ÇOCUK EĞİTİMİ / Çocuklara Mahremiyet Bilincinin Kazandırılması

  • 06 Ekim 2026
  • 208 kez görüntülendi.
ÇOCUK EĞİTİMİ / Çocuklara Mahremiyet Bilincinin Kazandırılması
REKLAM ALANI

ÇOCUK EĞİTİMİ

Çocuklara Mahremiyet Bilincinin Kazandırılması

Gülistan Araştırma

REKLAM ALANI

 

Müslüman ebeveynler olarak çocuklarımızın güzel ahlâklı, edebli, maneviyatlı kişiler olarak yetişmesini istiyoruz. Bunun için onlara dinimizin emrettiği ahlâk ve edeb kurallarını öğretiyor, manevî gelişimlerine önem veriyoruz. Ancak içinde yaşadığımız bu çağda bu konuda birçok sıkıntılarla karşılaşıyoruz.

Bilhassa çocuklarımıza hayâ, edeb, mahremiyet eğitimin verirken karşılaştığımız bazı zorluklar var. Çünkü içinde yaşadığımız bu ahir zamanda çocuk ve gençlerimiz hayâ duygusunu, mahremiyet bilincini törpüleyen birçok etkiye maruz kalıyorlar. Oysa bu kavramlar hiçbir zaman önemini yitirmiyorlar. Mesela bugün mahremiyetin korunması bilincinin çocuk eğitiminde ne kadar önemli olduğu psikoloji uzmanları tarafından da dile getiriliyor.

Çocuk eğitimcileri ve psikologlar çocukta mahremiyet bilincinin olmasının psikolojik sağlamlık için çok önemli olduğunu dile getiriyorlar. Psikolojik sağlamlık, bir kişinin stresli yaşam olayları karşısında güçlü ve müsamahalı durabilmesi olarak tanımlanıyor. Psikolojik sağlamlığı yüksek olan kişiler bir durumla karşılaştıklarında kendilerini aciz hissetmek yerine kendilerini koruyabilirler, haklarını savunabilirler ve olayları mümkün olduğu kadar kontrol altına alabilirler.

Psikolojik sağlamlığı yüksek bireyler ilişkilerinde sınır koyabilirler, kendilerine teklif edilen bir şey uygunsuz ise hayır diyebilirler. Hayat şartları karşısında pasif ve aciz durumda değil, aktif ve bilinçli durumdadırlar.

Mahremiyet bilincinin oluşturulmasında, kişinin olumlu benlik algısının, kendisini değerli ve ailesi tarafından kabul gördüğünü hissetmesinin etkili olması sebebiyle öz-şefkat gelişimine ve sosyal desteğe önem verilmelidir.

Bunun için ebeveynlerin çocuklarına dengeli ve tutarlı bir şekilde terbiye vermesi, iyi iletişime sahip olması ve destekleyici bir aile hayatı sunması önemlidir. Böylece çocuk ebeveyni ile iyi ilişkilere sahip olur, kendini iyi hisseder, kendine güvenir. Bu da çocuğun akran çevresinde ve dış dünyada karşılaştığı çeşitli durumlara karşı daha dayanıklı olmasını sağlar.

Olumlu benlik algısı ve psikolojik sağlamlık çocuklarda mahremiyet bilincinin oluşmasında faydalı bir etkiye sahiptir. Yani bir çocuk psikolojik sağlamlığa sahipse mahremiyet bilincine de sahiptir. Mahremiyet bilincine sahip olması da psikolojik sağlamlığını korumasında yardımıdır. Yani karşılıklı bir etki söz konusudur diyebiliriz. Bu sebeple ailelerin çocukların olumlu benlik algısını ve psikolojik sağlamlığını artırmak ve geliştirmek için destek olmaları, olumlu örnek oluşturacak tutum ve davranışlar içinde bulunmaları önemlidir.

Anne babalar çocuklara mahremiyet eğitimini büyük bir utanç, kaygı, endişe ve kaçınma davranışı şeklinde değil bir sınır koyma becerisi olarak öğretmelidir. Çünkü her insanın bedeninin, yaşadığı alanın ve hayatının sınırları olması tabiidir. Bunları korumak tabii bir davranıştır. Bu şekilde öğretmek için dengeli ve tutarlı davranış kalıpları benimsetilmelidir.

Sağlıklı Sınırlar Koyma Becerisi

Anne babalar çocukların ilk rol modelidir. Anne babalarında gördükleri tavır ve davranışları örnek alırlar. Onların karşılaştıkları durumlara karşı takındıkları tavırlar, ürettikleri çözümler çocuğun hayatta başvuracağı ilk örneklerdir.

Çocukta sınırlarının farkında olma, sağlıklı sınır koyabilme ve sınırlarını koruyabilme becerisinin geliştirilmesi mahremiyet bilincinin kazandırılmasında çok önemlidir. Ancak hem mahremiyet bilincinin kazandırılmasında hem de sınır koyabilme becerisinin geliştirilmesinde çocuğun ilk örneği ebeveynidir. Eğer anne baba kendi ilişkilerinde sağlıklı sınırlar koyabiliyorsa çocuğa doğru örnek olur. Bu da çocuğun ilişkilerinde sınırlarını koruması için özgüvenini destekler ve psikolojik sağlamlığını artırır.

Çocuk ve gençlerde mahremiyet bilincinin oluşturulmasında özelini ve özel alanını koruma, diğer insanların özel alanlarına dikkat etme yönünde alışkanlıklar kazandırılır. Çocuğun yaş dönemlerinin gerektirdiği becerileri kazanması da mahremiyet bilincini kazanmasında faydalıdır. Mesela bir çocuğun yaşına uygun bir şekilde üstünü başını giymeyi, tuvalet temizliğini kendi yapmayı öğrenmesi ileride mahremiyetini korumayı öğrenmesinde faydalıdır. Bu yaştan önce de anneler çocuklarının altını başkalarının göremeyeceği bir yerde değiştirmeye dikkat etmelidir.

Çocukların mahremiyet eğitimi konusunda anneler çok özenli davranmalıdır. Mesela çocuğa kimlerin yanında kıyafetini çıkaracağı, kimlerin yanında çıkarmaması gerektiği yönünde bilgi verilmeli ve tutarlı olunmalıdır. Doktor muayenesi gibi özel ihtiyaçlar haricinde başkalarının yanında kıyafetlerin çıkarılmayacağı bilgisi verilir ve bu konuda tutarlı olunur. Mesela ailede misafir varken çocuğun üstünü değiştirmesi gerekiyorsa mutlaka başka bir odaya götürmeye dikkat etmeleri gerekir. Anne babalar da ev içinde kılık kıyafetlerine dikkat etmeli, mahremiyet eğitimine zarar verecek açıklıkta kıyafetler giymemelidir. Çocukların da dört yaşından itibaren ev içi veya ev dışında açık saçık, yarı çıplak kalmamasına dikkat etmek gerekir.

Bilhassa çocuklarımızın avret bölgelerinin görünmesi noktasında hassasiyet kazandırılmalıdır. Bunun için çocuklarımızın elbiseleri ve iç çamaşırları avret bölgelerinin kazara görünmeyeceği şekilde seçilmelidir.

Çocuğun tuvalet eğitiminden itibaren mahrem yerlerini kimseye göstermemeleri ve dokundurmamaları gerektiği öğretilmelidir. Çocuklarımıza kapısı kapalı olan banyo veya tuvalete girmeden önce kapıyı mutlaka çalma hassasiyeti kazandırılmalıdır.

Banyoda mahremiyet konusu da önemlidir. Bazı anneler çocuklarıyla beraber yıkanmakta bir sakınca görmemektedir. Oysa bu doğru değildir. İster kız ister erkek olsun dört yaşından itibaren çocuğun yanında anne çıplak olmamalıdır. Yine bu yaşlardan itibaren çocuğu yıkarken kendi eliyle kendi avret yerini örtmesi öğretilmelidir. Böylece çocuk hayâ duygusunu kaybetmemiş olur.

Kur’an-ı Kerim’de Rabbimiz mahremiyet hassasiyetinin esaslarını şöyle açıklamıştır:

“Aranızdaki çocuklar ergenlik çağına girdikleri zaman da, öteki yetişkinlerin yaptığı gibi, (evinize yahut belirtilen vakitlerde odanıza girmek istediklerinde, her defasında) sizden izin istesinler. Allah ayetlerini size işte böyle açıklamaktadır; çünkü O doğru hüküm ve hikmetle buyuran mutlak ve sınırsız bilgi Sahibidir!”(Nur; 59)

Bu ayet-i kerimende öğrendiğimize göre çocuklar anne babalarının yatak odalarına izin almadan girmemelidirler. Bu hususta çocuğa; “Anne babaların yatak odasına, kapı tıklatılmadan ve izin verilmeden girilmez.” Şeklinde uyarı yapılmalıdır. Çocuklar akılları ermeye başladığı dönemden itibaren mutlaka bu konularda eğitilmelidir.

Çocuklara taharet bilgisi kazandırmak da hayâ eğitiminin bir parçasıdır. Çocuklar beş altı yaşlarından itibaren tuvalet ihtiyaçlarını tek başına giderip kendileri temizlenebilmelidir. Böylece annenin artık çocuğunun avret mahalline bakmaması ve dokunmaması sağlanmış olur. Zaruret olmadıkça annenin dahi çocuğun belli bölgelerine bakmamaya dikkat etmesi önemlidir.

Bilhassa sevgimizi gösterirken çocukların hayâsını zedeleyecek tarzda dokunma ve öpmelerden kaçınmalıyız. Bu hususlarda hassasiyet göstermeyen akraba ve komşuları da uyarabiliriz.

Çocukların yanında müstehcen sözlerin kullanılmamasına özen göstermeli, bunun ayıp ve çirkin olduğu şuurunu kazandırmalıyız. Çünkü bunlar çocukların mahremiyet hassasiyetlerini azaltır ve hayâ duygularını yok eder. Bilhassa müstehcenliği komik ve eğlenceli gibi görmek, müstehcen konularda şaka yapmak çocuğun hayâ duygusuyla çelişen bir davranış olacaktır.

Bir diğer tedbir, kız ve erkek kardeşler aynı yatakta yatırılmamasıdır. Peygamber efendimiz bazı hadislerinde yedi bazı hadislerinde ise on yaşından itibaren çocukların yataklarını ayırmayı emretmiştir. İmam Nevevî ise bu hadisleri yorumlarken şu hükümleri ifade eder:

“Kız ve erkek çocuklar on yaşına basınca onların yataklarını anne, baba, kız ve erkek kardeşlerinin yataklarından ayırmak vaciptir. Erkeğin erkekle, kadının kadınla aynı yatakta yatmaları aslâ caiz değildir; her biri yatağın birer kenarında olsa bile…” (Feteva’n-Nevevî, s. 215a; İbranim Canan, Hz. Peygamberin Sünnetinde Terbiye, s. 309.)

Ergenlik dönemine ulaşıldığında ise imkân ölçüsünde kız ve erkek çocuklarımızın odaları ayrılmalıdır. Ayrılamıyorsa araya perde konulmalıdır.

Edeb ve hayâ duygusunu pekiştirmenin en iyi yolu, çocuklara güzel bir örnek olmaktır. Anne baba televizyonda ayıp bir görüntü görmemeye dikkat ediyorsa çocuk bunun bir edeb olduğunu anlar. Bir eve çıplak bedenlerin teşhir edildiği gazete ve dergiler giriyor, kimse de bundan rahatsızlık duymuyorsa çocuğun çıplaklığa karşı tepkisi azalır.

Anne komşularıyla mahrem konuları çekinmeden konuşursa, baba küfrederken ağza alınmayacak sözler söylerse çocuk hayâ duygusunu nasıl muhafaza edebilir?

Bu sebeple anne babalar çocuklarının onları devamlı izlediğini, neyin normal neyin ayıp olduğunu onlardan örnek aldığını unutmamalıdır. Müslümanlar Allah’ın sevmediği, razı olmadığı şeyleri sevmezler.

İmanın en zayıf derecesi kalpteki tepkidir, elimizle dilimizle mani olamadığımız hayâsızlıklara hiç değilse tepki duyalım. Bu tepkimizi çocuklarımızın duyacağı şekilde dile getirelim. Mesela açık saçıklığın çirkinliğini, hayâsız yaşantıların sonunun felaket olacağını mutlaka anlatalım.

Şehvani duygular nefse hoş geldiği için gençler kötü örnekleri gördüğü ortamlarda hayâ duygularını çabuk kaybedebilirler. Mutlaka onların fıtratında mevcut bulunan utanma duygusunu geliştirecek eğitimi uygulayalım.

İman ve Maneviyat Aşılayalım

Hayâ duygusu insanın çocukluğunda bulunan fıtri bir duygudur. Ancak insanın fıtratındaki diğer güzel duygular gibi hayâ duygusunun da maneviyat ile beslenip kuvvetlendirilmesi gerekir. Eğer çocuklara hayâ duygusunu geliştirecek mahremiyet ve edep eğitimi verilmezse bu duygu körelerek, yok olur.

Kuran-ı Kerim’de Hz. Âdem ile Havva’nın fıtrî hayâ duygusuyla cennet yapraklarıyla örtündükleri anlatılmaktadır. (Araf; 20-22)

Hayâ duygusunu geliştirecek en temel manevi eğitim, her konuda olduğu gibi öncelikle imandır. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem, “Hayâ imandandır.” (Müslim, İman, 59) buyurarak iman ile hayâ arasındaki sıkı bağa dikkat çekmiştir.

Biz de yüksek ahlaka sahip çocuklar yetiştirmek istiyorsak ilk alacağımız tedbir, onlara yakîn derecede güçlü bir iman aşılamak olmalıdır.

Bir çocuk, sadece insanlardan utanmakla hakiki bir hayâ sahibi olamaz. Çünkü bu şekildeki yüzeysel utanma duygusu onu insanların görmediği yerde nefsine uymaktan alıkoyamaz. Asıl hayâ, Allah’tan utanarak her nerede olursa olsun kötülük işlememektir.

Bugün bir genç kızımız sokakta dolaşmadığı bir kılıkla fotoğrafını çekip internette yayınlıyorsa orada bir sorun var demektir.

REKLAM ALANI
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ