PARANTEZ / Geçerli Bir İman

  • 24 Eylül 2026
  • 20 kez görüntülendi.
PARANTEZ  / Geçerli Bir İman
REKLAM ALANI

PARANTEZ

Geçerli Bir İman

Abdullah Martgil

REKLAM ALANI

İnsan denilen yaratılmışın dünyadaki hükmü kaç günlüktür?  Ağzımızda bir nefeslik soluk, kalbimiz de bir atışlık çarpıntı, saatin tik takları kadar bir süre.

Maziye dönüp bakınca sel gibi akan bir zaman ve elimizde kalan bir avuç su bile yok. Rüyadan uyanmış kadar geçen bir hisle varlık sahnesinde yer bulmuş bir misafiriz.

Her nefeste, her saniyede, her uykuya dalışta kalbin her çarpışında biraz daha eksiliyoruz. Ecelimize bir adım daha yaklaşıyoruz. Ancak insanoğlunun ölmeme isteği ve psikolojisi hakikati perdelemekle meşgul.

Ölmeyecek gibi yaşama isteği ile öteliyoruz gerçekleri. Kendimizi avutuyoruz “daha çok var ölmeye” diyerek. Yaşımız kaç olursa olsun hep bir tutunma ihtiyacı, dünyaya. Kök salmaya çalışıyoruz bunu başaramayacağımızı bile bile. Oysa nefeslerimizin kıymeti, tükenme gerçekliğiyle daha da anlam kazanması gerekmez miydi?

En Kıymetli Nefes

Ömrümüz boyunca sayısız nefes alıyoruz. İçinde en kıymetli ve en önemli nefes hangisi diye kendimize bir soru yöneltmiş olsak cevabımız ne olurdu acaba? Bana göre en önemli nefes insanın aldığı en son nefestir! Çoğuna göre anlamsız gelebilir bu iddiam. Lakin itikadımız açısından meseleye baktığımızda insanın ömrü hep o son nefesi düşünerek geçmelidir. Çünkü ölümümüz sırasındaki inanç halimiz tayin edecek sonsuz hayatımızın kaderini.

Hangi vesileye bağlı olarak Azrail Aleyhisselâm canımızı alacak bilemiyoruz. Ne var ki en güzel ölüm, kişinin iman üzere ruhunu teslim etmesidir. İmanın son nefeste dilde ve gönülde sabit kalması sonsuz hayatı kazanmanın yegâne anahtarıdır.

Peygamber Efendimiz Sallallâhu Aleyhi ve Sellem: “Kimin son sözü, “Allah’tan başka ilah yoktur.” (Lâ ilâhe illallah) cümlesi olursa, o kişi cennete girer.” (Ebû Dâvûd, Cenâiz 20; Hâkim, el-Müstedrek, I, 351) buyurmaktadır.

Her çocuk İslam fıtratı üzerine doğduğu için en baştan torpilliyiz. Ancak sonumuzun garantisi yok. Bir müminin hayattaki en önemli meselesi imanlı ölebilmek olmalıdır. Tüm yaşamını son nefesine göre odaklaması lazımdır. Zira imanla başlayan ömrün, yine imanla sonlanması en büyük kurtuluştur. Dünyadan ahirete geçerken alınabilecek en geçerli diploma budur. Maazallah sınıfta kalmak ya da diploma alamamak ise ebedi hayatta azap içinde olmak, kaybetmek anlamı taşıyor.

İnsanoğlu olarak inancımız ve hayatımız ile ilgili bu kadar hoyrat ve müsrif olmasaydık keşke. Çünkü Yüce Allah’ın Celle Celâlühü lütfu ile iman sahibi doğduktan sonra onu kalpte tutabilmek için irademizi de kullanmak gerekiyor. Nitekim Şanlı Peygamberimiz Sallallâhu Aleyhi ve Sellem:

“Ey kalpleri hâlden hâle çeviren Allah’ım, kalbimi dinin üzere sabit kıl.” (Tirmizî Deavât 124) diye dua etmekteydi.

Dinin hükmü açık seçiktir. İnsanın yeryüzündeki en önemli meselesi imandır. Ebedi hayatın tapusu niteliğindedir.  Çünkü iman etmeyen kimse ebedi hayatta sonsuz bir şekilde azaba düşecektir. İmanlı ölemeyen kişiyi de aynı son beklemektedir. Günahkâr olduğu halde iman üzere ölen kimse ise günahlarının cezasını çektikten sonra cennete girecektir. Bu yüzdendir ki geçici olan şu dünya hayatında, ebedi hayatın anahtarını biz iman ile elde ediyoruz. Sahih kaynaklarımız bunu bize böyle açıklıyor.

Allah Celle Celâlühü katında en önemli geçerlilik O’nun istediği bir imanla huzuruna varabilmektir. Bu nedenle müminin en önemli davası, dünyadan imanlı göçebilmek olmalıdır.

Sonsuz hayat yurdumuz ahiretin cennet ve cemal nimetine kavuşmak ancak bu suretle olduğu için, İslam alimleri hep son nefesteki iman kaygısını yaşamışlardır. Hayatları boyunca da bunu kaybetmeme çabası içinde olarak, iman davasının en önemli örneğini oluşturmuşlardır. Bu iman ve ikrar üzere hayata veda edenler için Yüce Rabbimiz Ayeti Kerimesinde;

“İnanıp; iyi işler yapanları da içinde ebediyen kalmak üzere girecekleri, zemininden ırmaklar akan cennetlere sokacağız. Orada onlar için tertemiz eşler vardır ve onları koyu tatlı bir gölgeye koyarız.” (Nisa:57) buyurarak müjde vermektedir.

İmanımızı Tazeleyelim

Evet iman, yaratılma sebebimizdir. Yüce yaratanımızı tanımamız ancak imanla mümkündür. İbadet edeceğimiz tek ilahımız Allah Celle Celâlühü ’dür. Yaratılış gayemize uygun hareket etmek, ahirette ebedî mutluluğa erip cennete girmeye vesile olacaktır. Bunun için iman, dünya ve içindeki her şeyden daha kıymetli bir nimettir. Nitekim Sevgili Peygamberimiz Sallallâhu Aleyhi ve Sellem bu hususta:

“İmanınızı “lâ ilâhe illâllah” diyerek tazeleyiniz.”(Müsned;5/239) buyurmuştur.

Allah Celle Celâlühü’ nün istediği şekilde bir inanç üzere olmak, ahiret için olduğu kadar dünyevi açıdan da oldukça önemlidir. Çünkü imanlı bir kimse moral ve mutluluk üzere yeryüzünde yaşar. İmanından aldığı güç ile başına gelen sıkıntıların üstesinden gelir.  Olayların baskısından iman takviyesiyle kurtulup, onun kazandırdığı güç ve kuvvet sayesinde sağlıklı olur.

İman insana sabır, mukavemet ve direnme gücü verir.  Peygamber Efendimiz Sallallâhu Aleyhi ve Sellem:

“Mü’min yeşil bitkilere benzer. Eksik olmayan felâket rüzgârları onu eğer, fakat kıramaz. Bilakis hayat ve sıhhat bulmasına sebep olur. Münafık ve kâfir ise, kuruyan bitki gibidir. Felâket rüzgârlarından yaprakları dökülür, gövdesi kırılıp hayatı söner. Hayret edilir müminin haline. Ona iyilik gelse şükreder, kötülük gelse sabreder. Böylece her iki halini de hakkında hayırlı kılar.” (Buhari, (Marda /1); Tirmizi, (Emsal /4) şeklinde belirterek iman ehli olmanın kıymetine işaret buyurmuşlardır.

Kuran-ı Kerim’de de Allah Celle Celâlühü;

“İmanlarını bir kat daha arttırsınlar diye müminlerin kalplerine güven indiren O’dur. Göklerin ve yerin orduları Allah’ındır. Allah bilendir, her şeyi hikmetle yapandır.” (Fetih:4) buyurmaktadır.

Görüleceği üzere son nefes, adeta bir sınavın son cümlesi gibidir. Tüm yaşanmışlıkların, tercihlerimizin, sadakatimizin veya sapkınlıklarımızın bir özetidir. Dil ve kalp o anda ne ile meşgulse, ölüm de onun üzerine gelir. Bu yüzden itikadi anlamda son nefes, iman sabitliğinin nihai göstergesidir diyebiliriz.

Ne buyurmuş İki Cihan Güneşi Sallallâhu Aleyhi ve Sellem:

“Nasıl yaşarsanız öyle ölürsünüz, nasıl ölürseniz öyle dirilirsiniz!..” (Münâvî, Feyzü’l-Kadîr, V, 663)

Öyleyse; İmanımızı kuvvetlendirmenin hayati bir zorunluluk olduğunu bilelim. Onu şeytanın şüphe ve vesveselerine karşı koruyalım. Aklen ve ahlaki açıdan dış tehlikelere karşı sağlam durma gerekliliğinin idraki içinde hareket edelim. Çünkü, sonsuz mutluluk ancak ve ancak geçerli bir imanla gerçekleşebilir. Yine Rabbimizi tanımak ve O’na kul olmak da ancak hakiki bir imanla mümkün olabilir.

Kuran-ı Kerim’de Yüce Allah Celle Celâlühü:

“Kullarım sana beni sorduklarında bilsinler ki şüphesiz ben yakınım, bana dua ettiğinde dua edenin dileğine karşılık veririm. Şu hâlde benim davetime gelsinler ve bana iman etsinler ki doğru yolu bulabilsinler.” (Bakara:186) emir ve müjdelerine imanla kavuşabileceğimizi unutmayalım.

Cenabı Mevlâ’mız, kendisine ve inanılması gerekli olan esaslara hakkı ile iman etmeyi ve o imanın gerekleri olan amelleri de yerine getirmeyi biz kullarına nasip etsin…

Allah yâr ve yardımcımız olsun.

REKLAM ALANI
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ