TEFEKKÜR UFKU / Sosyal Medya Dervişliği

  • 24 Eylül 2026
  • 18 kez görüntülendi.
TEFEKKÜR UFKU / Sosyal Medya Dervişliği
REKLAM ALANI

TEFEKKÜR UFKU

Sosyal Medya Dervişliği

Dr. Cengiz Karagöz

REKLAM ALANI

Son yıllarda yaygın bir biçimde kullanılan sosyal medya hem toplumsal hayatımızda hem de kişisel hayatımızda köklü dönüşümlere sebep oldu. Matbaanın yaygınlaşması nasıl ki büyük değişikliklere neden olduysa sosyal medya da benzer çapta dönüşümlere kapı aralayacak gibi görünüyor. Bu değişimden neredeyse toplumun her kesimi birçok açıdan etkilendi. Bu süreçten tasavvuf erbabı cemaatler ve İslami kesim de kendi payına düşeni aldı.

Dervişler sosyal medya kullanırken bazen nefsanî arzularının esiri oluyorlar. Nefsin bu konudaki hilelerinden birisi dervişleri sürekli gündemle meşgul edip kendilerini hesaba çekme amelinden mahrum bırakması. Dervişler zamanlarını gündemdeki magazinsel tartışmalara ve kendilerini ilgilendirmeyen diğer hadiselere harcamaya başladı. Bu da onların zamanlarını heba etmelerine zemin hazırlıyor.

Bazı kişilerin mahrem hayatlarıyla ilgili sosyal medyaya düşen haberler dervişlerin ağzına pelesenk oluyor. Gündelik sohbetlerinde bu gibi meselelere ağırlık vererek hem kendilerini hem de başkalarını gıybet bataklığına sürüklüyor. Üstelik medyaya paylaşılan haberlerin bazıları yalan çıkabiliyor. Bu yalanları gerçekmiş gibi paylaşıp konuşmak iftiraya giriyor. Yani farkında olmadan dervişler ya gıybet ediyorlar ya da iftiraya bulaşmış oluyorlar. Mesele sadece gıybet veya iftirayla kalmıyor. Devletler arası ilişkiler ve diğer politik konularla ilgili aslı astarı olmayan komplo teorilerini gerçekmiş gibi durmadan tartışarak dervişler vakitlerini boşa harcıyorlar. Kısır ve tehlikeli tartışmalara girmek hem zaman kaybettiriyor hem de maneviyatlarına zarar veriyor.

Dervişlerin sosyal medyada şiddetli tartışmalarına şahit oluyoruz. Gerek seküler kesimle gerekse diğer cemaatlerden dervişlerle girilen tartışmalar nefsin en sinsi oyunlarından birisi. Tartışma öfkeyi besliyor öfke de inatlaşma ve hakaret gibi eylemlere davetiye çıkarıyor. Öfkenin esiri olmuş dervişler ağızlarından çıkanların nereye gittiğini düşünmeden karşı tarafı hedef almaya başlıyor. Kalpler kırılıyor ve birbirlerine kin gütmeye başlıyorlar. Nefsin buradaki amacı karşı tarafa öyle ya da böyle baskın gelip susturmak. Meşru olup olmadığına bakılmadan sarf edilen kırıcı sözlerle ve hakaretlerle karşı taraf bezdirilmeye çalışılıyor. Kim daha fazla hakaret ederse o haklıymış hissiyatı uyanıyor. Hedef tartışmayı kazanıp son sözü bir şekilde söylemek olunca bazı dervişler akıllarına gelen her sözü sarf ediyor. Hakikati nazikçe ve edeple söylemek erdemi bir kenara bırakılıyor. Münazara şiddetli bir münakaşaya dönüşüyor. Münakaşayı kazanmak için yeri geliyor karşı tarafın kusurları araştırılıp bu kusurlar ifşa ediliyor yeri geliyor bir taraf diğerini tekfir ederek imanlarını tehlikeye atıyor. Dervişlerin zafiyeti bununla da bitmiyor.

Klavye elinin altında olunca ilim ehli olsun olmasın bazı dervişler topluma ahkam kesmeye başlıyor. Önlerine gelen her bilgiyi kopyalayıp paylaşıyorlar. İlmî münazaranın izzetini ayaklar altına aldıklarının farkında değiller. Cevap verdikleri zatların makamını ölçmeden tartmadan akıl vermeye ve büyüklük taslamaya kalkıyorlar. Üst perdeden konuşunca ve edepsizlik yapınca haklı olduklarını zannediyorlar. Halbuki âlim zatlara dil uzatmanın vebalini unutuyorlar. Karşılarındaki hayatlarını ilme ve nefsi terbiyeye adamış muteber zatlarla kendilerini bir tutarak cahilce çıkışlar yapıyorlar.

Sosyal medyada kullanılan günlük konuşma diliyle ve argo ifadelerle âlimlere hitap ederek edepsizlikte sınır tanımıyorlar. Klavye tuşlarının basitçe kullanılarak yazılan her edepsizce ifade onların amel defterine işleniyor ancak sanal alemin büyüsü o kadar tatlı geliyor ki bazıları bunları unutuveriyor. Unuttukları konular arasında asli vazifeleri de var.

Asli Vazifelerini Unutuyorlar

Sosyal medyanın büyüsü o kadar cazip geliyor ki dervişler bazen esas mesuliyetlerini unutup hayatın sadece sosyal medyadaki yapacakları hamlelerden ibaret olduğunu sanıyorlar. Sosyal medyada sadece paylaşım yaparak ve yapılan paylaşımları beğenerek dervişlik düstûrunu yerine getirdikleri yanılgısına kapılıyorlar. Bu şekilde davranarak nefsin desiselerine kapıldıklarını bilmiyorlar.

Dervişlik sosyal medyada bazı paylaşımlar yapmaktan ve başkalarına duyar kasmaktan tabii ki ibaret değil. Günlük reçeteyi uygulamadan ve gündelik hayatta çevremizdekilere örnek olmadan tasavvufu yaşamış olmuyoruz.

Sanal mecralarda her gün yaptığımız birkaç paylaşımla nefsimizi rahatlatmaya çalışıyoruz ve dervişlik yaptığımız sanıyoruz. Halbuki dervişlik sadece sosyal medyada geçirdiğimiz zamandan ve yaptığımız paylaşımlardan mı ibaret? Dervişlik günümüzün her anı ve saniyesinde nefsimizle mücadeleyi kapsamıyor mu? Temel rükünlerin her gün düzenli bir şekilde uygulanması asli vazifeler arasında değil mi? Sanki sosyal medyada yaptığımız birkaç paylaşım vicdanımızı rahatlatmış ve asıl sorumluluklarımızı unutturmuş gibi.

Velhasıl hangi cemaat ve tarikattan olursa olsun dervişlerin sosyal medya kullanırken bu gibi meselelere dikkat etmesi gerekiyor. Bu uyarılardan sanki her derviş bu hatalara düşüyor izlenimi uyanmamalı. Sosyal medyayı ölçülü kullanıp örnek olan dervişler de var. Ama bazen bahsettiğimiz sorunları hesaba katmadan nefsinin oyunlarına gelen dervişleri de görüyoruz. Hepimizin bu mevzularda kendimizi hesaba çekip çevremizdekileri uyarması gerekiyor.

REKLAM ALANI
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ