HASBİHAL / Birey ve Toplumun Orucu

  • 06 Nisan 2026
  • 28 kez görüntülendi.
HASBİHAL / Birey ve Toplumun Orucu
REKLAM ALANI

HASBİHAL

Birey ve Toplumun Orucu

Davut ZAT

REKLAM ALANI

Ramazan ayı kalplere yumuşaklık ve davranışlara güzellik katan ahlâk mevsimidir. Ruhların gıdasızlığına ilaç olan bu kutlu ayda insanlar, kâmil olma adına bir toparlanma sürecine girerler. Oruçla terbiye edilen nefisler, güzel ahlâk mücadelesinde iyilik adına yoğun mesafe kat eder. Bu güzel ayın bereketi ve oruç tutmak için yapılan irade mücadelesiyle toplumsal hayat da rahat bir nefes alır. Eğer orucun hakkını vererek tutabiliyorsak, Ramazan’ın ruhuna uygun ibadet edebiliyorsak bunun adı gerçek ‘ihya’ olur.

Bu günlerde cennetin kapılarının sonuna kadar açılıp, cehennem kapılarının kapandığını sahih kaynaklar bize haber veriyor. Yeryüzündeki şeytanların bağlandığı bir zaman dilimidir Ramazanlar. Allah-u Teâlâ kullarının sapmaması için meleklerini yardıma gönderir bu ayda.  Mübarek ve kutlu bir zaman dilimi olan Ramazan, sayılamayacak kadar özel fırsatlar sunmaktadır bizlere.  Hem de diğer zamanlarla mukayese götürmeyecek türden. İnsan olmak adına, kulluk ve ümmetlik derecesine ulaşmak adına. Adam gibi adam olmak adına. Allah-u Zülcelâl’i razı etmek adına. Dünyaya kul, paraya, şehvete, şöhrete, makama, mevkiye ve her türden basitliğe esir olmamak adına…

Birlik Beraberlik Ayı Ramazan

Ramazan’ın hayatımıza kattığı güzellikler sadece bunlardan ibaret değildir pek tabii ki.  Mesela daha başka ne gibi faydaları olur? Sevgi bağlarını güçlendirir, yardımlaşmayı artırır, fakire şefkati öğretir. Cömertlik doruk noktasına ulaşır, toplum huzuru artar ve kaynaşma sağlanır. Sosyal ilişkiler güçlenir, birlik beraberlik ruhu oluşur, manevi bir atmosfer yakalanır.

Oruçla kötülüklerden uzaklaşılır. Hak gözetilirken, gönüller coşkulu olur ve toplum huzura kavuşur.  Nitekim Peygamberimiz aleyhisselatu vesselamın:

“Oruç bir kalkandır, o halde oruçlu kötü söz söylemesin. Kendisi ile çekişip kavga etmek isteyen kimseye iki defa, ‘ben oruçluyum’ desin.” (Buhârî, Savm, 9; Müslim, Sıyâm, 163.) diye buyurmuş olması bu hakikatin temel dayanağıdır.

Yine oruç tutmanın sağlık açısından da birçok faydası vardır. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem:

“Oruç tutunuz, sıhhat bulunuz.” (Taberânî, M. Evsat, 8174) buyurmuştur.

Bir yıl boyunca yorulan insan, midesini ve bağırsaklarını senede bir ay dinlendirir. Sindirim sistemi sakinleşir, böbrekler tamire girerek rahatlama imkânı bulur. Kazanılan irade kuvveti ile tiryakiliğe karşı duruş, gereksiz yeme gibi kötü alışkanlıklara direnç artar. Küçük tansiyon azalarak damarların üzerindeki baskı kalkar. Bunun gibi daha nice nice sıhhi faydalar elde edilir…

Evet, Ramazan tavsiyelerine uyarak tüm âzâlarına oruç tutturan kişiler sosyal olgunluğa erişir. İradeler güçlenerek kararlılık artırılır.

Oruç sayesinde çirkinlikler ve olumsuzluklardan uzaklaşıp, nefsin bencilliklerinden kurtuluruz. Cehennem ateşinden korunup, iyi huylu insan olmak için mücadeleci oluruz. Oruçla ahlâkımızı güzelleştirir ve geliştiririz. Çünkü Cenab-ı Hak:

“Oruç sırf benim için eda edilen bir ibadettir, onun mükâfatını da ancak ben takdir ederim.” (Müslim, Sıyâm,164.) buyurmaktadır.

Bu mükâfat ve nimetlere mazhar olabilmek ne büyük bahtiyarlıktır öyle değil mi?

Pek tabi ki, Ramazan’da sadece midemize oruç tutturmuyoruz. Tüm uzuvlarımıza tutturuyoruz. Kötü söz söylememeyi, kötü düşüncelere dalmamayı, ruhumuzu arı, duru ve berrak tutmayı da öğreniyoruz. Kendimize insan gibi yaşamanın erdemliliğini öğütlüyoruz. Yine; dünyanın fani olduğunu, açlık hissi ile açların halini, yokluğun zorluğu ile darlık ve kıtlık içindekileri, her çeşit israfın zararını.

Şu kış soğuğunda, orucun zorluklarına razı olmuş bir teslimiyetle ve gösterdiğimiz sabır ile her vaktin kıymetini de öğreniyoruz. Nefsin ve şeytanın bizi olumsuzluğa körüklemesi karşısında; bir ömür kötülüklere “dur” diyebilmenin antrenmanını yapıyoruz. Yani hangi yönüyle ele alırsak alalım oruç ve Ramazan bir eğitim olayıdır.

Aslında kendimizi eğitiyoruz oruçla. Neyin eğitimi? İnsan gibi insan, adam gibi adam, gerçek kul ve gerçek ümmet olabilme şuuruna ermenin eğitimi. İnsan gibi görünüp başka suretlerde gezinirken, bu manzaradan kurtulmanın eğitimi. Aynı zamanda oruç hazreti insan olma yolunun Kutlu Kılavuzu, Gönüllerimizin Efendisi sallallahu aleyhi veselleme tabi olmanın eğitimidir bizlere…   

Diğer taraftan kulluk iddiasında olan herkes için Ramazan’a yetişmek gerçek bahtiyarlığımız olmalıdır. Çeşitli mazeretlere bağlı kalarak oruç tutamasak dahi Ramazan’ın nimetlerinden yararlanmak gerekir. Mesela sağlık mazeretleri nedeniyle oruç tutamayanlar teravihi kılabilirler. Oruç tutanlara saygı gösterilip, açıktan yenip içilmez. Sahura kalkamasak da o gün oruç tutmalıyız. Zira birkaç saat daha fazla aç kaldık diye ziyan olup gitmeyiz.

Oruç Ruhlara Şifadır

Âdem aleyhisselamdan bugüne kadar gelmiş geçmiş bütün milletlere oruç emredilmiştir. Bütün dinlerde oruç vardır. Kuran-ı Kerimde:

“Ey iman edenler! Oruç sizden öncekilere farz kılındığı gibi, sizlere de farz kılındı. Ta ki, korunasınız.” (Bakara; 183) buyrulmaktadır. Hadisi Şerifte ise:

“Cennette reyyan denilen bir kapı vardır. Bu kapıdan kıyamet gününde yalnız oruçlular girerler. O kapıdan onlardan başka hiç kimse giremez.” (İbn Mâce, Sıyâm 2; Nesâî, Sıyâm, 43) buyruluyor.

Bunca faydası olan bir kutlu ay hiç ihya edilmez mi? Bol Kuranı Kerim okuyarak ruhlar serinletilmez mi? Demek ki oruç, normal zamanlarda kendimize serbestiyet getirdiğimiz birçok manevi hastalığın kapısını kapatabilme fırsatı veriyor. Şeytan ve onun yardımcısı olan şeytanlaşmış insanlara ve dünya nimetlerine tapınanlara, anlamlı gülüşler atabileceğimiz bir gücü sunuyor bizlere.

Öyle ise sadece ve sadece Allah’ın rızasına talip olarak gerçek anlamda insan olabilme zirvesine ulaşabilmek için, Ramazan’ın ruhuna uygunluk gerekmez mi? Bütün hal, hareket, söz, duruş ve yaşantımız disiplin altına alınmaz mı?

Oruç ibadeti ve Ramazan ayının gerçek insan olabilmemize sağladığı katkıyı pek tabiî ki sadece şekil olarak göremeyiz. Zira dinî yaşantı bir ritüelden ibaret değildir. Şayet böyle olsaydı; yemek, içmek ve anatominin disipline edilmesinden ibaret bir şekil olarak kalırdı. Oysa oruç ibadetinden maksat; âzâların orucu olduğu kadar, âzâlara yol veren dimağın, duyguya hareket veren gönlün ve hepsini bütünleyen bir ruhî derinliğin tepe noktasına ulaşabilmek de olmalıdır.

Umulur ki, aklî, duygusal ve rûhî olarak özlenen insanlık seviyesine ulaşabiliriz. Ümit ederiz ki, cennetin kapıları bu Ramazan bizim için de açılır. Umulur ki, bizim şeytanlarımız da bağlanır. Yine ümit ederiz ki, cehennem kapıları bizlere de kapanır…

Ramazan hürmetine, tuttuğumuz oruçlar hürmetine. Oruçlu bünyelerin; tüm âzâlarıyla birlikte, duygusuyla ve ruhuyla birlikte, günah, isyan ve kötülüklerden arınması hürmetine. Ramazan’da kazandığımız bütün güzel ahlak ve insani erdemler hürmetine. Yapılan ibadetler, okunan Kur’anlar hürmetine. Fahr-i Kâinat Sevgili Peygamberimiz sallallahu aleyhi vesellem hürmetine…

Ramazan ve oruç sayesinde; dünyaya yeniden doğmuşçasına tertemiz bir sayfa açarak, her anlamda yeni başlangıçlar yapabilmeyi niyaz ediyorum.

REKLAM ALANI
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ