HASBİHAL / Gönüller Sevgilisinin Bereketi

  • 24 Eylül 2026
  • 19 kez görüntülendi.
HASBİHAL / Gönüller Sevgilisinin Bereketi
REKLAM ALANI

HASBİHAL

Gönüller Sevgilisinin Bereketi

Hüseyin USTAOĞLU

REKLAM ALANI

Hani, yaşadığı dönem itibariyle ve yaptıklarıyla özel insanlar vardır ya! İşte onlar, aslında doğumlarıyla da farklı olduklarını haber vermiyorlar mı? Hele gelecek olan büyük bir insan ve kutlu Nebilerden ise. İşte bu özel insanların en başındaki isim, hiç şüphesiz bizim Peygamberimiz Sallallâhu Aleyhi ve Sellemdir. O, gelişiyle bile yeni bir dönemin başladığını haber veriyordu. Sadece yaşayacağı çağa değil, kendinden sonraki dönemlere de mührünü vuracak bir haberciydi…

Zira, O’nun doğduğu gecede meydana gelen olaylar, başlı başına bir devrin kapanıp, başka bir zamanın geldiğinin işaretleriyle doluydu. Hem de ayan beyan. Zamanın kapılarını aralayarak dünyayı “ümmetî” diye selamlayan gönüller sultanı, Allah’ın Celle Celâlühü sevgilisiydi. Evet, bu güzel insanın dünyaya merhaba demesiyle tüm dengeler değişmiş ve her şey bir anda ilahi bir el yardımıyla tersine döndürülmeye başlamıştı. Öyle ya! Gelen, yeryüzünün gelmiş geçmiş en özel insanıydı. İnsanlar bunu fark etmeselerdi hiç olur muydu? Fark etmeliydiler ki, kendilerine çeki düzen versinler. Şayet onlar kendi cahil gidişlerine dur demezlerse, gelen misafir, bir müddet sonra nasılsa bu yanlış gidişe son verecekti.

İşte o gecenin Hicri 1448. yılına denk gelen sene-i devriyesi; 23 Ağustos 2026 Pazar gününü Pazartesi’ye bağlayan gecedir.

Temiz bir soydan gelen ve insanlar arasından seçilip bizlere peygamber olarak gönderilen, şanlı Efendimizin anıldığı “Mevlid-i Nebi Haftası” ndayız. Coşkuyla, özlemle, ona layık ümmet olabilme heyecanıyla kutluyoruz.

Özel insanlar, özel bir korunmaya tabi tutulurken, onlar da sorumluluklarının farkında olarak bir ömrü tamamlıyorlar. Hiç kuşkusuz bunların zirvesindeki isim de Sevgili Peygamberimiz Sallallâhu Aleyhi ve Sellem’dir. Onun üstün özelliklerini ve insanlığa getirdiği armağanları hepimiz biliyoruz. Bunun daha ötesine geçerek, varlık sebebimizin Fahr-i Kâinat ile payelenmiş olduğunu da biliyoruz…

İnsanlığa Ne Getirdi?

Kronolojik olarak, onun hayatını anlatmak elbette önemlidir. Ancak esas olanın; Gönüller Sevgilisinin insanlığa ne getirdiğini anlamak olduğu değil midir? O’nun gelişiyle; insanlık sınıfından çıkmış insanlığa, insan olma şerefi tekrar hatırlatılmıştır. Rütbelerin en yükseği olan Allah’a kul ve yeryüzünün halifesi olma şerefi verilmiştir.

İnsani değerler ve insanca bir yaşam, insanlığa armağan edilmiş ve bunun korunması, sosyal nizam açısından da emir ve tavsiye edilmiştir.  Peki, bizler bu ilahi mesajların neresindeyiz? Sevgiden bahsediyoruz ama sevginin kaynağından habersiz yaşamıyor muyuz? Gerçekten de iki cihan güneşi Efendimizi layıkı ile sevebiliyor muyuz? Şayet “seviyoruz” diyorsak; hani, seven sevdiğine benzerdi! O zaman; insanlığın hali neden İslam’ı yaşamaktan, Efendimiz’in getirdiklerini uygulamaktan ve O’nu örnek almaktan uzaktır?

Âlemlere rahmet olarak gönderilen Gönüller Sevgilisinin bereketinden, insanlık ne kadar nasiplenebiliyor? Şekilciliğin ötesine geçip, yüreklerimizde Peygamberimizin sevgisi neden yoğun bir iştiyakla çarpmıyor? Neden ona duyduğumuz özlem, burun kemiklerimizi sızlatmıyor. Efendimize duyulacak yoğun sevgi için, insanın ille de sahabeyi kiramdan olması mı gerekiyor?

Peygamberî ahlâka tabi olmuş bir yaşantı, bizi her iki dünyada mutluluğa ve huzura taşıyacaktır. Aksi olsaydı; O, gönderilmez di. Aksi olsaydı; O, ümmeti için bunca uğraş vermezdi.   Öyle ise; herkes kendisini sigaya çeksin! O’nu sevmenin Allahı sevmek olduğu, cennete ve cemalullaha ulaşmak olduğu bilinciyle. Sevgimizin sınırları hangi hudutlardadır?  Kurak bir iklimde yaşıyorken, bizi bereketlendirecek başka sığınak ve sağanak var mıdır, sormak isterim.

Mevlid-i Nebi Haftası münasebetiyle; ruhlarımız coşsun. Duygularımız sevgi ve muhabbet meydanında erisin. Kandil hürmetine, O’na getirilen salavatlar bereketine ve Sünneti Seniyye’ye uyma ahdimizde sadık kalabilelim. Yeniden silkinerek tövbe deryasında yüzebilelim. Sözümüzde sabit kalarak onun mirasçıları vesilesiyle kaliteli insan olma seviyesine ulaşalım. Tıpkı bizden önceki gönüller gibi; bizler de O’nun sevdasıyla yanıp tutuşalım. Her devrin zirve insanı, örneği ve önderi olmayı hakeden iki cihan sultanın sevdasıyla; gönüllerimiz gergef gergef işlensin…

Evet o, sadece kendi devrine hitap etmiyor, getirdiği ilahi mesajıyla tüm zamanlara hükmediyordu. Gönüller sevgilisinin söyledikleri ve getirdikleri, o dönemde olduğu kadar kendisinden sonra da kâinata nizam vermeye devam etmektedir hiç kuşkusuz. İnsanlar, iki cihan sultanının getirdiği ölçülere uygun yaşadıkları ölçüde de ferdi ve sosyal huzuru yakalayabileceklerdir. Bu nedenle onun getirdiği ilahi mesaj evrensel ve son mesaj olmasının yanı sıra, insanlık için huzur ve mutluluğun anahtarı olan düzenleyici ilahi bir modeldir de aynı zamanda. Bundan sonra yeni bir mesaj gelmeyecek, insanlık yap boz tahtasına döndürdüğü dünyanın maneviyat iklimini bir daha değiştiremeyecektir. Kutlu insanın getirdikleri, vahiy mahsulü olan ilahi son mesajlar olup, peygamberlik halkasının ve vahiy kapısının da kapandığını bizlere haber vermektedir.

Özledik Seni Ya Rasulallah!

Asrısaadet denilen o günlerden bu zamana geldiğimizde; mutluk asrını dünyaya hediye eden iki cihan sultanı Sallallâhu Aleyhi ve Sellem’in getirdiklerinden ne kadar uzaklaştık, sizce de öyle değil mi?

Şayet böyle olmasaydı yeryüzü kan revan içinde kalır mıydı? İnsanlık birbirini yercesine koşuşturur muydu? Bunca tatminsizlik, hırs, doyumsuzluk ve ahlak bozukluğu yeryüzünü sarabilir miydi?

Ne kadar muhtacız senin ilahi müjdelerine ey kutlu Peygamber. Cismaniyetinle geldiğin gibi şimdi de ruhaniyetinle gel! Gel ki, iç ve dış dünyamızın karanlıkları bir kez daha aydınlansın nurunla. Kokuşturduğumuz dünya yeniden senin gül kokunla şenlensin.

Özledik seni ya Rasulullah. Dünya ne kadar kirlindi sen gideli. İnsanlarımız ne kadar bozuldu. Ne kadar maddeye tapar olduk. Emrettiklerinin aksine; kul hakkı, faiz, iltimas, rüşvet, adaletsizlik ve idealsizlik ne de çok kararttı içimizi. Çok şey değişti senden sonra! Hedefler yön değiştirdi. Dünyayı ne çok sever olduk, seni örnek almayı terk edeliden beri. Ve sen yokken ey Efendim Sallallâhu Aleyhi ve Sellem, biz de her geçen gün eriyip yok oluyoruz.

İsterseniz gelin şaire kulak verelim; “Sensizlik depremiyle hancı düştü; han düştü / Mazluma sürgün evi; zalime cihan düştü / Sana meftun ve hayran, sana ram olanlara / Bir bela tünelinde ağır imtihan düştü…” diyor.  Biz de şaire tabi oluyor ve diyoruz ki;

Gel Ya Rasulallah! Kalbimize dokun. Seni sevmeyi öğret bizlere. Seni özlemeyi öğret. Sana olan hasretimizden dudaklarımız çatlarken, senin sünnetine tabi olmanın güzelliğini yaşat. Yüreklerimiz serinlesin senin feyz ve bereket yağmurlarınla. Çocukları ve yetimleri sevindirdiğin gibi sevindir bizleri de. Yetim olduğumuzu dahi unuttuk! Kardeşin kardeşi katlettiği günleri yaşıyor İslam dünyası. Ümmetin fitne ve fesada düştü senden sonra. Savruluyoruz, her birimiz bir köşeye. Kıyamet manzaralarını andırıyor dünyanın hali. Mahşerin kızgın güneşi gibi üzerimize düşen ateşler… Kan, gözyaşı, açlık, zillet, feryad ve figan…

Kurtarıcı eline muhtacız. Zengin yüreğine ve gül kokuna muhtacız.  Ümmetini affet, Ey Sevgili! Seni sevmeyi, seni sevenleri sevmeyi öğret bizlere. Kurtarıcı bir el olarak dünyaya bir kez daha müdahale et ki, bu karmaşa, bu düzensizlik tekrar senin varlığınla nizam bulsun. Bizi yutan fırtınalar, sinende dinsin. Senin siperinde bizlerde sükûna kavuşalım ey Sevgili…

Bu güzel ve özel zaman hidayetimize, güzel ahlakın elde edilmesine, ülkemizin ve tüm islam aleminin birlik ve beraberliğine ve kardeşliğimizin pekişmesine vesile olsun inşallah. Bu vesile ile ruhumuzun prangalarından kurtularak, gerçek özgürlüğe kavuşmayı diliyorum. Mevlid-i Nebi Haftamız mübarek olsun.

REKLAM ALANI
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ