AİLE VE TOPLUM / İhtiyarlıkta Aile Desteğinin Önemi

  • 22 Temmuz 2026
  • 22 kez görüntülendi.
AİLE VE TOPLUM  / İhtiyarlıkta Aile Desteğinin Önemi
REKLAM ALANI

AİLE VE TOPLUM

İhtiyarlıkta Aile Desteğinin Önemi

Gülistan Araştırma

REKLAM ALANI

Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem buyuruyor ki:

“Allah her hastalık için mutlaka bir deva vermiştir, ancak bir dert vardır ki onun devası (yani çaresi) yoktur. O da ihtiyarlıktır.” (Ebu Davut, Tıb, 1)

Yaşlılık kimsenin istemediği ama kaçınamadığı gerçektir. İnsan bu dünyaya aciz bir bebek olarak gelir. Çocukluk, gençlik, erişkinlik ve orta yaş devirlerinden geçtikten sonra eğer ömrü varsa ömrünün son kısmı olan yaşlılık çağına ulaşır.

Aile her yaşta insan için bir sığınaktır ama hele yaşlılıkta emsalsiz bir nimettir. Yaşlılık döneminde aile desteğine sahip olmak dünyanın en kıymetli nimetlerindendir.

Emeklilikle birlikte insanın sosyal hayatında ciddi bir değişim gerçekleşir. Çalışma hayatı sona erdiği gibi iş çevresiyle ilişkiler de azalır. Bu belki ilk zamanlar rahatlama getirir ama zamanla da boşluk ve değersizlik hissine sebep olabilir. Özellikle iş dışında faaliyetleri ve sosyal çevresi olmayan kişiler birdenbire kendilerini yalnız ve işe yaramaz hissedebilirler.

Eş kaybı, çocukların uzak yaşaması, emeklilik sonrası gelir azalması ve sağlık sorunları yaşlılık çağının çok daha zor geçmesine sebep olabilir.

Sosyalleşmenin daha zor hale gelmesi bazı kişilerin köşesine çekilmesine, yalnızlığı tercih etmesine sebep olur. Oysa bu doğru değildir. Sosyal izolasyon, depresyon, anksiyete gibi sorunlara yol açabilir. Bu sorunlar erken bunama riskini artırır. Yalnız yaşayan yaşlılar hem beden sağlığı hem psikolojik sağlık yönünden daha fazla risk altındadır.

Yalnız yaşama başlı başına bir stres kaynağıdır. Stres başta kalp hastalıkları olmak üzere bütün hastalıklar konusunda riskleri artıran bir faktördür. Bu sebeple yaşlılık döneminde aile desteği çok önemlidir.

Hemen her yaşta insan için çocuklar ve torunlarla zaman geçirmek, enerji verir, mutluluk hormonu salgısını artırır ve hayata bağlılık hissini güçlendirir. Özellikle sosyal rollerini kaybetmiş yaşlı anne babaların hem fiziksel hem de ruhsal sağlığını olumlu etkileyerek daha mutlu hissetmelerini sağlar.

Ne yazık ki çağımızda bireyselleşme, teknoloji bağımlılığı ve dünyevîleşme insanları birbirinden uzaklaştırmış, yaşlılarımız yalnızlaştırılmıştır. Nice evladın yaşlı anne-babasıyla yılda bir kez bile görüşmediği, nice torunun dedesinin kim olduğunu bilmediği bir zaman dilimindeyiz.

Allah’a ibadet etmemiz nasıl bir İlahi emir ise ihtiyar anne babaya merhametle davranmak da Rabbimizin emridir. Yaşlıların gönlünü kırmak, Allah’ın emrine ters düşmek demektir. Onlara yumuşak söz söylemek, hürmetle yaklaşmak ise murad-i ilahiye uygun davranmak demektir. Rabbimiz buyuruyor ki:

“Rabbin, kendisinden başkasına kulluk etmemenizi ve ana-babaya iyilik etmenizi emretti. Onlardan biri veya her ikisi senin yanında yaşlanırsa, onlara ‘öf’ bile deme, onları azarlama; onlara güzel söz söyle.” (İsrâ, 23)

Yaşlıların duasını almak bizim için manevî bir kazanç kapısı olduğu gibi bir gün onların yaşına geldiğimiz zaman bize dönecek bir iyiliktir. Enes b. Mâlik radıyallahu anhın rivayet ettiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurmuştur:

“Bir genç, ihtiyar bir kimseye yaşından dolayı hürmet ederse, Allah da ona yaşlılığında kendisine hürmet edecek birisini hazırlar.” (Tirmizî, Birr, 75)

Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellemin bildirdiğine göre aramızdaki yaşlılar, Allah’ın rahmetine ve mağfiretine vesiledir:

“Beli bükülmüş ihtiyarlar, süt emen bebekler ve otlayan hayvanlar olmasa idi, üzerinize azap yağardı.” (Taberânî, el-Mu’cemü’l-kebîr, XXII, 309)

Demek ki onlara karşı gösterilen merhamet ve iyilik Allah’ın bize merhamet etmesine vesiledir.

Birlikte Oturmak Şart Değil

Yaşlı ebeveynlere destek olmanın farklı yolları olabilir. Eğer aynı evde oturmak, bir arada yaşamak için şartlar elverişli değilse alternatif çözümler bulunabilir. En azından haftanın belli bir günü birlikte aile sofrasına oturmak, beraber seyahatler veya ufak tefek geziler yapmak bir arada olma vesilesi olarak değerlendirilebilir.

Birlikte köye gitmek, akraba, hemşeri, eş dost buluşmaları tertiplemek onların sosyal hayatına renk katar. Birlikte yapılan umre ziyaretleri, manevî sohbetler, çok yönden sevap vesilesidir. Bu faaliyetleri birlikte yapmak hem birlikte zaman geçirmeyi sağlar hem de ibadetleri daha rahat yerine getirmelerine yardımcı olur. Aile içindeki dayanışma ve sevgi, hayatın her döneminde mutluluğun anahtarıdır.

Aslında yaşlılık döneminin mutlaka yalnız ve zavallı bir şekilde geçeceğini düşünmemek gerekir. Emekli olmak o zamana kadar yapamadığın faaliyetleri yapmak için güzel bir fırsattır.

Hobiler edinmek, kurslara gitmek, çeşitli sosyal etkinliklere katılmak ve vakıflarda ve cemaatlerde gönüllü çalışmak için hiçbir yaş geç değildir. Üstelik bu faaliyetler yeni arkadaşlıklar kurmak için de bulunmaz fırsattır.

İmkanı olanlar için sosyal yardım projelerinde görev almak manevî kazanç kapısıdır. Tahsilli ve tecrübeli emekliler bu dönemi gençlere rehberlik etme gibi aktivitelerle değerlendirebilir. Böylece hem topluma faydalı olur hem de zihinsel ve bedensel olarak daha aktif olur.

Sağlığı elverişli olan emekliler bu dönemlerini kendilerinden daha yaşlı, hastalıklı veya engelli kişilere yardımcı olarak değerlendirebilir. Başkalarına yardım etmek, kişinin aktif kalmasını sağladığı için hem kendisine faydalıdır hem de manevî yönden çok kazançlıdır. İnsanın kendini faydalı ve önemli hissetmesini sağladığı için yaşlanma belirtilerini geciktirir ve zihinsel kapasitesini güçlendirir.

Zamanımızda değişen hayat şartları gençler için olduğu kadar yaşlılar için de fırsatlar sunmaktadır. Her ne kadar gençlerin dijital dünyanın yerlileri olduğu ileri sürülse de orta yaşlılar ve hatta ileri yaştakiler de internet vasıtasıyla birçok ihtiyaçlarını gidermekte ve sosyalleşmektedirler. Sosyal medya da her yaştan ve her dünya görüşündeki insana iletişim ve paylaşım fırsatları sunmaktadır.

Günümüzde gelişen internet ve haberleşme teknolojileri sayesinde uzakta yaşayan aile üyeleri ve eski arkadaşlarla iletişimde bulunmak kolaylaşmıştır. Başka türlü görüşmesi mümkün olmayan kişiler dahi sık sık birbirleriyle mesajlaşabilmekte, hatta görüntülü arama ile karşılıklı sohbet edebilmektedir.

Değişen dünya düzeniyle birlikte aile kavramı da dönüşüm geçirmektedir. Bugün aynı evde yaşama imkanı bulamıyor olsalar birbirlerinden sık sık haber alabilen kişiler belli bir ölçüde sosyal destek bulabilmektedirler. Bizzat gitmek, birlikte zaman geçirmek mümkün olmuyorsa telefonla sohbet edip duygularını anlamaya çalışmak, onların değerli hissetmelerini sağlar.

Önemli olan fiziki olarak aynı evde olmak değil sevgi, şefkat ve ilgi görmektir. Aranıp sorulmak her yaştaki insanın yalnızlık hissini azaltır ve kendini değerli hissetmesini sağlar. Fotoğraf albümlerine bakmak, geçmiş anıları anlatmak mutluluk hissini artırır ve hafızayı güçlendirir.

Bunun yanında konuşmak kişinin bilişsel fonksiyonlarını güçlendirir ve erken bunamadan korur. Farklı yaşlardaki kişilerle kurulan sosyal etkileşimler, hafıza ve düşünme becerilerini güçlendirir.

Sosyalleşmek fiziksel sağlığı da korur. Sohbet etmek ve sosyal destek bulmak stresin azalmasına ve başta kalp sağlığı olmak üzere beden sağlığının korunmasına yardımcı olur. Zaten sosyal ilişkileri güçlü yaşlılar hareketli kalmaya ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarını sürdürmeye daha yatkındır.

Kararlarına Saygı Duymalı

Yaşlılıkta sosyalleşmek faydalı olmakla birlikte bu onları hiç yalnız bırakmamak manasına gelmez. Kendi başına hayatını sürdürebilen, kararlarını verebilen ve evini, sağlık durumunu yönetebilen yaşlıların kendi hayatlarını kendilerinin yönetmek istemesi de anlayışla karşılanmalıdır. Eğer kendi evlerinde bağımsız bir şekilde yaşamak istiyorlarsa onların kararlarına saygı duymak ve özel hayatlarını korumalarına yardımcı olmak daha doğru olur.

Yaşlılık döneminde kendi hayatını yönetmek kişinin daha aktif olmasını ve zihinsel kapasitesini korumasını destekleyebilir. Henüz bakıma muhtaç durumda değilse başkalarının yanında sığıntı gibi yaşamak istemeyebilir.

Zamanımızda tıbbın teknikleri geliştikçe ve sağlık hizmetlerine erişim imkânı arttıkça yaşlılık döneminde geçirilen ömür uzamaktadır. Dünya Sağlık Örgütü tarafından 65 yaş ve üzeri kişiler yaşlı olarak kabul edilse de yaşlılığın biyolojik, psikolojik ve sosyal olmak üzere pek çok boyutu bulunmaktadır. Kişinin takvim yaşı henüz 60 olduğu halde beden ve zihin hastalıkları yüzünden 75 yaşın özelliklerini taşıyor olabilir. Bunun tersi, 80 yaşına geldiği halde kendisine bakabiliyor, ihtiyaçlarını giderebiliyor olması mümkündür.

Bugün yaşlılık çağını en iyi şekilde geçirmek bir bilim dalının konusu olmuştur. Gerontoloji bilimi, yaşlılık dönemini sadece sağlık açısından değil ekonomik, sosyal, kültürel, hukuki, çevre, ev, yerleşim, psikoloji, gibi tüm ihtiyaçların temini açısından inceler. Mesela evlerin inşaat ve dekorasyonunda ev kazalarını azaltacak şekilde düzenlemeler yapar. Yaşlıların güvenliğini ve çok yönlü ihtiyaçlarını gidermeyi amaçlar.

Hepimiz bir gün yaşlanacağız. Bugün nasıl davranırsak, yarın aynı muamele bize yapılacak. Bugün bir yaşlının gönlünü almak, ahirette bir rahmet sebebidir. Belki bir yaşlının ettiği içli bir dua, bizim günahlarımızın affına, evlatlarımızın hidayetine, işimizin bereketine vesile olacaktır. Onun için yaşlılarımıza sadece görev bilinciyle değil, sevgiyle, gönülden bir hürmetle yaklaşalım. Onları üzecek davranışlardan uzak duralım. Hizmetlerini büyük bir heyecanla ve ibadet şuuru ile yapalım.

REKLAM ALANI
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ