KAPAK / Allah-u Zülcelâl’in Razı Olduğu Aile İçin
KAPAK
Allah-u Zülcelâl’in Razı Olduğu Aile İçin
Abdullah Sofuoğlu
Allah-u Zülcelâl âyet-i kerimede buyuruyor:
وَمِنْ اٰيَاتِهٖٓ اَنْ خَلَقَ لَكُمْ مِنْ اَنْفُسِكُمْ اَزْوَاجاً لِتَسْكُـنُٓوا اِلَيْهَا وَجَعَلَ بَيْنَكُمْ مَوَدَّةً وَرَحْمَةًؕ اِنَّ فٖي ذٰلِكَ لَاٰيَاتٍ لِقَوْمٍ يَتَفَكَّرُونَ
“O’nun ayetlerinden biri de kendileriyle sükunete ermeniz için size kendi cinsinizden eşler yaratması ve aranızda bir meveddet (sevgi) ve merhamet var etmesidir. Şüphesiz bunda, tefekkür eden bir toplum için nice dersler ve ibretler vardır.” (Rum; 21)
Allah-u Zülcelâl âyet-i kerimede “sükunete ermeniz için,” ifadesiyle, müslümanın aileyi huzur ve sükûnet kaynağı, eşini de kendisiyle huzur ve mutluluk bulacağı varlık olarak görmesini hedeflemektedir. Bir yuva kurmaya adım atan insan evvela nikahı ve Mümin eşini Allah’ın bir ayeti, hayranlık uyandırıcı bir nimeti olarak görmelidir.
Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem bir hadis-i şerifinde:
“Kadınlar erkeklerin diğer yarısıdır,” (Ebu Davud, Taharet 94) buyurmuştur.
Bir ailede erkek ve kadın, biri olmadığında diğeri yarım kalan bir bütünün iki parçası gibidir. Allah-u Zülcelâl erkek ve kadını; birbiriyle iş birliği yapsınlar, hayatı kolaylaştırsınlar ve helâl dairede mutlu olsun, mutlu etsinler gibi birçok hikmetler gereği birbirini tamamlayacak bir fıtrat üzere yaratmıştır.
Âyet-i kerimede geçen meveddet ve rahmet kelimeleriyle ilgili olarak tefsirlerde değişik yorumlar yapılmıştır. Allah-u Zülcelâl erkek ve kadın arasında güçlü bir çekim, sevgi bağı ve merhamet hissi yaratmıştır. İki farklı insanı bu bağlarla birbirine bağlaması, insana yakışan iffetli bir hayat tarzıyla mutluluğu helâl dairesinde aramalarını sağlamaktadır.
Meveddet duygusu alelade bir hoşlanma ve beğenme hissinden ibaret değildir; mesuliyet hissini de içinde barındıran kuvvetli bir sahiplenme ve esirgeme duygusuna işaret eder. Ailenin temelinde bulunan sevgi bu şekilde güçlü bir bağdır. Merhamet hissi de yine eşini her halükârda hoş görüp, hatalarını bağışlayıp, güzel muamele etmesini ifade eder.
Ailenin bu hisler üzerine bina edilmesi, yüce Allah’ın insanlığa en büyük lütuflarındandır. Âyetin sonunda ifade buyurulduğu üzere iyi düşünen kimseler için bundan çıkarılacak önemli dersler vardır.
Neslin Korunması
İslam dini beş şeyi korumayı hedefler. Bunlar, hayatı, aklı, dini, nesli ve malı korumaktır. Aileyi korumak, başta nesil olmak üzere bu beş şeyin de korunmasına yardımcı olur.
Allah-u Teâlâ sağlam bir iman ile sâlih ameller işleyen, güzel ahlâk ve şahsiyet sahibi olan kullarına henüz dünyadayken de nimetler verir. Bu nimetlerin başında da güzel bir aile kurmak gelir.
Allah-u Zülcelâl insanı aile içinde yaratmış, bir anne ve babaya emanet etmiştir. Aciz bir bebekken ona annesi bakar, büyüdüğünde babası ihtiyaçlarını karşılar, terbiye verir, hayata hazırlar. Gelecek nesillerin güçlü şahsiyetlere sahip olarak yetişmesi için ailenin büyük önemi vardır.
Kadın ve erkekten oluşan, çocuklarla gelişen, büyük anne büyük babalarla, hısım-akraba ve komşularla topluma dönüşen aile kurumu bütün güzel ahlâk ve faziletin öğretildiği bir mektep gibidir.
Sağlıklı nesiller ancak güzel bir aile yuvasında yetişir. İnsanın farklı duyguları tattığı, vicdan hassasiyetinin geliştiği, manevî duyguların oluştuğu yer ailedir.
Son zamanlarda psikolojik problemlerin artmasıyla birlikte bu alanda yapılan araştırmalarda da artış görülmektedir. Bu araştırmalar göstermektedir ki aile huzurunun olmadığı bir yerde hem eşlerde hem de o yuvada gözlerini açan yavrularda ciddi problemler görülmektedir. Hatta psikolojik problemler bedeni hastalıkları da tetiklemekte ve karşılıklı olarak ruh ve beden sağlığı kötü etkilenmektedir. Elbette bunun sonucunda insanlar yaratılış gayelerini gerçekleştirmek yerine bu sorunlarla boğuşup durmaktadır. Yani hayat ziyan olmakta, Allah’ın lütfu olan nimet ve imkanlar yerli yerince kullanılmayıp bazen kötü alışkanlıklara sarf edilmektedir.
Alkol, kumar, uyuşturucu veya dijital bağımlılık gibi çeşitli bağımlılıklar üzerine yapılan araştırmalar göstermektedir ki, bu sorunların ortaya çıkmasında aile huzuru yönünden yaşanan sıkıntıların büyük önemi vardır.
Elbette bu sorunlar sadece ailelerin hatalarına bağlanamaz. Sorunlarda birçok faktör etkilidir. Ama ailenin çocuğuna sunmadığı veya eksik sunduğu şeylerin de tetikleyici bir faktör olabildiği görülmektedir.
Aile Sığınaktır
İnsanlar eşit yaratılmamıştır. Bazı kişiler musibet ve imtihanlardan güçlenerek çıkarlar. Bazıları ise ufak tefek bir sıkıntıyı bile yanlış davranışlara mazeret olarak görebilir. Her iki durumda da sevgi dolu huzurlu bir aile atmosferinin önemi büyüktür.
Huzurlu bir aile, başa gelen musibetlerin hafif atlatılmasını sağlarken aile huzursuzluğu ise küçük problemlerin bile büyüyüp başlı başına bir musibet haline gelmesine sebep olabilir. Bunu hepimiz biliriz.
İnsanın, hayatta karşılaşabileceği her türlü imtihanda da en büyük sığınağı aile yuvasıdır. Bir çocuk veya bir gencin dış dünyada karşılaştığı imtihanlarla sarsılan ruh halini sakinleştireceği yer de aile yuvasıdır. Aile yuvası; günümüz gençlerini bilhassa günahtan, haramdan, yalnızlıktan veya ayartıcı kötü arkadaşlardan koruyacak olan güçlü bir sığınaktır.
Eğer, “O halde neden bugün Müslümanlar bu halde? Neden ailelerde geçimsizlik, bereketsizlik, huzursuzluk var? Neden gençlerde çeşitli sorunlar, sıkıntılar görülüyor?” deniliyorsa bunun cevabı; “Demek ki biz bir yerlerde hata yapıyoruz. Allah’ın hidayetine tam uymuyoruz. İslâm’ın emir ve tavsiyelerini hakkıyla hayata geçiremiyoruz,” demektir.
Mutlu Aile İçin
Ailedeki mutluluk, karı ile koca arasındaki sevgi ve saygıya bağlıdır. Fakat bu sevgi dış görünüşe, maddiyata, dünyevî arzulara bağlı bir sevgi olursa ona güven olmaz. Asıl Allah’ın rızası gözetilen bir sevgi olursa bu sevgi güvenilir bir sevgidir.
Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellemin bildirdiği bir hadis-i kutsîde Allah-u Zülcelâl kullarına şöyle müjde veriyor:
“Benim rızam için birbirlerini sevenlere, benim için bir araya gelenlere, benim için ziyaretleşenlere, benim için birbirlerine harcayanlara benim sevgim vacip olur.” (Muvatta, Şi’r 16)
Bu hadis-i şerif birbirini Allah’ın rızası için seven herkes için geçerlidir. Hoca talebesini, talebe hocasını, cemaat arkadaşları birbirlerinin Allah için sevdikleri zaman bu sevgiye Allah-u Zülcelâl daha büyük bir sevgiyle mükâfat verir. Aynı şekilde karı kocanın da birbirini Allah’ın rızasını gözeterek sevmesi de aynı şekilde mükâfatlandırılır.
Allah’ın rızası için sevenler, merhametli, şefkatli, ihsan sahibi ve fedakardır. Birbirlerini kusurlarını örter, sırlarını saklarlar. İyiliklerine nankörlük etmez, kadir kıymet bilirler. Birbirlerini halinden anlamaya, ihtiyacını gidermeye çalışırlar.
Rabbimiz âyet-i kerimede:
“Kadınlar sizin için elbise, siz de onlar için elbisesiniz,” (Bakara; 187) buyurmaktadır.
Yani karı kocalar birbirini bir elbise gibi sarar sarmalar, ihtiyacını giderir, korur ve kusurlarını örter. İnsan elbisesiyle ne kadar yakın ise karı koca da birbirleriyle aynı şekilde çok yakındırlar. Onların dışındakiler ise aralarında olup bitenden haberdar olmamalıdırlar. Huzurlu bir ailede aile sırları evin duvarlarından dışarıya sızmaz.
Sorumlulukları Yerine Getirmek
Aile yuvasını ayakta tutmak kolay değildir. Maddî manevî birtakım görev ve sorumlulukların düzenli bir şekilde yerine getirilmesi gerekir. Sorumluluk duygusuna sahip olmayan insanla aile kurulmaz. Böyle bir yuvada huzur olması beklenmez.
İslâm’ın ana gayelerinden biri sorumluluk duygusuna sahip şahsiyetler yetiştirmektir. Bir müslüman bilir ki, onun Allah’a karşı kulluk görevleri vardır, ailesine karşı mesuliyetleri vardır, cemiyete karşı sorumlulukları vardır. Bu sorumluluklara riayet edilmesi aile huzur ve saadetinin gerçekleşmesinde en önemli faktördür.
Peygamberimiz sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurmuştur:
“Bilesiniz, kadınlarınız üzerinde hakkınız var, kadınlarınızın da sizin üzerinizde hakkı var. Onlar üzerindeki hakkınız, yatağınızı istemediklerinize çiğnetmemeleridir. İstemediklerinizi evlerinize almamalarıdır. Bilesiniz onların sizin üzerinizdeki hakları, onlara giyecek ve yiyeceklerinde iyi davranmanızdır.” (Tirmizi, Tefsir, Tevbe 3087)
Ailenin reisi olan erkeğin hanımını ve çocuklarını kimseye muhtaç etmeyip ihtiyaçlarını gidermesi o ailedeki yerini güçlendirir. Buna karşı hanım da kocasının helâl kazancıyla yetinmeyi bilmeli, başkalarıyla kıyaslamamalı, hakkından fazla şeyler isteyip onu sıkıntıya düşürmemelidir. Ailede tasarruf kaidelerine riayet ederek kazancıyla geçimi sağlamaya çalışmalıdır.
İktisatlı davranan bir insan azı bereketlendirir, müsrif davranan insan ise bolluk içinde bile huzur bulamaz. Bunun için de müminler asıl mutluluğu maneviyatta aramalıdır.
Gönlünde Allah’ın sevgisi olmayan, asıl gayesi âhiret muradı olmayan bir insan hiçbir şeyle tatmin olmaz. Gönlü Allah’ın sevgisiyle dolu insan ise huzurludur, huzur verir.
Mümine hanıma yakışan odur ki kocasının ailedeki yerini güçlendirir, ona karşı saygılı olma hususunda çocuklarına güzel örnek olur. Ailede nezaketli bir dil kullanmaya özen gösterir. Güler yüzüyle tatlı diliyle evde mutluluk ve huzur kaynağı olur. Çocuklarının güzel terbiye alması için yardımcı olur. Aile şerefini korur.
Buna mukabil aile reisi olan erkek de hanım ve çocuklarına karşı yumuşak davranmalı, incitici söz ve davranışlardan sakınmalıdır. Zira yumuşak huyluluk muhabbeti ve merhameti artırır, kabalık ise nefreti ve husumeti.
Peygamberimiz aleyhisselatu vesselam bu konuda şöyle buyuruyor:
“Mü’minler arasında imanca en kâmil olanı, ahlâkça en güzel olanıdır. En hayırlınız da ailesine hayırlı olandır.” (Tirmizi, Radâ 11)
Aile yuvasında mutluluğun sırrı karı kocanın birbirine karşı güzel ahlâk ve davranışında gizlidir. Yapılan araştırmalara göre ailede en fazla huzursuzluk sebebi, eşlerin birbirini çok eleştirmesi, değiştirmeye çalışmasıdır. Yine yapılan psikolojik testlere göre hiçbir insan eleştiri sebebiyle değişim göstermemektedir. Bu sebeple kırıcı sözler ve eleştiriler husumetin derinleşmesinden başka bir şeye yaramamaktadır. Öyleyse yapılacak tek şey bazı şeyleri olduğu gibi kabullenmektir.
Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyuruyor:
“…Onlarla hoşça, güzelce geçinin. Şayet onlardan hoşlanmayacak olursanız, olabilir ki bir şey sizin hoşunuza gitmez de Allah onda birçok hayır takdir etmiş bulunur…” (Nisa; 19)
Dünya cennet değildir; her şey hoşumuza gittiği şekilde olacak diye beklemek beyhudedir. Öyleyse bu fani hayatta büyük hedefler için ufak tefek sıkıntılara sabretmek gerekir. Mümin bir eşle birlikte evlatlar yetiştirmek, yaşlılık zamanında birlikte ibâdet etmek gibi güzel amaçlar için bazı huylara sabretmek en iyisidir.
Allah-u Zülcelâl bizleri sâlih amellerde yardımlaşan sâlih ve sâliha kullarından eylesin. Âmin.