ALLAH DOSTLARI / Allah Dostlarının Dilinden İhlâs

  • 04 Şubat 2026
  • 12 kez görüntülendi.
ALLAH DOSTLARI / Allah Dostlarının Dilinden İhlâs
REKLAM ALANI

ALLAH DOSTLARI
Allah Dostlarının Dilinden İhlâs
Yusuf Şahin

İhlâs hulûs kökünden türetilmiş bir kelimedir ve “bir şeyi, içine karışmış ve değerini düşürmüş olan başka şeylerden temizleyip arındırmak, saflaştırmak” anlamına gelir. Dini ıstılahta ise ihlâs “ibadet ve iyilikleri riyâdan ve menfaat kaygılarından arındırıp sadece Allah için yapmak” demektir.
Tasavvufun esası, kalbi her türlü nefsanî duygulardan temizleyip sırf Allah’ın rızasını kazanmaya çalışmaktır. Tasavvuf âlimlerine göre ihlâs daha geniş olarak kalbi nefsin kibir, ucub, riyâ gibi duygularından arındırmak, dünyevî ve uhrevi her türlü menfaat hesaplarından temizlemek, yalnızca ve yalnızca Allah’ın rızâsını gözetmektir.
Allah-u Zülcelâl âyet-i kerimede şöyle buyuruyor:
وَمَٓا اُمِرُٓوا اِلَّا لِيَعْبُدُوا اللّٰهَ مُخْلِص۪ينَ لَهُ الدّ۪ينَ حُنَفَٓاءَ وَيُق۪يمُوا الصَّلٰوةَ وَيُؤْتُوا الزَّكٰوةَ وَذٰلِكَ د۪ينُ الْقَيِّمَةِۜ
“Hâlbuki onlara, ancak dini Allah’a has kılarak, Hakk’a yönelen kimseler olarak O’na kulluk etmeleri, namazı kılmaları ve zekâtı vermeleri emredilmişti. İşte bu dosdoğru dindir.” (Beyyine; 5)
Kur’ân-ı Kerîm’de birçok âyet-i kerimede geçen “muhlisîne lehü’d-dîn” ifadesindeki ihlâs kavramı “yalnızca Allah’a yönelip O’na kulluk etme, O’na güvenip O’ndan dilekte bulunma, sadece Allah’ın dinini tanıyıp din konusunda kendini Allah’a adama, tevhid inancının saflığını bâtıl itikadlarla zedelemekten sakınma” manalarına gelir.
Hz. Âdem aleyhisselam’dan Hz. Muhammed aleyhisselatu vesselama kadar ne kadar Peygamber gelmişse hepsinin getirdiği dinin özü tevhittir, yani Allah’a hiçbir şeyi şirk koşmamaktır. Allah-u Teâlâ şirkten başka bütün günahları dilerse affedeceğini bildirmiş, şirk koşmayı affetmeyeceğini haber vermiştir.
Şeytan da insanoğlunu en çok şirke sürüklemekle hak yoldan saptırmıştır. Samimi bir imanla ve ihlaslı bir niyetle yalnız Allah’ın rızasını kazanmayı arzulayan kullar şeytanın bu tuzağından kurtulmuşlardır. Esasen İblis de bu gerçeği şöyle ifade etmiştir:
“İblis dedi ki: Rabbım! Beni azdırmana karşılık ben de yeryüzünde onlara günahları süsleyeceğim ve onların hepsini mutlaka azdıracağım! Ancak onlardan muhlas/ihlasa erdirilmiş kulların müstesna.” (Hicr; 39-40)
Tarih boyunca birçok kavimler dünyevî korkular ve menfaatler için putlardan medet ummak suretiyle Allah’a şirk koştukları gibi birçok kimseler de insanlardan menfaat umarak kendilerini onlara beğendirmek arzusuyla gizli şirke yani riyaya bulaşmışlardır.
Bir gün Allah Resulü aleyhisselatu vesselam ashabının Deccal hakkında konuştuklarını görünce yanlarına gelmiş ve onlara:
“Sizin hakkınızda beni, Deccal’ın şerrinden daha çok endişelendiren bir hususu size haber vereyim mi?” buyurmuştu. Onlar da: “Evet ya Resûlallah” demişlerdi. Bunun üzerine Hz. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem;
“Bu gizli şirktir. Kişinin namaza durduğunda başkaları onu gördüğü için namazını güzelleştirmesidir” demiştir. (İbni Mâce, Zühd, 21, 4204)
İhlası muhafaza etmek için nafile amelleri ve sadakaları gizli olarak ifa etmek daha uygundur. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellemin şu hadis-i şerifi ihlâs gerektiren ve ihlası muhafaza etmeyi sağlayan bazı amelleri bir araya getirir ve bunlara çok büyük bir mükafatı müjdeler:
“Yedi insan vardır ki Allah onları, kendine mahsus olandan başka hiçbir gölgenin bulunmadığı günde bu gölgesinde barındırır: Âdil yönetici, Allah’a kulluk ederek yetişen genç, gönlü mescidlere takılmış bulunan kimse, Allah için birbirini seven ve bu sevgi içinde birleşip ayrılan iki kişi, kendisini birlikte olmaya çağıran soylu soplu ve güzel bir kadına, ‘Ben Allah’tan korkarım!’ cevabını verebilen kimse; bir sadaka verip de onu, sol elinin verdiğini sağ eli bilmeyecek şekilde gizleyen kişi ve tek başına iken Allah’ı anıp gözleri yaşaran kimse” (Buhârî, “Hudûd”, 19; Müslim, “Zekât”, 91).
Tasavvuf büyükleri ihlası muhafaza etmek için nafile ibadetlerini gizli olarak yerine getirmeye önem vermişlerdir. Bazı sufiler cemaatle namaz kılmak ve ilim meclislerine katılmak gibi maksatlar haricinde ömürlerinin çoğunu inziva halinde geçirmişler, amellerini ve zikirlerini gizlice yerine getirmişlerdir.
İmâm-ı Gazzâlî ihlâsı izah ederken şu âyet-i kerimede geçen sütün hâlis ve sâfi olması, kendisine karışma ihtimali bulunan kan ve pislik gibi herhangi bir şeyin karışmamasını örnek gösterir:
“Nitekim size hayvanın karnında, besin artıklarıyla kan arasında bir yerde bulunan bir nesne, içenlere lezzet veren saf süt içiriyoruz.” (Nahl, 66)
Tasavvuf ehli amellerin makbul olması için sadece riya değil nefsin en ufak bir zevk veya menfaatinin bile karışmaması gerektiğini ifade ederler. Mesela Cüneyd el-Bağdâdî kuddise sırruh kalbi ibadet ve taatlerden zevk alma düşüncesinden de temizlemek gerektiğini söylemektedir. Yani ihlâs, nefsin kendini beğenmesi veya hissettiği duygularla haz duymasından da kurtularak kulluğu sadece Cenâb-ı Hakk’a has kılmaktır.
Tasavvufun Maksadı İhlastır
İhlası tam manasıyla elde etmek tasavvuf yolunun asıl maksadıdır. İmâm-ı Rabbânî kuddise sirruh tasavvufu şöyle tarif ediyor:
“Seyr-i sülûk menzillerini aştıktan, cezbe makamlarını geçtikten sonra bana şu gerçek malûm oldu ki bu seyr-i sülûkten maksat, -Allah-u Teâlâ’dan gayri- enfüsî ve afakî ilâhların yok olmasıyla hâsıl olan ‘ihlâs makamını’ elde etmektir. Bu ihlâs, şerîatın üç cüz’ünden bir cüzdür ki diğerleri ilim ve ameldir. Hakikat ve tarîkat, şerîatın ihlâs cüz’ünün tam anlamıyla gerçekleşmesi için birer hizmetçidir. İşte bu, gerçeğin ta kendisidir. Lâkin bunun böyle olduğunu herkes anlayamaz.” (1. Cilt; 40. Mektup)
İhlâs kalbin amelidir. Kalpteki asıl niyetin dosdoğru ve sapasağlam olmasıdır. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem
“Ameller, niyetlere göredir…” buyurarak niyetteki ihlasın önemine dikkat çekmiştir. (Buhârî, Îmân, 41; Müslim, İmâre, 155)
Çeşitli hadis-i şeriflerde bildirildiğine göre bir insan ömrünü ilim öğrenip öğretmeye adasa, malını bol bol infâk etse, savaş meydanlarında en ön safta çarpışsa ama kalbindeki niyet halis olmazsa bir fayda elde edemez. Ancak ihlaslı bir amel az da olsa, ihlâssız yüzlerce amelden daha makbuldür. Çünkü kurtuluş Allah’ın rızasına bağlıdır o da sadece ihlâsla mümkündür. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem:
“Dîninde ihlâslı ol! Böyle yaparsan az amel bile sana kâfî gelir.” buyurmuştur. (Hâkim, IV, 341)
Âhiret gününde kulların gerçek yüzü ortaya dökülecek, adeta içleri dışa çevrilecektir. Kalblerin içindeki gizli niyetler ve arzular ortaya dökülecek, sırlar fâş olacaktır. O gün dünyada insanlara samimi görünmüş, kendini hakiki göstermiş olanların gerçek yüzü meydana çıkacaktır. O gün sadece ve sadece imanında, ibâdetinde ve muâmelâtında ihlâs sahibi olanlar kurtuluşa erebilecektir. Peygamber Efendimiz aleyhisselatu vesselam buna işaretle şöyle buyurmuştur:
“Vücutta öyle bir et parçası vardır ki, o iyi/düzgün olursa bütün vücut iyi/düzgün olur; o bozulursa bütün vücut bozulur. Dikkat edin! O, kalptir.” (Buhârî, Îman, 39)
İhlâs bu kadar kıymetli olunca onu tam manasıyla elde etmek de gayret ister. İlmin, ibadetin, takvanın nihai amacı ihlası elde etmektir. İhlası elde edince de onun muhafaza edilmesi çok mühimdir. Nitekim bu hususta Zünnûn-ı Mısrî Hazretleri’nin şu sözü pek meşhurdur:
“Bütün insanlar ölüdür, âlimler bundan müstesnâdır. Bütün âlimler uykudadır, ilmiyle âmil olanlar bunun dışındadır. İlmiyle amel edenlerin de aldanma ihtimâli vardır, ancak ihlâslılar bundan müstesnâdır. İhlâslılar da (dünyâda her an) büyük bir tehlike ile karşı karşıyadırlar…”
İhlâsı elde etmek ve muhafaza etmek zor olsa da ihlaslı olmak için elden geldiğince gayret gösterenlere Cenab-ı Hak yardım eder. Velev ki amelleri az olsa da samimi niyazları ilâhî nusreti celbeder. Peygamber aleyhissalâtü vesselâm:
“Allah-u Teâlâ bu ümmete, zayıfların duâsı, namazları ve ihlâsları sebebiyle yardım eder.” buyurmuştur. (Nesâî, Cihâd, 43)
Bu sebeple samimi gayretleri küçümsememek gerekir. Allah-u Zülcelâl kullarının kalbini en iyi bilendir.

HİKMETLİ SÖZLERİ
“Şu üç şey ihlâs alâmetidir: Birincisi, kişinin nezdinde halkın övmesi ve kötülemesinin eşit olması. İkincisi, amelde ameli görmeyi unutmak (yani gayret etmek, çalışmak, ancak çalışmaya kıymet vermemek.) Üçüncüsü amelin (kabul olup olmayacağını bilmediği için ve Allah’a layık olduğunu düşünmediği için) âhirette sevap getireceğini unutmak. (Yani sadece Allah’ın affetmesini, kusurlarına bakmamasını ümit etmek.)” (Zunnûn el-Mısrî kuddise sırruh)
***
“İhlâsı elde etmede halvetten, (nafile amellerde yalnızlıktan) daha etkili bir şey görmedim. Zira kişi yalnız kaldığında, Allah-u Teâlâ’dan başkasını görmez. Allah’tan başkasını görmeyince de Allah’ın hükmünden başka bir şey onu harekete geçirmez. Halveti seven, ihlâs direğine sarılmış ve doğruluğun en büyük rüknüne yapışmıştır.” (Zünnûn el-Mısrî rahmetullahi aleyh)
***
Tasavvuf büyüklerine göre riyânın pek çok şekli vardır. Tasavvuf yolunun yolcusu ilk zamanlar nefsin hilelerini tamamen bilmediği için, ihlâs üzere olduğunu zannederken, farkına varmadan riyâ çukuruna yuvarlanabilir. Buna işaretle Sehl b. Abdullah et-Tüsterî rahmetullahi aleyh şöyle buyuruyor:
“Riyâyı ihlâs ehli olanlardan başkası tanıyamaz.”
***
Nefsin yaptığı amelden dolayı kendini beğenmesi yani ucub de ihlasa uygun görülmemiştir. İlk dönem sûfîlerinden Ruveym b. Ahmed rahmetullahi aleyh ihlas hakkında; “İhlâs, yaptığın işi görmemendir,” demiştir.
***
“İlimden nasîbi olan müstesnâ, dünyâ cehâletle doludur. Kendisiyle amel edilen ilim müstesnâ, bütün ilimler sâdece iddiâ ve delîldir. İhlâs ile yapılan amel müstesnâ, bütün ameller boştur. İhlâs ehli olanlar da büyük bir tehlike ile karşı karşıyadır.” (Sehl b. Abdullah et-Tüsterî rahmetullahi aleyh)
***
“İhlâs üç mertebedir, birincisi, ameli görmemek. Yapmış olduğu amelin karşılığını beklememek. Amelden râzı olmamak.” (Hace Abdullah Herevi rahmetullahi aleyh)
***
“İhlâs tasavvuf yolcusunun, kulluk yapmak için gayret göstermeyi ihmal etmemekle birlikte, kulluğunun Cenâb-ı Hakk’ın tevfîkiyle husûle geldiğini müşahede etmesidir.” (Hace Abdullah Herevî rahmetullahi aleyh)

REKLAM ALANI
REKLAM ALANI
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ