TOPLUM VE HİKMET / Kıyamet Alâmetleri Arasında Yaşarken: Kurtuluşun Tek Adresi Sünnettir
TOPLUM VE HİKMET
Kıyamet Alâmetleri Arasında Yaşarken:
Kurtuluşun Tek Adresi Sünnettir
Bilal Telci
Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi vesellem 1400 yıl önce insanlığın geleceğine dair öyle isabetli uyarılarda bulunmuştur ki, bu sözler bugün bir bir hayat bulmaktadır. Sahih hadisler ve Kur’ân-ı Kerîm’in rehberliği, ahir zaman alâmetlerini, toplumsal yozlaşmayı ve ahlâkî çöküşü açıkça ortaya koymaktadır. Cinayetlerin çoğalması, zinânın yaygınlaşması, sahtekârların baştacı edilmesi, doğruların hor görülmesi, dünyaya aşırı düşkünlük ve her türlü ahlâksızlığın artışı, Peygamberimiz aleyhisselatu vesselamın işaret ettiği gerçekler olarak günümüzde birebir yaşanmaktadır.
Cinayetlerin ve Şiddetin Çoğalması
Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem ahir zamanda cinayetlerin ve şiddetin artacağını haber vermiştir:
“Öyle bir zaman gelecek ki, katil niçin öldürdüğünü, maktul de niçin öldürüldüğünü bilmeyecek.” (Sahih-i Müslim, Fiten, 55)
Bu hadis, günümüzün anlamsız şiddet olaylarını, toplu katliamları ve bireysel cinayetleri çarpıcı bir şekilde tasvir etmektedir. Modern dünyada savaşlar, terörizm, sokak şiddeti ve öfke patlamalarıyla cinayet oranları hızla yükselmektedir. Birleşmiş Milletler’in suç istatistiklerine göre, küresel cinayet oranları bazı bölgelerde %20’ye varan artışlar göstermektedir. İnsanlar, maddî çıkar, kin, kadın cinayetleri ya da anlık öfke gibi sebeplerle birbirini öldürmektedir; çoğu zaman bu cinayetlerin ardında mantıklı bir gerekçe bile bulunmamaktadır. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellemin bu uyarısı, adeta günümüzü tarif etmektedir.
Zinânın Yaygınlaşması
Peygamberimiz aleyhisselatu vesselam zinânın çoğalacağını da açıkça belirtmiştir: “Kıyamet yaklaşırken zinâ artacak, insanlar bunu alenî yapacak.” (Sahih-i Buhârî, İlim, 21; Sahih-i Müslim, İlim, 8)
Günümüzde, ahlâkî sınırların gevşemesiyle, cinsel özgürlük adı altında zinâ birçok toplumda normalleştirilmiştir. Medya, sosyal medya ve popüler kültür, zinâyı teşvik eden içeriklerle dolup taşmaktadır. İnternet çağında uygunsuz içeriklere erişim kolaylaşmış ve bu durum ahlâkî yozlaşmayı körüklemiştir. Kur’ân-ı Kerîm’de zinâ, büyük günahlardan biri olarak yasaklanmıştır: “Zinâya yaklaşmayın; çünkü o iğrenç bir iştir ve kötü bir yoldur.” (İsrâ; 32)
Ancak, Peygamberimiz sallallahu aleyhi vesellemin işaret ettiği gibi, zinâ gizli bir suç olmaktan çıkıp alenen yaşanır hâle gelmiştir.
Kadınların Kıble Hâline Gelmesi
Peygamberimiz sallallahu aleyhi vesellem, “Kadınlar sizin kıbleniz olacak.” diyerek, insanların dünyevî arzulara, özellikle kadınlara aşırı düşkünlüğe kapılacağını haber vermiştir. (İbn Mâce, Fiten, 19)
Bugün popüler kültür, kadın bedenini bir tüketim nesnesi gibi sunmaktadır. Reklamlar, filmler, moda endüstrisi ve sosyal medya, fiziksel görünümü ve cinselliği öne çıkararak insanları bu yönde yönlendirmektedir. Bu durum, ahlâkî değerlerin yerini dünyevî hazların almasına yol açmaktadır. Kur’ân, bu tür sapmalara karşı uyarır: “Dünya hayatının süsü sizi aldatmasın.” (Fâtır Suresi, 35:5)
Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellemin bu uyarısı, modern toplumların maddeci ve haz odaklı yaşam tarzında açıkça görülmektedir.
Geçmişte Lût Kavmi Bugün LGBT ve Sapkın İlişkilerin Yaygınlaşması
Kur’ân-ı Kerîm, Lût Kavmi’nin erkekler arası cinsel ilişkiyi yaygınlaştırması nedeniyle helâk edildiğini açıkça bildirir. Bu olay, İslâmî literatürde sapkın ilişkilerin en açık örneği olarak yer alır. Allah-u Teâlâ şöyle buyurur:
“Siz, kadınları bırakıp şehvetle erkeklere mi yaklaşıyorsunuz? Hayır, siz sınırı aşan bir kavimsiniz.” (A’râf Suresi, 7:81)
Peygamberimiz sallallahu aleyhi vesellem de bu tür ilişkilerin ahir zamanda yaygınlaşacağını haber vermiştir. Günümüzde LGBT hareketi, birçok ülkede yasal ve sosyal destek bulmakta; medya, eğitim ve kültürel alanlarda normalleştirilmeye çalışılmaktadır. Bu durum, İslâmî değerlerle açık bir çelişki içindedir.
İslâm, fıtrata aykırı olan bu tür ilişkileri yasaklamış ve aile yapısının korunmasını emretmiştir. Kur’ân’da Lût Kavmi’nin helâk edilmesi, bu sapkınlığın ne kadar büyük bir günah olduğunu göstermektedir:
“Biz de onların üzerine taş yağdıran bir fırtına gönderdik.” (Kamer; 34)
Bu uyarılar, sadece geçmişe ait bir kıssa değil; ahir zamanda yaşanacak ahlâkî bozulmalara karşı bir ikazdır. Müslümanlar, bu tür sapmalara karşı bilinçli olmalı, Kur’ân ve sünnet ışığında yaşamlarını şekillendirmelidir.
Dünyaya ve İçindekilere Aşırı Düşkünlük
Peygamberimiz sallallahu aleyhi vesellem, insanların dünyaya ve maddî şeylere aşırı düşkün olacağını belirtmiştir:
“İnsanlar dünyayı çok sevecek, onun için yarışacak ve âhireti unutacak.” (Tirmizî, Fiten, 26)
Günümüzde tüketim çılgınlığı, lüks yaşam arayışı ve maddî zenginlik peşinde koşma, insanlığın en büyük hedefi hâline gelmiştir. Sosyal medya platformlarında gösterişli yaşamlar övülmekte, insanlar statü ve servet yarışına girmektedir. Kur’ân, bu durumu şöyle uyarır:
“Mal, evlat ve dünya hayatı sizi aldatmasın.” (Münâfikûn; 9)
Peygamberimiz aleyhisselatu vesselamın 1400 yıl önce haber verdiği bu gerçek, modern insanın dünyaya olan tutkusunda açıkça ortaya çıkmaktadır.
Doğruların Yalancı, Yalancıların Doğru Sayılması
Peygamberimiz sallallahu aleyhi vesellem, ahir zamanda doğruların yalancı, yalancıların ise doğru sayılacağını söylemiştir:
“Yalancılar doğrulanacak, doğrular yalanlanacak.” (İbn Mâce, Fiten, 12)
Günümüzde yalan, manipülasyon ve sahtekârlık; medya, siyaset ve sosyal hayatta yaygınlaşmıştır. Doğruyu söyleyenler dışlanırken, yalan ve aldatmacayla öne çıkanlar itibar kazanmaktadır. Sosyal medyada yanlış bilgiler hızla yayılmakta, dürüst insanlar susturulmaktadır. Kur’ân, bu durumu şöyle ifade eder:
“Yalanlayanların vay hâline!” (Mürselât; 15)
“Kalplerinde hastalık vardır. Allah da hastalıklarını arttırmıştır. Yalan söylemekte olduklarından dolayı, onlar için acı bir azap vardır.” (Bakara; 10)
Peygamberimiz sallallahu aleyhi vesellemin bu uyarısı, bilgi kirliliği ve ahlâkî çöküş ortamında tam anlamıyla gerçekleşmektedir. Bu işin şakası yok…
“Yalan söylemek kötülüğe, kötülük de cehenneme götürür. İnsan yalan söyleye söyleye sonunda Allah katında ‘yalancı’ olarak yazılır.” (Buhârî, Edeb, 69) Maazallah.
Arkadaşların Aileye Tercih Edilmesi ve Ailenin Çöküşü
Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem, ahir zamanda insanların arkadaşlarını anne-babalarına tercih edeceğini haber vermiştir:
“Öyle bir zaman gelecek ki, kişi arkadaşını anne-babasına tercih edecek.” (Tirmizî, Fiten, 29)
Bu uyarı, modern çağın bireyselleşmiş insanını tarif etmektedir. Özellikle genç nesiller, sosyal medya ve dijital kültürün etkisiyle aileden uzaklaşmakta; arkadaşlık, eğlence ve dış çevre, anne-baba sevgisinin ve aile içi sorumluluğun önüne geçmektedir. Aile bağları zayıflamakta, evlatlar ebeveynlerini ihmal etmekte, yaşlılar yalnızlığa terk edilmektedir.
Kur’ân-ı Kerîm, aileye ve özellikle anne-babaya iyilik etmeyi, Allah’a kulluktan hemen sonra emreder:
“Rabbin, kendisinden başkasına ibadet etmemenizi ve anne-babaya iyi davranmanızı emretti.” (İsrâ; 23)
Ancak bu ilahî emir, günümüzde çoğu zaman ihmal edilmekte; aile içi şiddet, hakaret, ilgisizlik ve iletişim eksikliği evlilikleri yıkıma sürüklemektedir. Türkiye’de boşanma oranları her yıl artmakta; aile içi huzur yerini çatışmaya bırakmaktadır. Kadına yönelik şiddet, çocukların psikolojik çöküşü ve ebeveynlerin yalnızlaşması, bu bozulmanın açık göstergeleridir.
Kadın ve erkek rollerinin fıtrî dengesi de bozulmuştur. Modern feminizmin bazı aşırı yorumları, kadını aile içindeki merhamet ve denge rolünden uzaklaştırmakta; erkeği ise sorumluluktan kaçan bir figüre dönüştürmektedir. Rekabetçi cinsiyet anlayışı, ailede çatışmayı körüklemekte; eşler birbirine destek olmak yerine üstünlük mücadelesi vermektedir. Kur’ân, bu dengeyi şöyle ifade eder:
“Onlar sizin için bir örtü, siz de onlar için bir örtüsünüz.” (Bakara; 187)
Bu ayet, eşlerin birbirini koruyan, tamamlayan ve destekleyen bir yapıda olması gerektiğini bildirir. Ancak günümüzde bu denge, ideolojik yüklenmelerle bozulmaktadır. Kadınlar, feminist duygularla aileden uzaklaşmakta; erkekler ise sorumluluktan kaçmaktadır. Bu durum, evliliğin azalmasına ve doğurganlığın düşmesine yol açmaktadır.
Türkiye’de doğurganlık hızı 2023 itibarıyla 1,51’e gerilemiştir; bu oran, nüfusun kendini yenileme eşiği olan 2,10’un oldukça altındadır. Aynı şekilde evlilik oranları da düşmekte; gençler evlenmekten kaçınmakta, aile kurmak yerine bireysel yaşamı tercih etmektedir. Peygamberimiz sallallahu aleyhi vesellem evliliği teşvik etmiş, evlenmeyi ümmetin sünneti olarak tanımlamıştır:
“Nikâh benim sünnetimdir. Kim sünnetime uymazsa benden değildir.” (İbn Mâce, Nikâh, 1)
Aile, İslâm’da sadece bir sosyal kurum değil; iman, ahlâk ve merhametin yaşandığı bir ibadet alanıdır. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellemin uyarıları, günümüzün aile krizlerini birebir tarif etmektedir. Aile içi şiddet, boşanmalar, feminist yüklenmeler, evliliğin ve doğurganlığın azalması; hepsi Kur’ân ve sünnetten uzaklaşmanın bir sonucudur.
“Onları pişmanlık günü ile uyar.” (Meryem; 39)
Bugün uyarılara kulak vermek, yarın pişman olmamak içindir. Aileyi korumak, ümmeti korumaktır.
Sahtekârların Baştacı Edilmesi, Doğruların Dışlanması
Peygamberimiz sallallahu aleyhi vesellem, sahtekârların ve dolandırıcıların baş tacı edileceğini, doğruların ise hor görüleceğini söylemiştir:
“Dürüstler hor görülecek, sahtekârlar itibar görecek.” (Sahih-i Müslim, Fiten, 56)
Günümüzde dürüstlük ve ahlâk yerine çıkar ilişkileri ve sahtekârlık ödüllendirilmektedir. İş dünyasında, siyasette ve medyada, yalanla yükselenler alkışlanırken, dürüst insanlar dışlanmaktadır. Kur’ân, dürüstlüğü emreder:
“Ey iman edenler! Allah’tan korkun ve doğrularla beraber olun.” (Tevbe; 119)
Peygamberimiz sallallahu aleyhi vesellemin bu uyarısı, modern toplumların ahlâkî yozlaşmasında açıkça kendini gösteriyor. İçki, Kumar, Çıplaklık ve Ahlâksızlığın Artışı ve daha bilmediğimiz onlarca beklide yüzlerce sapkınlığın var olduğu bu dünyada yaşıyoruz…
Uyarılar Dikkate Alınmadığında İnsanlığın Geldiği Nokta
Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi vesellem, 1400 yıl önce ümmetini ve tüm insanlığı, ahir zamanda karşılaşılacak tehlikeler konusunda açıkça uyarmıştır. Cinayetlerin artışı, zinânın yaygınlaşması, içki ve kumarın normalleşmesi, doğruların dışlanması, sahtekârların övülmesi, aile bağlarının zayıflaması ve ahlâkî değerlerin terk edilmesi gibi pek çok alâmet, onun sahih hadislerinde ve Kur’ân-ı Kerîm’in ayetlerinde haber verilmiştir.
Yaşadığımız dünya, bu uyarıların dikkate alınmadığında insanlığın ne denli bir çöküşe sürüklendiğini gözler önüne sermektedir. Sünnet-i Seniyye terk edildiğinde, Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellemin ikazları görmezden gelindiğinde, toplumlar hem bireysel hem de toplumsal olarak ahlâkî ve mânevî bir felâkete doğru yol almaktadır.
Kur’ân-ı Kerîm’in şu ayeti, bu gerçeği bir kez daha hatırlatmaktadır:
“Andolsun, size kendinizden bir peygamber gelmiştir; sizin sıkıntıya uğramanız ona ağır gelir, size çok düşkündür, müminlere karşı şefkatli ve merhametlidir.” (Tevbe; 128)
O hâlde kurtuluşun yolu bellidir: Peygamberimiz sallallahu aleyhi vesellemin uyarılarını dikkate almak, sünnetine sarılmak, Kur’ân’ın rehberliğinde ahlâkî ve mânevî bir dirilişe yönelmektir. Zira onun sözleri, sadece birer tarihî belge değil; çağları aşan birer rehber, karanlıkta yol gösteren birer nurdur.
Bu hadis-i şerifler, Sevgili Peygamberimiz sallallahu aleyhi vesellemin 1400 yıl önceki uyarılarının ne kadar isabetli olduğunu ortaya koymakla kalmıyor; aynı zamanda insanlığa bir çağrıda bulunuyor: Dönüş, O’na dönüş olursa kurtuluş mümkündür.