına göre yorumlayanlara karşı mesafeliydi. Görüşü açık ve netti. Onlarla bir arada olmayı kalbe zarar, itikada bulaşacak virüs gibi görürdü. Uzak durmayı öğütlerdi.
Evliliklerde kadın ya da erkek olsun muhakkak seçici olmayı tavsiye eder namaz konusundaki hassasiyetini dile getirirdi. Ehl-i Sünnete aykırı tutumları olanlarla evliliğe onay vermezdi. Tasavvufa karşı duranlara ve Sâdâtlara münkir olanlara sıcak bakmazdı. Bid’at ehlini tekfir etmezdi. Ancak onların zehirli oklarına karşı uyanık olmayı tavsiye ederdi.
İnsanlara nasihat ederken ruhun inceliğini, kalbin nefs ile mücadelesini hep sünnetin ışığını referans alarak anlatırdı. Sadece teorik bilgilerle değil, kalpte tatbik edilen sünnet anlayışı ile konuşur; insanları Kur’ân’ın rıza eksenine davet ederdi. Onun sohbetlerinde ve yazdığı eserlerde sık sık duyduğumuz vurgu; nefsin hilelerine karşı uyanık olmak, sabır ve teslimiyet, iman kardeşliğiydi. Sünnetin manevî bağını Nakşi/Halidi kolunun tavsiyelerine uygun şekilde kalplerde yaşatmayı benimsetirdi.
Manevî Ahlâk Eğitimi
İslâmî ilimleri öğretirken Ehl-i Sünnet çerçevesinden hiç ayrılmadı. Fıkıh meselelerinde, hadis yorumlarında ve tefsir eğitimi verirken Hz. Peygamber’in (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) sünnetini temel kıstas olarak belirlerdi. Onun ilmî metotlarından biri, klasik medrese geleneği olsa da sadece teorik bilgileri değil, aynı zamanda pratik hayat rehberleri olarak değerlendirebileceğimiz bir ömre adanmış nice eseri bizlere miras olarak bıraktı. Bunlardan; “Hz. Peygamber sallallahu aleyhi vesellemin Üstün Ahlâkı, Nefse Hitap, Kur’an ve Sünnete Göre Çocuk Terbiyesi, Manevi Hayat, Mümin Kardeşliği, Ehli i Sünnete Göre Cevaplar” sadece bir kaçıdır. Bu eserler, “sünnet” kavramını sadece bir literatür unsuru olmaktan çıkarıp hayatın her alanını kapsayan bir merkeze yerleştirmiştir.
Manevî ahlâkı sosyal ahlâktan hiç ayırmadı. Bir bütün olarak ele aldığı Ehl-i Sünnet’in kalbî bir yansıması da olan Hz. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellemin ahlâkını günümüzün sorumlulukları bağlamında hayatlarımıza nakşetmek için bir ömür harcadı.
80 yıllık yaşamında manevî ahlâk eğitimini sünnetin tükenmez şelalesi gibi sundu. Nezaketi ve hilmi, samimiyeti ve tevazuu, nefs mücadelesi ve sabrı, haksızlığa karşı tevazu ile duruşu onun için söylenecek sadece bir övgü sözünden ibaret değildir. Bilakis günlük hayatın pratik tezahürleriydi. Seyda Muhammed Konyevî Hazretlerinin çizdiği hat, bize öğretir ki; Ehl-i Sünnet yalnızca bir ad veya etiketten ibaret değildir. O, Kur’ân ile Hz. Peygamber sallallahu aleyhi vesellemin sünnetine gönülden bağlılığın, hayatın her alanında ahenkle canlı tutulmasıdır. Bu bağ ne sadece aklın ne de sadece kalbin derinliklerinde gizli kalan tek yönlü bir hat da değildir. Her nefeste, her davranışta ve sofinin üzerinde bir inanç, bir ahlâk ve sıfat olarak görünen güzelliktir…
2022 yılının 08 Şubat’ında vefat eden Seyda Muhammed Konyevî Hazretleri arkasında kalbi sünnet aşkıyla çarpan, Allah’ın rahmetine ümitle bağlanan, tevbe ile Rabbine yaklaşan ve birbirini muhabbetle seven bir cemaat bıraktı. Onun izinden gidenler için yokluğu bir özlem olarak kalplerimizi yakan bir sevdadır. Mirası ise hayatın her ânında ve alanında Allah’a, Peygamber’e ve Sâdât-ı Kiramların yoluna sevgi ile yürekten bağlanan bağrıyanık aşıklar topluluğudur.
Mekânı cennet olsun. Allah celle celalühü sırlarını yüceltsin. Ruhuna binlerce dua, Fatiha ve Kuran…

REKLAM ALANI
REKLAM ALANI
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ