AİLE VE TOPLUM / Ailede Güven ve Huzur İçin

  • 12 Ekim 2026
  • 76 kez görüntülendi.
AİLE VE TOPLUM / Ailede Güven ve Huzur İçin
REKLAM ALANI

AİLE VE TOPLUM

Ailede Güven ve Huzur İçin

Gülistan Araştırma

REKLAM ALANI

 

Aile; “Dinen evlenmelerine engel bulunmayan bir erkek ve bir kadının meşru nikahla bir araya gelmesi” diye tarif edilir. Ama bundan ibaret değildir. Aile sadece aralarında nikah sözleşmesi olan karı koca değil “Aralarında sevgi, saygı ve güven gibi bağlar bulunan bir hanım ve beyin oluşturdukları saadet yuvasıdır.”   

İki kişinin nikah masasına oturup imza atması yetmez, bu evliliği devam ettirebilmeleri için o imza attıkları sözlerine bağlılık duymaları gerekir. Birbirlerine güvenmeleri, yuvalarında huzur bulmaları ancak bu şekilde mümkün olur.

Ailede huzurun temelini güven duygusu oluşturur. Çünkü güvende olma arzusu bir insanın en temel ihtiyacıdır. Kendisini güvende hissetmeyen insanın gönül huzuru olmaz. Nimetler içinde dahi olsa mutlu olması mümkün olmaz.

Bir insanın ailesinde kendisini güvende hissetmesi ise eşinin güvenilir bir kişiliğe sahip olmasıyla mümkündür. Güvenilir bir insan olmak, İslâm ahlâkının ve olgun şahsiyetin temelidir.

Güvenilir insan olmanın ilk şartı doğru ve dürüst olmaktır. Dürüst olmak denilince ilk akla gelen yalan söylememektir. Elbette yalancılık İslam ahlakıyla bağdaşmaz.

Ashab-ı kiramdan Safvân bin Süleym radıyallahu anh rivayet ettiğine göre bir gün Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem Efendimiz’e:

“–Mü’min korkak olabilir mi?” diye soruldu.

“–Evet, olabilir!” buyurdu.

“–Mü’min cimri olabilir mi?” diye soruldu. Allah Rasûlü aleyhisselatu vesselam yine:

“–Evet, olabilir!” buyurdu.

“–Pekâlâ mü’min yalancı olabilir mi?” diye soruldu. Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem bu sefer:

“–Hayır, aslâ!” buyurdu. (Muvatta’, Kelam, 19; Beyhakî, Şuab, IV, 207)

İnsanların mizaçları farklı farklıdır. Bazı insanlar daha cesur, daha cömert olabilir bazıları olmayabilir. Ama yalan söylemek basit bir mizaç özelliği değil, ciddi bir ahlâk kusurudur.

Yalancı insan sıkıştı mı hemen yalana başvurur. Vazifelerini yapmadığı zaman türlü bahaneler uydurur. Kendini haklı göstermek için hadiseleri çarpıtır. Bu şekilde kısa vadede kazandığını zanneder ama uzun vadede güven kaybeder. Artık sözlerine hep şüpheyle bakılır. Kendisine güven beslenmez.

Bir insan eşinin kişiliğine güvenmiyorsa, yaptıklarına, söylediklerine ve duygularına karşı şüpheyle yaklaşacaktır. Her zaman olmasa da çoğunlukla “Acaba doğru söylüyor mu?” şüphesi içini kemirecektir.

Gerçekleri Saklamamak

Dürüst olmak için sadece yalan söylememek yetmez, doğruluk gerektiği durumlarda gerçeği saklamamaktır. Bir kişiye gerçeği olduğu gibi haber vermenin gerekli olduğu durumlarda bir şeyleri saklamak, eksik ve yanıltıcı bilgi vermek de yalancılıktır. Karı koca arasında olması gereken güven hissini tesis etmek için birbirlerinden gizli işler çevirmemeleri gerekir. Bir ailenin hayatında ve geleceğinde önemli rol oynayabilecek kararları verirken bunları eşinden saklamak tam olarak dürüstlüğe sığmaz.

Dürüstlük kişinin sağlam şahsiyetli olmasının alametidir. Bir insan gerçekleri olduğu gibi görmeli, kabullenmeli ve gerçeğe uygun bir şekilde ifade etmelidir. İşine gelmeyen gerçekleri ört bas etmek, kabullenememek, direnmek veya gerçekleri çarpıtmak o kişinin ciddi kişilik problemi olduğunu ortaya koyar.

Gerçekleri olduğu gibi açıklamak insanı sürekli yalan söyleme ve bahaneler uydurma derdinden kurtarır. Gerçeklerle yüzleşmek insanı güçlü yapar. Bir ilişkide gerçekleri açık açık söyleyebilmek de o ilişkideki bağları güçlendirir. Muhataba da huzur verir.

Velev ki bazı gerçekleri ifade etmek ilk anda zor gelecek olsa da bunu göze almak çok daha doğru olur. Çünkü yalanın dibi yoktur. Eninde sonunda ortaya çıkacak olan gerçekleri en baştan söylemek çok daha iyi olur.

Bir ailede gerçekler ifade edilemiyorsa, açık iletişim kurulamıyorsa orada sorun var demektir. Bir ailede olması gereken anlayış, iyi günde kötü günde birbirinin yanında olma, dayanışma, yardımlaşma duygusu yoksa zaten bu başlı başına bir problemdir.

Dürüstlük ve güven temelinde kurduğumuz bir aile, bize her zaman mutluluğu vaat etmese de her zaman huzur vaat edecektir.

Karı koca birbirine karşı dürüst ve açık sözlü olmalı, aile sırlarını da başkalarından saklamalıdır. Bu da ailede güvenin tesisi için önemlidir.

Âyet-i kerimede:

“Eşleriniz sizin için bir elbisedir, siz de eşleriniz için birer elbisesiniz.” (Bakara; 187) buyuran Rabbimiz, birbirimize nasıl bir güven vermemiz gerektiğinin ölçüsünü vermiştir. Ailede her fert birbirine sevgiyle, merhametle ve sadakatle bağlanmalıdır.

Sözünde Durmak

Güvenilir insan olmanın bir şartı da sözünde durmaktır. Bir söz verdiğinde sözünü tutan insan güven verir. Sözünü tutmayan veya unutan, ihmal eden insan güven duygusunu zedeler.

Güven duygusu ailedeki fertler arasındaki bağın kuvvetlenmesini sağlar. Söz verdiği zaman sözünde durmak muhataba hem saygı duyduğunun hem değer verdiğinin bir işaretidir. Bu söz ister bir buluşma olsun ister bir başka konudaki vaadini yerine getirmek olsun muhatabın duygularını etkiler.

Rastgele söz veren ama önemsemeyip unutan insana güven duyulmaz. Artık onun bir konuda söz vermesi bir şey ifade etmez. Bu sebeple eşler birbirine bir konuda söz verdiği zaman sözünde durmak için gayret göstermesi gerekir.

Sözünü yerine getirme hususunda hassasiyet sahibi olan kişiler yerine getiremeyecekleri sözleri vermezler. Bu da güven duygusu açısından çok önemlidir. Bol keseden vaatlerde bulunan ama hiçbir sözünü tutmayan palavracı insanlar ciddiye alınmazlar.

Her insan bazen istediği halde söz verdiği bir şeyi yapmaktan aciz kalabilir. Bir insan makul bir sebepten dolayı sözünü yerine getiremeyecekse bunu haber vermeli, başka zamanda veya başka şekilde telafi etmelidir. Bu da anlayışla karşılanmalıdır. Bu gibi durumlar herkesin başına gelebilir. Böyle ufak tefek hadiseleri de büyütmemek gerekir.

Sorumluluk Sahibi Olmak

Aile huzuru için en önemli şartlardan biri herkesin kendine düşen sorumlulukları yerine getirmesidir. Aile sadece aynı evi paylaşan değil aynı hayatı paylaşan kişiler demektir. Hayatın sorumluluklarını paylaşmak ailenin huzur ve mutluluk yuvası olmasını sağlar. Bu sorumlulukları yerine getirmek için yapılan fedakarlıkların mükafatını Cenab-ı Allah sonsuz keremiyle lütfedecektir.

Rasûlullah aleyhisselatu vesselam Efendimiz buyuruyor ki:

“Allah rızâsını düşünerek yaptığın harcamalara, hatta yemek yerken eşinin ağzına verdiğin lokmalara varıncaya kadar hepsinin mükâfâtını alacaksın.” (Müslim, Vasıyyet 5)

Aileyi geçindirmek için zamanın örfüne göre yapılan harcamalar israfa kaçmadığımız sürece sadaka olur. Tasarruflu olup ailenin geçim yükünü hafifletmek de hanımın sadakası olur.

Aile kurmak, aileyi korumak ve güçlendirmek yalnızca kişisel bir sorumluluk değil iman, vicdan ve izan sahibi her insanın; dinî, ahlâkî ve insanî sorumluluğudur. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurmaktadır:

“Ailesine karşı sorumluklarını ihmal etmesi, kişiye günah olarak yeter.” (Ebû Dâvûd, Zekât, 45)

Günümüzde, aileyi hedef alan bazı mihraklar tarafından; kadınlar annelik, erkekler babalık gibi kutsal bir değerden uzaklaştırılmak, kadın ve erkeğin aile içindeki rolleri zayıflatılmak istenmektedir. İslam’ın haram kıldığı, nikahsız veya fıtrata aykırı sapkınlıklar normal gösterilmekte; evlilik ise bir yük ve külfet olarak sunulmaktadır. Oysaki evlenmek ve aile olmak; Allah’ın emri, Peygamberimiz aleyhisselatu vesselamın sünneti, fıtratın gereğidir. Neslin ve milletin devamı için zaruridir. Bu şartlar altında herkesin ailedeki görevlerini yerine getirmeleri ve aileyi bir huzur yuvası olarak muhafaza etmeleri çok önem taşımaktadır.

Maalesef bugün aile yapısı, tarihin hiçbir döneminde olmadığı kadar küresel lobiler, çıkar çevreleri ve emperyalist güçlerin kuşatması altındadır. Bu şer odakları; aile bağlarını zayıflatmayı, nesilleri şahsiyetsiz ve kimliksiz bırakmayı, öz değerlerinden ayırmayı bir hedef haline getirmiştir.

Aile, insanlık tarihinin en kadim ve en sağlam kurumudur. İnancın, kimliğin ve kişiliğin şekillendiği, millî ve manevi değerlerin gelecek nesillere aktarıldığı eşsiz bir mekteptir.

Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem Veda Hutbesinde:

“Ey insanlar! Kadınların haklarını korumanızı ve bu hususta Allah’tan korkmanızı tavsiye ederim. Siz kadınları, Allah emaneti olarak aldınız. Onların iffet ve namuslarını Allah adına söz vererek helal edindiniz. Sizin kadınlar üzerinde haklarınız, kadınlarınızın da sizin üzerinizde hakları vardır…” (Müslim; Hac; 19) buyurarak eşlerin birbirinin haklarına riayet etmelerini hatırlatmıştır.

Hanımların ailedeki görevleri hususunda da Resulullah aleyhisselatu vesselam şöyle buyurmuştur:

“Kadınların en hayırlısı, yüzüne baktığında seni mutlu eden, bir şey yapmasını istediğinde itaat eden, yanında bulunmadığın sırada gerek nefsi ve gerekse malın açısından seni korumaya çalışan kadındır.” (Ebû Dâvûd, Zekât 32; Ahmed b. Hanbel, Müsned, II, 251, 432)

Bundan da anlaşılabileceği gibi karı koca birbirine karşı sadakatli ve güven verici olmalıdır. Böyle olduğu zaman aile bir cennet köşesi olur.

Ailenin, özgürlükler önündeki engelmiş gibi gösterilmeye çalışıldığı bir ortamdayız. Sorumluluk almadan tek başına yaşamanın daha cazip olduğu fikrinin özendirildiği bir zamandayız. Aileyi hedef alan tehditlerin arttığı, fıtrata aykırı tahribatın hızla yayıldığı bu çağda aileyi muhafaza etmek büyük bir sorumluluktur.

Ailede güven duygusu, eşlerin birbirlerine duyduğu inanç ve güvenin bütünüdür. Güven inşa etmek, ailedeki herkesin psikolojik sağlığını olumlu yönde etkiler, içsel huzuru artırır ve bireylerin kendilerini güvende hissetmelerini sağlar. Günümüzde hızlı değişimlerin olduğu bir dünyada, bu güven duygusunu güçlendirmek her zamankinden daha önemlidir.

Toplumun çekirdeği olan âile müessesesi, Sünnet-i Seniyye’nin hayat veren ölçüleriyle gerçek mânâda bir huzur ve saâdet yuvası olur. Kadın ve erkeğin meşru nikâhla bir yuva kurması, ailenin ilk adımıdır. Aynı ideal ve duyguyla, Allah’ın rızası doğrultusunda bir ömrü paylaşmak ise aile olmanın sırrıdır.

REKLAM ALANI
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ