KAPAK / Peygamberimizin -asv- Örnekliğinde Gençlik

  • 24 Eylül 2026
  • 11 kez görüntülendi.
KAPAK  / Peygamberimizin -asv- Örnekliğinde Gençlik
REKLAM ALANI

KAPAK

Peygamberimizin -asv- Örnekliğinde Gençlik

Davut ZAT

REKLAM ALANI

İnsan ömrünün en kıymetli hazinesidir, gençlik. Hayat mevsimlerinin bahar faslı gibi. “Ağaç yaşken eğilir” darb-ı meselinden de anlaşılacağı üzere şahsiyet ve karakterin şekillendiği en kıymetli dönemdir.

Günümüz gençliği, modernitenin getirdiği atomize birey modeli içinde yaşamayı seçmektedir. Kendini var edeceği alanları ararken bir yandan da “Ben kimim, nereden geldim, nereye gidiyorum, hayatın anlamı nedir?” gibi derin sorularla da baş başadır. Sekülerizmin, modanın ve çok sesli gürültülerin hengamesinden de sıkılmış durumdadır. İşte tam bu noktada, onun duygu ve düşüncelerini dengeleyecek, hayatını anlamlı hâle getirecek, tutarlılık arz eden bir hayat felsefesine, başka bir deyişle, ölümsüz bir örneğe ihtiyacı vardır. İşte bu rol model, hiç şüphesiz, Kur’ân-ı Kerîm’in ifadesiyle “üsve-i hasene” en güzel örnek olan Sevgili Peygamberimiz Muhammed Mustafa Sallallâhu Aleyhi ve Sellem’dir.

Yüce Rabbimiz Celle Celâlühü:

“Andolsun, Allah’ın Resûlünde sizin için; Allah’a ve ahiret gününe kavuşmayı uman, Allah’ı çok zikreden kimseler için güzel bir örnek vardır.” (Ahzâb:21) buyurmaktadır.

Bu ilahi beyan, O’nun örnekliğinin sadece bir döneme veya bir coğrafyaya değil, kıyamete kadar gelecek bütün insanlığa, bilhassa da enerjisi en yüksek, kalbi en diri, ufku en geniş olan gençlere hitap ettiğini göstermektedir.

Peygamber Efendimiz Sallallâhu Aleyhi ve Sellem henüz gençlik çağlarındayken bile O’nun doğruluğu, dürüstlüğü ve güvenilirliği toplumun dilinde bir destan halini almıştır. Mekke’nin en itibarlı simalarından olan Hazreti Hatice Radıyallahu Anha’nın ticaret kervanlarına gösterdiği emanet şuuru ve kendisine duyulan güven onu evliliğe taşımıştır. Gençlik döneminde bile üstlendiği sorumluluklar ve ortaya koyduğu duruşu, erdemi ve üstün ahlakı kendisini “Muhammedü’l-Emin” unvanına layık kılmıştır. O’nun gençliği, boş bir ömür dilimi değil bilakis olgunluk, tevazu, ciddiyet ve ilahi bir ahlakla yoğrulmuş hazırlık dönemidir. Bu haliyle Efendimiz Sallallâhu Aleyhi ve Sellem gençlik yıllarından itibaren her gence “gençliğinde emaneti kuşanmanın” ne demek olduğunu göstermiştir.

Kur’ân-ı Kerîm’de anlatılan Ashâb-ı Kehf kıssası, gençliğin iman uğruna ne denli büyük fedakârlıklara hazır olduğunu gösteren eşsiz bir örnektir. Onlar, zulüm ve baskı karşısında mağaraya sığınarak şöyle yakarmışlardır:

“Hani o gençler mağaraya sığınmışlardı da, “Ey Rabbimiz! Bize katından bir rahmet ver ve içinde bulunduğumuz şu durumda bize kurtuluş ve doğruluğa ulaşmayı kolaylaştır” demişlerdi.” (Kehf:10)

Alimlerimiz buradaki “fitye” gençler kelimesinin özellikle vurgulanmasını, imanın coşkusunu, cesaretini ve samimiyetini sırtlayanların en başta gençler olduğuna işaret ettiğini belirtmişlerdir. Meşhur tefsir âlimi İbn Kesir, bu kıssanın her devirde zulme karşı duran ve inancından taviz vermeyen gençler için ilham kaynağı olduğunu anlatmaktadır. Yine Yüce Kitabımız Kur’an’da Hazreti İbrahim Aleyhisselâm’ın bir genç olarak Rabbini arayışı, Hazreti Musa’nın gençlik döneminde peygamberlikle şereflendirilişi, Hazreti Yusuf’un zindanda bile ahlakını koruyan iffet abidesi oluşu, Hazreti Meryem’in yüce bir örnek olarak takdimi, hep gençlik dönemine işaret eder. Bu ayetler, Allah katında gençliğin, imanla yoğrulduğunda muazzam bir yüceliğe erişebileceğini gösteren canlı delillerdir. Bu itibarla, her genç Kur’an’da adı geçen bu örnek şahsiyetleri kendine rol model edinmeli, bilhassa onların en güzel örneği olan Efendimiz Sallallâhu Aleyhi ve Sellem’in yaşantısını rehber bilmelidir.

Gençlere Değer Verirdi

Peygamber Efendimiz, hadis-i şeriflerinde öyle incelikli, öyle etkileyici müjdeler vermiştir ki, bu müjdeler gençliğin ehemmiyetini anlamak için başlı başına birer delildir. Ömrünü Allah yolunda harcayan bir gencin meleklerle birlikte anılacağını, Kıyamette arşın gölgesinden başka hiçbir gölgenin bulunmayacağı o dehşetli günde, Allah’ın gölgesinde barındırılacakları Rabbine ibadet ederek yetişen gençler için müjde olarak verilmiştir. Ayrıca Efendimiz Sallallâhu Aleyhi ve Sellem:

“İnsanlar içinde Yüce Allah’ın en sevdiği kimse, kötülükleri terk edip, iyiliklere yönelen gençtir.” (Ebu Davut, Salât, 26) diye buyurmuşlardır.

İşte bir Mevlit Kandil’ine daha ulaşmış bulunuyoruz. Rahmet Elçisi Sallallâhu Aleyhi ve Sellem’in eşsiz örnekliğini günümüze, gencecik dimağlara nasıl taşıyabiliriz?  Bütün meselemiz buraya yoğunlaşmalıdır. Çünkü geleceğimiz onlara emanettir. İyiliği emredip kötülükten sakındırmak da müminlere farz olan bir görevdir.

Efendimiz Sallallâhu Aleyhi ve Sellem’in uygulamalarını incelediğimizde en kritik görevlere gençleri getirdiğini görmekteyiz. Genç yaşlarına rağmen birçok sahabeye büyük sorumluluklar vermiş, onları devlet yönetimi, ilim, diplomasi, askeri kumandanlık ve tebliğ gibi alanlarda görevlendirmiştir. Bu örneklik, İslam tarihinde gençlere duyulan güvenin en dikkat çekici ispatıdır. Peygamber Efendimiz Sallallâhu Aleyhi ve Sellem bu suretle yaşın değil liyakat, akıl, ahlak, kabiliyet ile adaletin esas olduğunu göstermiştir.

Usame bin Zeyd’i yirmi bir yaşında İslam Orduları Başkomutanı yaparak Bizans’ın üzerine göndermiştir.

Mus’ab bin Umeyr’i Medine’ye ilk öğretmen ve davetçi olarak göndermiştir.

Muaz bin Cebel’i yirmili yaşlarında Yemen valiliği ve kadılık ile görevlendirmiştir.

Ali bin Ebî Tâlib’i saymadan olmaz tabi ki. Adalet, ilim, sancaktarlık ve diplomatik görevleri kendisine emanet etmiştir. Yine, Zeyd bin Sâbit, Attab bin Esid, Amr bin Hazm, İbn Abbas gibi isimlerin tamamı genç yaşlarda önemli görevler üstlenmiştir. Evet, Hazreti Peygamber Sallallâhu Aleyhi ve Sellem’in genç sahabelere verdiği görevler sadece birer makam değildir. Aynı zamanda geleceği inşa etme emanetidir. O, gençleri “henüz zamanı gelmemiş insanlar” olarak değil, doğru yetiştirildiklerinde ümmetin yükünü taşıyacak medeniyet kurucuları olarak görüyordu. Çünkü bir toplumun geleceği, gençlerine verdiği görevlerin büyüklüğü kadar büyür. Tarihin en parlak dönemleri, genç omuzlara ağır ama onurlu emanetlerin bırakılmasıyla inşa edilmiştir.

Görüleceği üzere gençliği diriltmenin yolu, Peygamberimiz Sallallâhu Aleyhi ve Sellem’in bıraktığı iz’de yürümekten geçer. Zira O, gençliğin değerini en iyi bilen, gençlerin kalbine en güzel şekilde dokunan ve onları en büyük görevlere en küçük yaşlarda hazırlayan bir muallim, bir rehber, bir baba, bir dost ve bir rol modeldir. O’nun hayatı, tıpkı Kur’an gibi, üzerinde tefekkür edildikçe yeni ufuklar açan, güncelliğini asla kaybetmeyen bir hidayet kaynağıdır.

Zaten günümüz gençliği, nice manevi buhranın, kimlik bunalımının ve anlam yitiminin ortasında kalmıştır. En büyük ihtiyacı, tüm bu sıkıntıların aşılmasında tek bir isimde düğümlenmektedir; “Muhammed Mustafa Sallallâhu Aleyhi ve Sellem!” O’nu anlamak, O’nu sevmek, O’nun ahlakıyla ahlaklanmak, gençliğin dirilişi için şarttır.

Nitekim Rabbimiz:

“De ki: Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki, Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Çünkü Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.” (Âl-i İmrân:31) buyurarak Peygamberi Sallallâhu Aleyhi ve Sellem’ e tabi olmamızı emrediyor.

Gönüllerin Efendisi Sallallâhu Aleyhi ve Sellem önemli kararlarında genç sahabelerle istişare ederdi.  Gençlere olan sevgisi ve merhameti, bize bu konuda da en büyük rehberdir.

Gençliğimiz Büyük İmtihanda

Günümüz gençliği maalesef ki yanlış rol modellerle, şiddet, intihar, uyuşturucu gibi zararlı akımlarla sınanmaktadır. Medya kuruluşları, eğitim kurumları ve aileler; Peygamber Efendimiz ’in hayatını, gençlere sevdirici bir dil ve sanatla, edebiyatla, film ve dizi gibi araçlarla anlatmalıdır.

Günümüz dijital dünyasında, sosyal medya platformlarında O’nun sünnetini ve ahlakını gençlere ulaştıracak içerikler üretilmelidir. Günümüz gençliğinin en büyük eksikliği, Kur’an ve Sünnete bağlılığın zaafa uğramış olmasıdır. Kur’an’ı anlamak, Efendimiz ‘in hayatını bir rol model olarak içselleştirmek, gençler için en büyük ihtiyaçtır.

Öyleyse bir Mevlit Kandili ’ne daha ulaştığımız şu günlerde hayatımızın merkezine Peygamber Efendimiz Sallallâhu Aleyhi ve Sellem’i alalım. Yeni bir bahar gelsin mevsimimize. Sevgimizi, coşkumuzu, enerjimizi sünnete tabi olmak yolunda yoğuralım.  O’nun izini sürüp O’na gönülden bağlanalım. Hayatlarımızda yitirdiğimiz o eşsiz Peygamberi mirası, bugünün ufkunda yeniden inşa edelim.

Duamız odur ki, Allah’ım! Bize peygamberini sevdirdiğin gibi, sünnetlerini de sevdir.  Bizi onun ahlakıyla ahlaklandır, onunla birlikte haşret ve onun şefaatine nail eyle. Âmin.

REKLAM ALANI
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ