ÇOCUK EĞİTİMİ / Çocuk Gelişiminde Taklidin Önemi
ÇOCUK EĞİTİMİ
Çocuk Gelişiminde Taklidin Önemi
Gülistan Araştırma
Anne babalar olarak çocuklarımızın iyi yetişmesini istiyoruz. Maddî manevî her alanda gelişmesini hedefliyoruz. Bunun için elimizden geldiği kadar onlara güzel ve doğru davranışları öğretmeye çalışıyoruz. Fakat bazen neyi nasıl yapacağımızı bilmiyoruz. Bazen de çocuğun bizim hiç istemediğimiz davranışları gösterdiğini görüyoruz.
Ebeveynler olarak şunu bilmemiz gerekiyor; çocukların bazı dönemlerinde bazı davranışları göstermesi o kadar da endişe edilecek bir durum değildir. Çünkü bu tamamen o yaşa özgü, geçici bir durumdur. O dönem geçtiğinde o davranışın yerini bir başka davranış alacak. Bunu bildiğimiz zaman çocuğumuzla çatışma yaşamadan onun gelişimine destek olmamız mümkün olabilecek. Bu sebeple çocuk gelişimine dair kitaplar okuyarak, tecrübeli ebeveynlerden sorup öğrenerek çocuk gelişimi hakkında bilgi edinmemiz çok iyi olur.
Öncelikle bilmemiz gerekiyor ki çocukların davranışlarının altında yatan bazı sebepler var. Bunların bir kısmı mizaçtan, yaratılıştan geliyor bazıları da gelişimine bağlı olarak ortaya çıkıyor.
Çocuk gelişimi hakkında bilgi edinmek bize aynı zamanda çocuk eğitimi konusunda da faydalı olacaktır. Onlara kazandırmak istediğimiz özellik ve alışkanlıkları nasıl öğreteceğimizi daha iyi anlamış olacağız. Örneğin çocukların gelişiminde taklit etmenin önemini öğrendiğimiz zaman çocuğun bazı davranışlarının sebeplerini daha iyi anlarız. Bunların bir sorun değil normal davranış olduğunu görürüz. Hatta olmasaydı bir eksiklik ve problem belirtisi sayıldığını görebiliriz. Ayrıca çocuğun taklit yeteneğini nasıl değerlendireceğimizi, ona nasıl yeni davranış ve beceriler kazandırabileceğimizi de görmüş oluruz.
Taklit Gelişimin Temelidir
Taklit yeteneği çocuğun dil gelişiminde, sosyal beceriler edinmesinde ve her alanda beceriler kazanmasında çok önemlidir. Çocuklar hemen her beceriyi anne, baba ve akranlarını taklit ederek öğrenirler.
Bebeklerin doğuştan getirdiği bazı refleks ve davranışları vardır; ağlama, emme refleksi gibi. Bunların dışında hemen hemen her şeyi taklitle öğrenir desek yeridir.
Çocuklar konuşmayı, oyun oynamayı, ilişki kurmayı görerek, dinleyerek aynısını yaparak, tekrar ederek öğrenir. Bebekliklerinde yetişkin seslerini taklit ederek ilk konuşma alıştırmalarını yaptıklarını görebilirsiniz. Duyulan kelimeleri tekrarlar, konuşmanın duygusunu ve ritmini taklit ederek öğrenirler.
Büyüdükçe kalem tutma, çatal kullanma, düğme ilikleme gibi el-göz koordinasyonu gerektiren becerileri taklitle edinir. Bir oyuncağın nasıl çalıştığını veya bir nesnenin nasıl kullanıldığını izleyerek öğrenir.
Taklit yeteneği bilhassa 2 yaşında zirveye çıkar. Bu dönemde çocukların oyuncaklarıyla oynamak yerine anne babasına ait eşyaları oynamak istemesi çok normaldir.
Bu durum anneleri endişelendirebilir. Çünkü çocuklar mutfak çekmecesindeki kesici ve sivri eşyalarla kendine zarar verebilir. Ya da deterjan, ilaç ve kimyasal maddeleri karıştırabilir ve içebilir. Aslında bu bir sorun değil, bu döneme ait bir özelliktir.
Çocukların bu dönemde son derece meraklı ve taklitçi olduğunu unutmamak gerekir. Bu gibi tehlikeli nesneleri çocukların ulaşamayacağı yerlerde saklamak en doğrusudur.
Bunun yanında çocukların taklit etmesini istemediğimiz şeyleri onların yanında yapmamaya dikkat etmelidir. Mesela babasını çakmakla sigarasını yaktığını veya ateş yaktığını gören bir çocuk çakmak kullanmaya özenir. Gözden uzak bir yerde ateş yakıp yangın çıkarabilir. Babaların varsa silahını, annelerin tehlikeli olabilecek cihaz veya kimyasal maddeleri çocukların yanında kullanmaması ve ulaşabileceği yerlere koymaması çok önemlidir.
Çocukların her gördüğünü taklit etmek isteyebileceğini unutmamak lazımdır. Bu sebeple ayıp çirkin, utanç verici davranışları sergilemekten de kaçınmalıdır.
Çocuklar anne babalarının davranışlarını bir sünger gibi emerler. Hemen aynen taklit etmeseler bile hiç olmayacak bir zamanda ortaya koyabilirler. Mesela anne babasından duyduğu bir çirkin sözü, kaba davranışı çekindiğiniz bir kişinin yanında söyleyebilirler.
Çocuklar sizin gün boyunca yapıp ettiğiniz şeyleri sessizce izlerler. Eğer kitap okuyorsanız onlar da kitapları merak eder, karıştırırlar. Telefonla, televizyonla bir şeyler izliyorsanız onlar da bunu yapmak isterler.
Bakıcı ve Öğretmenler Derin İz Bırakır
Çalışan annelerin çocuklarını bıraktıkları bakıcılar ve kreş öğretmenlerinin ahlaki davranışları çocuklarda derin izler bırakabilir. Eğer yanlış ve çirkin bir hareketleri varsa farkına varmadan örnek alırlar. Bu sebeple çocuklarınızı bakıcıya bırakıyorsanız ahlakına çok dikkat etmeniz gerekir.
Çocuklar büyüdükçe akranlarıyla etkileşime girerler. Onlardan kendi yaşlarına özgü davranışları öğrenirler. Akranlarıyla karşılıklı oyunlarda veya konuşmalarda sırasını beklemeyi öğrenmesinde de taklit becerisinin önemi büyüktür. Oyunlarda rol alır kendi rollerini gerçekleştirirken sosyal rollerini sergilemeyi deneyimlerler. Ama anne babayı örnek almayı büsbütün terk etmezler. Hala anne babanın kişiliği önemlidir.
Erkek çocuklar nasıl erkek olunacağını babadan, kızlar nasıl kadın kimliği kazanılacağını anneden öğrenir. Ama artık küçüklüklerindeki kadar aynen taklit değil kendi seçimlerine göre örnek alırlar.
Çocuklar hemen her yaşta anne babalarının hayata bakışlarını örnek alırlar. Bir ebeveynin problem anlarındaki davranışları çocuğa örnek olur. Halinden çok şikâyet eden, öfkeli davranışlar sergileyen, mazeretler üreten, başkalarını suçlayan ebeveynler çocuklarına bu hususta örnek olurlar. Eğer çocuklarınızda bu davranışları görüyorsanız kendi davranışlarınızı gözden geçirmelisiniz.
Çocukların ana okulu, ilk okulu öğretmenleri, okul ve mahalle arkadaş çevresi de çok önemlidir. Elden geldiği kadar iyi bir çevre seçmeye gayret göstermek gerekir.
Taklit Yeteneğini Nasıl Değerlendirelim?
Taklit aynı zamanda bir aynalama faaliyetidir. Çocuk ebeveyni taklit ederken ebeveyn de ona kazandırmak istediği davranışları taklit edebilir. Mesela küçük çocukların tehlikeli eşyalardan uzak durup güvenli oyuncaklar oynamasını istiyorsanız onunla oyun oynayın. Çocuğun zekâ geliştirici beceriler ile ilgilenmesini istiyorsanız ona örnek olacak şekilde siz de bu faaliyetleri yapın.
Çocuk anne-babanın uygun olan bir davranışını taklit ediyorsa, olumlu bir geri bildirimde bulunulmalıdır. Küçük bir gülümse bile çocuğun yaptığını onayladığınız, memnun olduğunuzu ifade eder ve o davranışı pekiştirir. Mesela namaz kılarken çocuğunuz yanınıza gelip namaz hareketlerini yaptığında onu teşvik edecek geri bildirimlerde bulunun. Selam verdiğiniz zaman kucağınıza alıp öpün, sevindirin. Güzel bir şey yaptığını hissettirin.
Anne ve babalar ahlaki davranışlarıyla çocuklarına iyi örnek olmalıdırlar. Çocuğun dürüst bir kişiliğe sahip olması ebeveynlerin ona karşı ve onun yanında dürüstlükten ayrılmamasına bağlıdır.
Eğer çocuğun yanında bir yanlış yapıldıysa bu konuda çocuğa uygun bir açıklama yapılmalıdır. Mesela bir hasta ziyaretinde hastaya “İyi görünüyorsun, yakında iyileşeceksin inşallah,” gibi moral verici sözler söylediğinizde çocuğunuza bunun sebepleri düzgün bir şekilde izah edilmelidir.
“Hasta insanlara kendilerini iyi hissetsinler diye böyle konuşulur. Çünkü doğruyu söylemenin bir faydası yok, ama ümit verici konuşmak en azından onu iyi hissettirir,” diye açıklama yapılabilir.
Taklit Geliştirici Olmalıdır
Taklit iki türlü olabilir. Bazı taklitler insanın kötü örnekleri benimsemeye götürür. Bunlar nefse hoş gelen bir şeye hemen meyil gösterivermek suretiyle olur. Bir de şuurlu olarak örnek alınan yüksek şahsiyetleri taklit vardır ki bu insanı geliştirir.
Çocuğun öğrenmesinde taklit o kadar önemlidir ki çocuk kimi taklit edeceğini de çevresindeki kişileri taklit ederek öğrenir. Mesela babası bir futbolcuya hayransa, annesi dizi karakterlerini örnek alıyorsa çocuk da böyle nefsani örneklerle özdeşleşmeyi seçer. Çünkü çocuk dünyayı anne-babasının gözlerinden görür ve algılar. Bunun yanı sıra onların tepkileriyle dünyayı ve insanlığı anlamlandırır ve yorumlar. Bu sebeple anne-babaların çocuklarını iyi yetiştirmeleri için önce kendilerini geliştirmeleri şarttır.
Çocukların bir hemen taklit yeteneği olduğu gibi bir de ertelenmiş taklit yeteneği vardır. Hemen taklit yeteneği çocuğun görünce hemen yapabileceği konulardadır. Ama ertelenmiş taklit yeteneği çocuğun o anda yapmasa da iç dünyasında yer etmesi ve zamanı geldiğinde yapmasını sağlar. Mesela çocuk anne babasının sorumluluklarını örnek almaz, ama zamanı geldiğinde iç aleminde yerleşmiş olan ilk örnek onun da sorumluluk sahibi bir insan olmasına etki eder.
Anne babanın günlük hayatta sıkça kullandığı kelimeler de çocuğun iç dünyasında yer eder. O sıralar o kelimeleri günlük konuşmalarında kullanmasa bile aşinalık kazanır. Çocuklara manevî ve ahlaki konulara aşinalık kazandırmak için onun yanında bu meselelerden bahsedilmelidir. Anne baba bizzat bu konuları konuşacak bilgiye sahip değilse sohbetlere götürmelidir.
Çocuklar büyüdükçe çevrelerindeki diğer insanları da model olarak alır, taklit eder ve onlar gibi davranmaya çalışırlar. Artık anneye bağımlı bebeklik sürecinden uzaklaşmaya başlarlar.
Günümüzde kitle iletişim araçları, medya, sosyal medya çok gelişmiştir. Bu mecralarda ne yazık ki bizim inancımız, manevî değerlerimiz, hayata bakışımız değil bize yabancı çevrelerin dünya görüşleri hakimdir. Bu sebepten evlât yetiştiren anne ve babaların çok titiz ve çok hassas davranması önem kazanmıştır.
Taklit, çocuğun kelime dağarcığının gelişmesi için hayati önem taşır. Bir çocuğun kitap okumayı, öğrenmeyi sevmesi için kelime haznesinin gelişmiş olması gerekir. Okuduğunu anlaması ve zevk alması konuşma becerisine bağlıdır. Bunun için çocuklarla konuşurken ona yeni yeni kelimeler öğretin. Bu arada çocuğun aşinalık kazanmasını istediğiniz manevî konuları da dile getirin.
Bunu yaparken çocuğun ilgi duyacağı konuları değerlendirin. Mesela erkek çocuk babasına benzemek ister. Bunu değerlendirerek:
“Erkekler camiye gider. Baban da camiye gidiyor. Orada namaz kılmak daha fazla sevaptır,” dersiniz. Bu gibi konuşmalar çocuğa birçok şeyi düşündürür: “Daha fazla sevap kazanmak hayatın amacıdır. Bunun için yapılacak şeyler vardır. Erkeklerin ve kadınların kendine mahsus görevleri vardır…”
Bu gibi birçok manevî değer günlük konuşmaların içinde verilebilir.
Elbette her çocuk aynı değil, her birinin kendine göre bir mizacı, bir karakteri vardır. Yaratılış, huy, zeka ve yetenek bakımından her çocuk farklıdır. Mesela bazıları çok hızlı bir gelişim gösterir, yaşıtlarından daha önce konuşur, merak eder, soru sorar, ilgi gösterir. Her şeyi denemek ister, her şeye ilgi duyar. Bazıları ise sessiz, kendi halinde, fazla ilişki kurmaya ihtiyaç duymayan yapıdadır.
Çocuk eğitimi sabır ister. Hemen istenen netice alınmamış olabilir. Önemli olan çocuğun iç dünyasında iyi bir tesir yapmış olmaktır.