TEFEKKÜR UFKU / Tonalite, Sömürge ve Burjuva

  • 25 Haziran 2026
  • 76 kez görüntülendi.
TEFEKKÜR UFKU / Tonalite, Sömürge ve Burjuva
REKLAM ALANI

TEFEKKÜR UFKU
Tonalite, Sömürge ve Burjuva
Dr. Cengiz Karagöz

Müzik yalnızca seslerin düzenlendiği bir sistem değil aynı zamanda bir toplumun iç dinamiklerini ve hayata bakışını da yansıtan bir aynadır. Örneğin 17. yüzyıldan itibaren şekillenen tonal sistem Batılı hiyerarşik ve sömürü düzeninden bağımsız değildir. Tonalitenin yapısı incelendiğinde Doğu-Batı ilişkilerine ve Avrupa’daki burjuvanın egemen olduğu işleyişe dair ip uçları görülür. Bu ipuçlarını görebilmek için önce tonal sistemin kendisini tanımak gerekir.
Nedir bu tonal sistem? Tonal sistem, tüm sesleri kendisine bağlayan merkezi bir tonik (ana nota) etrafında örgütlenir. Bu sistemde tonik “merkez” ya da “efendi” konumundayken, diğer akorlar ona bağımlıdır, ondan türemiştir ve daima onu yeniden üretir. Diğer notaların durumu tonik notasına olan uzaklıklarına göre ve çekim ilişkilerine göre belirlenir. Bir ses veya akor, tonik dışında bir yerdeyse gerilim hissi oluşur. Bu akor tonik akora yönelince ve orada durunca çözülme ve tamamlanma hissi yaşanır. Burada anlatılan ‘merkez-çevre’, ‘bağımlılık’ ve ‘gerilim-çözülme’ ilişkileri, yalnızca müziğe özgü teknik özellikler değildir. Aynı yapısal mantığı, burjuva toplumunun sınıf ilişkilerinde de görmek mümkündür.
Bunların burjuva toplumuyla ne ilgisi olabilir? Burjuva sınıfı da ekonomik, sosyal ve politik sistemin merkezinde yer alan belirleyici güçtür. Sınıf hiyerarşisinde ana rolü oynar ve işçi sınıfının şartlarına onlar karar verir. Onların emeklerinden beslenerek varlıklarını sürdürürler. Müzikteki hiyerarşi adeta bireylerin mülkiyet ve statü hiyerarşisini de yansıtır. Ayrıca tonal sistemdeki armoni, melodi ve nota sistemi matematiksel bir mantığa dayanır. Bu mantık rasyonalite, hesaplanabilirlik, verimlilik, öngörülebilirlik ve denetleme ideallerini yücelten burjuva sınıfının egemen olduğu toplumsal düzeni hatırlatır. Güce dayalı bir düzende hegemonyayı sağlamak için istatistiklere dayalı bir anlayışla hareket edilir. İşçi sınıfının sömürüsü de verimlilik ve hesaplanabilirlik üzerine kurulmuştur. Geleceğe ilişkin öngörülebilir hesaplar yapılır ve alt sınıfları denetleyerek üzerlerinde baskı kurulur. Buradaki disiplin modern müzikteki kuralları anımsatır. Tonal sistemde müzik, tabiattaki seslerin belirli kalıplara sokularak sıkıştırılmış ve belirli disiplinle düzenlenmiş hali olarak özetlenebilir. Şimdiye kadar anlatılanlar, tonalitenin Batı’nın kendi iç sınıf hiyerarşisiyle olan benzerliğiydi. Ancak bu hiyerarşi mantığı, Batı’nın kendi dışındaki toplumlarla kurduğu ilişkide de aynen işler.
Tonal sistem sadece Batılı toplumsal sınıfın içindeki işleyişini yansıtmakla kalmaz Batılı sömürgecilerin Doğulu toplumlara olan yaklaşımını da içinde barındırır. Modern müzik hiyerarşisi Doğu-Batı ilişkilerinde de gözlemlenebilir. Batı kendisini yer kürenin merkezine yerleştirirken Doğu medeniyetine dair ne varsa emperyalist merkezin çevresinde ya da uzağında konumlanır. Batı uygarlığı rasyonalite, gelişmişlik ve medenilik gibi kavramlarla özdeşleştirilirken Doğu ise duygusallık, geri kalmışlık ve Batılı değerlere muhtaç bir portre çizer. Doğulu toplumlar emperyalist merkeze ne kadar yaklaşırsa ve Batılı değerleri ne ölçüde benimserse aydınlığa o kadar yakındır. Tonalite sisteminde merkezde yer alan ve efendi rolünü üstlenen tonik notasının diğer notalara olan üstünlüğü Batılı ülkelerin kendilerini Doğulu ülkelere olan tanımlama biçimine oldukça benzer. Sömürgecilik düzenindeki hesaplanabilir, öngörülebilir, verime dayalı ve rasyonel yöntemler ile tonal sistemdeki notaların matematiksel dizilişi birbirini andırır. Tonalitenin bu matematiksel ve baskı kuran karakteri, aynı zamanda insan duygularını da belirli kalıplara sokma eğilimindedir. İşte bu noktada majör/minör ayrımı devreye girer.
Modern müziğin temelini oluşturan majör/minör makamları da bize bazı tüyolar vermelidir. Batı müziğinde makamların majör ve minör şeklinde ikiye indirgenmesi kısıtlayıcı bir düşünceyi de gözler önüne serer. Majör makamda mutluluk minör makamda ise hüzün vardır. Yani duygular sadece siyah-beyaz şeklinde ele alınmıştır. Halbuki insanın duyguları iki temel duyguya indirgenemez. Gri alanlar dediğimiz ara duygular, buruk sevinçler ve diğer karmaşık duygular yok mudur? Bu yaklaşım insanın duygu dünyasına dair ne kadar sığ bakıldığının da bir kanıtıdır.
Sonuç olarak, yukarıda üç farklı düzeyde ele aldığımız tonalitenin yapısı – kendi iç işleyişindeki merkez-çevre hiyerarşisi, burjuva sınıf düzeniyle kurduğu paralellik, sömürgeci Doğu-Batı ayrımındaki yansıması ve nihayet majör/minör aracılığıyla duyguları ikiye indirgemesi – Batı uygarlığının dünyaya ve insanlığa bakışıyla ilgili önemli fikirler vermektedir. Tonalitedeki gerilim ve çözülme dinamiği, Batı uygarlığının diyalektik ve çatışmacı mantığını yansıtır. Dahası makamların majör ve minör olarak iki temel duyguyla sınırlandırılması insanın tabiatına ilişkin yüzeysel bir bakışın göstergesidir.

REKLAM ALANI
REKLAM ALANI
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ